Alaattin BÖLÜKBAŞ

1957 - 20 Ekim 1980


1957 yılında Çamaş'ın Çavuşbaşı Köyü'nde doğdu. Ailesi onu, ismini kısaltarak 'Ali' diye çağırırdı. Ölümünden sonra doğan yeğenine de 'Alaattin' ismi verildi ve ona da aile içinde 'Küçük Ali' dendi.. Alaattin Bölükbaş, ilk ve ortaokulu köyünde, liseyi İstanbul'da okudu. Devrimci düşüncelerle İstanbul'da Eyüp Lisesi'nde okuduğu yıllarda tanıştı. Liseyi bitirdikten sonra bir süre inşaatlarda işçilik yaptı.1979 yılında köyüne döndü.

Bir arkadaşı anlatıyor:

"Alaattin İstanbul'dan köye döndüğünde, köyde her tarafta faşistlerin yazı ve afişleri vardı. Alaattin birkaç arkadaşıyla birlihte, güpegündüz afişleri yırttı, yazıları sildi. Faşistlerin çoğıı Alaattin'i çocııkluğundan tanırlardı ve eski arkadaşlarıydı. Müdahale etmek istedilerse de Alaattin çok sert tepki gösterdi. Bunun üzerine oradan uzaklaştılar. Zaten, hemen o gece Alaattin ve birkaç samimi arkadaşı bütün köyü devrimci yazılarla doldurdular.''

Alaattin Bölükbaş, üniversite sınavları için kısa bir süre İstanbul'a gidip döndükten sonra bütün enerjisini ve zamanını Çamaş'taki devrimci mücadelenin geliştirilmesine ayırdı.1979'da, örgütlemesine kendisinin de aktif olarak katıldığı Fındık Mitingi'nin ardından faşistlerin dövülmesi olayına karıştığı gerekçesiyle gözaltına alındı, kısa süre sonra serbest bırakıldı. Aynı yılın Kasım ayında, bu kez bir faşistin öldürülmesi olayı nedeniyle gözaltına alındıysa da yine serbest bırakıldı. Öyle ki artık Çamaş ve civarında gelişen her olayın ardından Alaattin Bölükbaş aranır olmuştu.1980 başlarında, Çamaş'ta tefecilik yapan Lütfü Sade'ye borçlanmış bir köylünün borçlarını arkadaşlarıyla birlikte "silince", tefecinin şikayeti üzerine hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı ve bir süre Çamaş dışında çeşitli bölgelerde faaliyet göstermek durumunda kaldı. Bu dönemde bile Çamaş'ta olan kimi olaylar nedeniyle, Alaattin Bölükbaş aranıyordu. Arandığı dönemde sık sık evine baskınlar yapıldı ve ailesine eziyet edildi.

2 Temmuz 1980'de, bölgedeki devrimci mücadelenin önder isimlerinden Şehittin Tırıç'ın öldüıülmesinin ardından Çamaş yöresinin sonzmluluğunu Alaattin Bölükbaş üstlendi.

Alaattin Bölükbaş,12 Eylül'ün ardından kırsal kesimde silahlı direniş hareketinin örgütlenmesi çalışmalarına katıldı. Kış hazırlıklarının başladığı günlerde, bazı işlerini tamamlamak için bir arkadaşıyla birlikte köydeki evlerine geldi. Tarih 20 Ekim 1980'di. Eve gelişini gören faşistler tarafından Çamaş'taki askeri birliğe ihbar edildi. Faşistlerin kılavuzluğunda köye gelen askeri birlik, önce Alaattin Bölükbaş'ın amcasının evini bastı, ardından köyden çıkabileceği yollara pusu kurdu. Bir grup asker, Alaattin Bölükbaş'ın evine gelerek, evi dışardan yaylım ateşine tuttu.

Olayın bir tanığı anlatıyor:

"Askerler eve ateş açınca, Alaattin ve arkadaşı evden dışarı fırlayarak koşmaya başladılar. Ateş devam edince Alaattin kendini bir hendeğe attı. Diğeri koşmaya devam etti ve şans eseri yara almadan menzil dışına çıkıp kurtuldu. Ateş bir ara kesilince Alaattin hendekten fırlayıp tekrar koşmaya başladı 500 metre gitmişti ki, bu defa başka bir grup asker önünü kesti:"

Askerler tarafından önü kesilen Alaattin Bölükbaş, askerlere, "Ben, halkım için mücadele eden bir devrimciyim; sizler de halk çocuklarısınız. Silahımı boşaltıyorum; ateş etmeyeceğim. Bırakın geçeyim" dedi. Bunun üzerine şaşıran askerlerle Alaattirı Bölükbaş arasında bir süre karşılıklı sessiz bekleyiş oldu. O esnada askerlere komuta eden Asteğmen Refik ve kılavuzluk yapan, asker elbisesi giydirilmiş faşistler geldiler. Asteğmen Refik, silahını Alaattin Bölükbaş'a doğrultarak "Alaattin Bölükbaş sen misin?" diye sordu. "Benim, ne olacak?" cevabı üzerine silahını ateşledi ve Alaattin Bölükbaş'ı sol bacağının üst kısmından vurdu. Yere düşen Alaattin Bölükbaş slogan atmaya başladı. Bu vaziyette bir saatten fazla bir süre yerde yaralı olarak bekletildi. Alaattin Bölükbaş, Ordu Valisi Reşat Akkaya'ya suikast girişiminde bulunan grubun içinde olduğundan, bölgede yaşayanların iddiasına göre hakkında gizli bir "vur emri" çıkarılmıştı. Nitekim Asteğmen tarafından bu şekilde vurulup, yaralı olarak bekletilmesinin nedeni buydu.

Olayın bir tanığı anlatıyor:

"Sonra köyden birini çağırıp Alaattin’i sırtına yüklediler ve köye taşıttılar. Alaattin çok uzun boyluydu. Ayakları yere sürtünce bu defa Çavıışbaşı Belediye Başkanı’nı getirtip ayaklarından tutturdular. Bu ara Alaattin sürekli slogan atmaya çalışıyordu; ama sonra sesi kısıldı ve tamamen sustu. Belli ki ölmüştü. Ölüsünü evinin önüne getirdiler. Anası cenazenin askerler tarafından götürülmesine izin vermedi. Doktoru otopsi için köye getirdiler; otopsisi evde yapıldı. Alaattin'in anası askerlere beddua edince, askerlerden biri "Ana, onu biz öldürmedik, öldüreni de, öldürteni de siz iyi bilirsiniz" demiş."

Alaattin Bölükbaş'ın öldürüldüğü 20 Ekim'i 21 Ekim'e bağlayan gece bölgedeki devrimciler Çavuşbaşı'na geldiler. Ertesi sabah yapılan cenaze törenine ellerinde silahlarıyla katıldılar. Törenin ardından Alaattin Bölükbaş köyünde toprağa verildi.

 


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org  


 
 
 
 
 
 



Unutulmasınlar Diye