Zafer MÜCTEBAOĞLU

1954 - 15 Ekim 1982
 


1954 yılında Kastamonu'da doğdu.

1976 yılında ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencisi iken ODTÜ- DER örgütlülüğü altında devrimci çalışmalara başladı.
10 Eylül 1978'de, Ankara Emek mahallesinde faşistlere karşı gece nöbeti tutarken silahıyla birlikte yakalandı ve 2 ay tutuklu kaldı. Cezaevi'nden çıkınca ODTÜ'ye döndü ve Fen-Edebiyat Fakültesi'nin soıumluluğunu üstlendi.

Arkadaşı Osman Sirkeci anlatıyor:

"Ben Zafer ile ODTÜ'deki öğrenciliğim sırasında tanıştım. Onunla 6. yurtta aynı katta kaldık. Zafer, Devrimci Yolcu, ben, Halkın Yolu taraftarı idim. Onunla o günlerde siyasi yapılanma gereği 6. yurtta ÖTK Yurt Temsilciği seçimlerinde politik rakip olurduk. Ama bu rekabet hiçbir zaman onunla aramızdaki devrimci, insani dostluğa engel olmamıştı.

Aradan 13 yıl geçmiş olmasına rağmen, hatıralarım arasında dolaşırken, o gülümseyen çehresiyle canlı bir anı olarah Zafer kardeşime sık sık rastlarım. Onun ölümüne kendi yoldaşlarımdan, yakınlarımdan birini yitirmişşesine üzülmüştüm.."

1979 yılında ODTÜ-ÖTK (Öğrenci Temsilciler Konseyi) Yürütme Kurulu'na seçildi. Aynı yıl ÖTK faaliyetleri nedeniyle tekrar tutuklandı; 141. maddeden açılan dava nedeniyle Mamak Askeri Cezaevi'nde 10 ay tutııklu kaldı. 1980 Mayıs ayındaki tahliyesinden sonra bölge çalışmalarına katıldı. Etlik Yahya mahallesinde .sorumluluk üstlendi. 12 Eylül sonrasında da bölgedeki devrimci çalışmalarını sürdürdü. 20 Nisan 1981 günü yakalandı ve DAL'da sorgulandı. Ağır işkencelerden sonra tutuklanarak Mamak Askeri Cezaevine konuldu.

Arkadaşı Halil Genç anlatıyor:

"Birden, uzaklardan bir kilidin açıldığını işitti. Ayak seslerine bakılacak olursa kalabalık olmalıydılar.

Sesler yaklaştı, yaklaştı ve koğuşun tam önünde durdu. Sesler koğuşa girdiler. Sonra da, kısa bir sessizlik oldu. Sonra bir elin ayaklarından tutup sertçe sarstığını duyunca irkildi. Dirseklerinin üstünde doğrulmaya çalıştı. - "Yeni gelen sen misin lan?" Soran bir çavuştu. ,Sapkasının gölgeliği, tepeden vuran ışıkta yüzünü gölgede bırakıyordu. - "Evet." "Adın?"- "Zafer. ZaferMüctebaoğlu."-"Ellerin mi tutmuyor senin?" dedi başka bir ses. Başını o yana çevirdi, soran bir yüzbaşıydı. - "Evet" dedi kısaca."Uzat bakayım şu tutmayan ellerini!" Uzattı, ellerinin üstü katmerleşmişti kirden. Tırnakları uzamıştı. Parmaklarındaki kablo yanıkları kabarmış, irin toplamıştı. Yüzünü buruşturdu beriki. Mırıldanarak birşeyler söylediyse de, ne söylediği anlaşılmadı. "Götürün şunu banyoya!" dedi sertçe. Banyo mu? Bu kadarı olamazdı doğrusu. Önce iğrenir gibi azarla, küfür et, arkasından da banyoya ha? Üstelik de gecenin bu saatinde... Zafer, bunları düşünürken, askerler koğuşu dolaşıyorlardı. Ne yapması gerektiğini kestiremedi önce. Kendisine en yakın askere duyurmaya çalıştı; - "Ben..." dedi yavaşça, "Yeni geldiğim işin havlum filan yok. Acaba...". Asker gidip iletti bunu yüzbaşıya. - "Götürün!" dedi yüzbaşı kısaca. Saat üçü beş geşiyordu. Dar koridorlardan geçtiler. Kilitler açıldı kapandı. Dar ve kısa bir koridorun sonundaki tahta kapının önünde durdular. Kalabalıklaşmıştı askerler. Önce sol baştaki elektrik düğmesine uzandı gardiyan. Sonra da iki eliyle hafifçe iteledi, yere yakın bölümü ıslanarak kararan tahta kapıyı... Herşey biranda başladı. Arkasına yediği müthiş bir tekmeyle, ellerini bile kullanamadan yüzükoyun uzanıverdi banyonun içine. Uçtu adeta. Sıra beklemeden ve itişerek doluşan askerlerin postallarını örtebilecek kadar su vardı yerde. Zafer, iki büklüm, şöyle bir kıvrandı: Soluğu kesilmişti. Sol koluna dayanıp sırtüstü uzanacak oldu, beceremedi. Yağmur gibi cop yağmaya başladı. Nereden geldiğini göremediği, anlayamadığı bu cop sağanağından sakınmaya çalıştı kendini; ellerini kaldırdı şöyle bir; sonra cop darbeleriyle iki yana düştü kolları. ( ..) Zafer'in cezaevindehi sessiz ölümü böyle bir uğursuz gecede başlamıştı işte..."

Ankara Devrimci Yol davasından yargılanırken Mamak Cezaevi'ndeki işkence ve baskı koşullarında 15 Ekim 1982 günü yaşamını yitirdi.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org