Kenan AYDIN

1954 - 22 Nisan 1981


1954 yılında Şavşat'ın Pınarlı Köyü'nde doğdu. Köy imamının ikinci çocuğuydu. İlkokulu köyünde , ortaokul ve liseyi Şavşat'ta okudu. Okul yıllarında resim yapmaya çok meraklıydı ancak bu ilgisini geliştirebilecek imkan bulamadı.

Kenan Aydın'ın devrimci düşüncelerle tanışması da bu yıllara rastlar. İlk siyasal etkinliklere lise öğrencisi olduğu dönemde katıldı. Liseyi bitirdikten sonra Hukuk Fakültesi'nde okuyan amcaoğluyla birlikte bir yıl İstanbul'da kaldı. Sonra askere gitti. Çavuş olarak yaptığı askerliği oldukça sorunlu geçti. Emre itaatsizlik nedeniyle defalarca ceza aldı.

1978 ilkbaharında askerliği bitince Şavşat'a döndü ve Pınarlı Köyü'ne yönelik faşist saldırılara karşı örgütlenme ve mücadele içinde yer aldı.

1978 yılına kadar faşistlerin denetiminde olan Pınarlı Köyü faşistlerin kendilerine yönelik baskılarından usanarak topluca tavır aldılar. MHP'lilere karşı adeta bir ayaklanma şeklinde gelişen bu tavır alış, faşistler köyden sökülüp atılana kadar sürdü. Bu süreç köy halkının faşistlere karşı birbirlerine kenetlenmelerine de yol açtı. Sonrasında sık sık gündeme gelen faşist saldırıları da elbirliğiyle geri püskürttüler. Kenan Aydın da Pınarlı Köyü'nde süren anti-faşist mücadelenin önde gelen isimlerinden biriydi.

12 Eylül'ün ardından Pınarlı Köyü'nden yüzden fazla insan silahlanarak dağa çıktı. Ancak bu kadar insanın, üstelik kış koşullarında dağda barınması imkansızdı ve birçoğu köye geri döndüler. Kenan Aydın'ın da içinde bulunduğu bir grup devrimci, dağda kalarak kendilerine barınma koşulları yaratmaya çalıştılar.

Bir arkadaşı anlatıyor:

"Kenan sığınak yapmakta çok ustaydı. O kadar ki; herkesin yorulup bitkin düştüğü zamanlarda bile o ısrarla çalışmaya devam ederdi. Kafasında hep köy halkının da barınabileceği sığınaklar yapma fikri vardı. Bir de yaz geldiğinde içine su tesisatı kuracağı bir sığınak projesi vardı. Ömrü yetmedi. Ayrıca herkesin kendisine kişisel barınma imkanları yaratması gerektiğini söylerdi. Hatta yerini sadece kendisinin bildiği bir sığınağının olduğunu da bilirdik. O sığınak ölümünden sonra da bulunamadı. Kim bilir nerededir?"

Kenan Aydın, 22 Nisan 1981 gecesi asker ve polislerden oluşan devlet güçlerinin düzenlediği bir operasyonda, sığınak nöbeti sırasında çatışmayla öldürüldü.
Kenan Aydın'ın da içinde bulunduğu silahlı direniş grubu 1980'i 81'e bağlayan kışı dağdaki sığınaklarında geçirmişti. Karda iz bırakmak kaygısıyla ve çok yoğun operasyonların yaşanıyor olması nedeniyle köye ancak bir kaç kez inmişlerdi. Bahar geldiğinde Pınarlı Köyü'yle olan ilişkileri daha bir sıklaşmıştı.

Yine Nisan'ın sonlarına doğru bir gece iki grup halinde köye indiler. Kenan Aydın'ın grubu herhangi bir olay çıkmadan sığınağa geri döndü, ancak diğer grup köyde kurulan bir pusuya düştü. Gruptan iki kişi pusudan kurtulup köyü terkettilerse de üçüncü kişi çatışmaya girmek zorunda kaldı. Buna rağmen o da pusudan kurtuldu ve takip edilme ihtimaline karşı yolu uzatarak sığınağa döndü.

Yaşanan bu olayın ardından operasyonların yoğunlaşacağını tahmin eden devrimci grup yüksek bir yere nöbetçi koyarak tedbir aldı. Nitekim yanılmamışlardı. Kalabalık bir askeri birlik, köyde muhbirlik yapan orman muhafaza memuru Talat Altun'un kılavuzluğunda sığınağın bulunduğu bölgeye doğru ilerliyordu. Bunun üzerine devrimciler sığınağı iyice kamufle ederek ormanlık yamaca çekildiler. Ancak operasyon güçleri sığınak yakınlarında unutulan bir post ve dürbünü bulunca aramalarını yoğunlaştırdılar. Ardından ayak izlerine de rastlayan asker ve polisler devrimci grubu takip etmeye başladılar. Bölgedeki doğa şartları çok çetindi. Ormanda dize kadar kar içinde bata çıka yürüyerek iki tepe aşan operasyoncuların takati kesildi ve takibe son verdiler. Bu arada Yaşmeşe ve Deliklitaş yörelerini aşan devrimci grup Kudretler'den Satarlar'ın başına ulaşmıştı. Burada geçici bir sığınak yaptılar. Birkaç kişi Pınarlı'ya giderek durumu inceledi ve yiyecek alarak geri döndü.

Sabah Meşeli Köyü'nden bir köylüye rastladılar. Köylünün her tarafı çürük içindeydi. Askerler bütün köyü dayaktan geçirmişti ama belli ki sığınağın yerini bulamamışlardı. Bundan emin olunca bir grup sığınağa gidip gerekli malzemeleri alarak geri döndü. Sonraki gün grubun ikiye ayrılması kararlaştırıldı. Kalan grup bulundukları yere yeni bir sığınak yapacaktı; birileri tarafından görülmeleri halinde ise bölgeyi kesinlikle terkedecekler ve kararlaştırılan başka bir yerde diğer grupla buluşacaklardı. Kalan grup, sığınak inşası sırasında Meşeli'den bir köylü tarafından görüldü; onlar da köylüyü gördüler ve kimseye bir şey söylememesi konusunda uyardılar. Ancak köylü gördüklerini karakola anlattı. Sığınak yapan grup ise önceden verilen kararın aksine bölgeyi terketmeyerek işlerini sürdürdü.

İhbarı alan Şavşat'daki askeri birlikler, Yzb. Mustafa Eken ve Komando Yzb. Ahmet komutasında iki koldan bölgeye ulaştılar. Meşeli Köyü muhtarını da yanlarına alan operasyon güçleri geceyarısından sonra devrimcilerin bulunduğu Bozsu mevkiine vardılar. Grubun yeri tespit edilince yaylım ateşi açtılar. O esnada Kenan Aydın nöbetteydi.

Uykularından fırlayan grup önce neye uğradığını şaşırdıysa da karşı ateş açarak geri çekildiler. Operasyon bölgesinden çıkmayı başardıklarında Kenan Aydın'ın aralarında olmadığını farkettiler.

Pınarlı Köyü'nden bir köylü anlatıyor:

"Gece uzaktan gelen silah sesleriyle uyandık. Aradan bir zaman geçti; askerler geldiler, birini vurduklarını, teşhis edemediklerini söylediler. Köyden bu işlere meraklı Turan Çelik'i alıp götürdüler. Sonradan Kenan'ın akrabalarını da olay yerine çağırdıklarında öldürülenin Kenan olduğunu anladık. Cenazeyi akrabalarına taşıttılar. Cenaze eve geldiğinde Kenan'ın yaşlı Hayriye ninesi, uzatmalı çavuş Bahri'nin yakasına yapıştı, beddua etti. Bahri Çavuş kadını tartaklayıp bağırdıysa da geriletemedi. Başa çıkamayacağını anlayınca da askerleri toplayıp köyden çekip gitti. Ertesi gün Kenan'ın cenazesi toprağa verildi. Pınarlılar, Veliköylüler, başka köylerden duyanlar gelmiş, herkes cenazedeydi.."

Devrimci grup ertesi gün Kenan Aydın'a ne olduğunu anlamak için olay yerine döndü. Sığınağın önünde, bir ağaç kütüğünün dibinde kan izleri görünce Kenan Aydın'ın vurulduğunu anladılar. Kütüğün dibinde bir de, Kenan Aydın'ın silahından atıldığı belli olan 9 mm.'lik üç boş kovan buldular.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org