Gökalp Çiftçioğlu

1959 - 4 Mart 1982


1959 yılında Eskişehir'de doğdu.1976'da Hacettepe Üniversitesi, Sosyal ve İdari İlimler Fakültesi'ne kayıt yaptırdı. Üniversitede Devrimci Yol hareketinin içinde yer aldı.

1977 yılında Ankara'nın Keçiören mahallesinde bölge çalışmalarına başladı.1979'da İncirli, Piyangotepe bölgelerinde sorumluluk üstlendi. Bu dönemde Soner İlhan'la birlikte lncirli Halkevi'nin açılmasına önayak oldu.1980'den sonra Zekeriya Aydemir'in ekibi içinde Devrimci Savaş Birlikleri, içinde yer aldı.

4 Mart 1982'de İstanbul Seyrantepe'de polisle girdiği silahlı çatışmada öldürüldü.

Annesi anlatıyor:

"Sevgili Gökalp'im,

12 Mayıs 1959'da Eskişehir'de beni hiç üzmeden dünyaya geldiğinde, yaşamının bu kadar zor ve kısa olacağını hiç düşünmemiştim.
Beklediğimiz erkek evlattın, ama o kadar zayıftın ki, görenler senin yaşayacağını hiç ummamışlardı. Oysa sen herkese inat yaşadın; hem de kısacık yaşam sürene çok şeyler sığdırarak...

Küçücük yaşından itibaren benim desteğim oldun. Yaşamımızdaki zorluklara seninle birlikte karşı koyduk. Hep kararlıydın, isteklerine karşı çıkılmasına rağmen; hiç sesini çıkarmadan kendi doğrularını a gerçekleştirirdin.

Şimdi Gökalp'im, seni kaybedişimin üstünden tam 11 yıl geçti. I1 yıl önce 4 Mart 1982'de, İstanbul Seyrantepe deresinde, uzak mesafeden ayaklarına 2, yakın mesafeden o güzel başına 2 el ateş edilerek katledildin.

Simdi seni ve onurlu yaşamını özlemle düşünürken, böyle bir evladı dünyaya getirdiğim için gurur duyuyorum.

İyi ki doğdun Gökalp'im...

Annen."

Arkadaşı Mehmet Cemal Çarmıklı anlatıyor:

"İstanbul'a gelip de bundan sonra tepelerde çalışacağını öğrendiğinde "Buralar da İstanbul'un dağları galiba" demişti. "İyi bir gerilla önce yöreyi iyi öğrenmeli" diyerek başladık dere tepe gezmeye. Gökalp, bütün dolaşmalarımıza rağmen bir türlü yön tayini yapamıyordu. Her zaman gideceği yeri 'Bu tarafta, bu sefer eminim" deyip ters istikameti gösterirdi. İnsan ilişkilerinde, özellikle de çocuklarla ve yaşlılarla ilişkilerde oldukça becerikliydi. Espri yapmayı, şakalaşmayı ve çocuklarla oynamayı çok severdi. Bir de Belkıs Akkale'nin türkülerini çok severdi.

Sabahları çok erken kalkardı. Bu nedenle, epey bir süre birlikte kaldığımız ve adını da sonradan 'müze' koyduğumuz evde her sabah hır çıkardı. Bizler sabah mışıl mışıl uyurken, eline aldığı bir düdükle bizi uyandırır, "Gerilla dediğin her zaman göreve hazır olmalı" derdi. Çok iyi şekerpare tatlısı yaptığını iddia etmesine rağmen, bizler yaptığı tatlıları yiyemeyince oturup hepsini bitirirdi.

12 Eylül'le birlikte yakalanmalar, ölümler, poliste çözülmeler ardarda gelince çok üzülmüş ve 'Bu günleri göreceğime keşke ölseydim" demişti.
Yurtdışına çıkmaya karşıydı. O sıralar, yurtdışındaki tartışmalara katılmak üzere birisinin gitmesi gerektiğinde, onun gitmesi konusunda ikna oldu. Fakat, gidemeden öldürüldü.

Çatışmada öldürüldüğü gün randevusu vardı. Yakalanan birisinin polis arabasıyla gezdirildiğini öğrenip, birgün önceki buluşma yerinin basıldığını ve bir arkadaşın gözaltına alındığını anlayınca, diğer arkadaşları pusuya düşmesin diye özellikle polise ateş açıp pusuyu dağıtmak istemişti. İlk çatışma yerinde ayağından yaralanmış. Sığındığı bir evde yarasını sarmışlar. Polisin çevreyi kuşattığını anlayınca evden çıkmak istemiş. Evdekilerin bütün uyarılarına rağmen evden çıkarak çemberi yarma girişiminde bulunduysa da, çatışarak öldü."


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org