Alaattin DEMİRCİ

1957 - Ekim 1981
 


1957 yılında Hopa'nın Kemalpaşa nahiyesi, Karaosmaniye Köyü'nde yoksul bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokulu köyünde, ortaokulu ise bir akrabasının yanında Hopa'da okudu. Lise eğitimi için Rize'ye Erkek Sanat Lisesi'ne gitti. Devrimci mücadeleye de burada katıldı.

Liseden sonra yaşamının tümünü Devrimci Harekete verdi. Rize'nin, Trabzon'un birçok bölgesinde faaliyet gösterdi.12 Eylül'den sonra üstlendiği bir görevi yerine getirmek için geldiği Hopa'da yakalandı. İşkencede kendisinden hiçbir bilgi alamadılar ve Artvin Gözetimevi'ne gönderdiler. Buradan yanlışlıkla salıverildi; devlet güçleri bir kaç saat sonra yanlışı farkettiler ama Alaattin Demirci'yi tekrar yakalamaları mümkün olmadı.

Alaattin Demirci cezaevinden salınır salınmaz Sultanselim Dağları'ndaki direniş grubuna katıldı. Sonrasında bu grubun kırsal kesimde yürüttüğü faaliyetler içinde yer aldı.

Arkadaşı Şerafettin Çelik anlatıyor:

"Dağda birlikte olduğumuz dönemde grup içinde en şakacı arkadaşımız Alaattin'di. Özellikle sığınakta geçen sıkıntılı günlerde Alaattin ne yapar eder bizleri eğlendirecek birşeyler yapardı. Çoğunlukla Kikiloz'a takılırdı. Hatta bazen, 'Kikiloz' çileden çıkar eline geçirdiği eşyaları Alaattin'e fırlatır, birbirlerine girerlerdi.

Hayal kurmayı severdi. Bir gece yürüyüşü sırasında, ben, Alaattin ve Hoca Osmaniye Köyü'nün arkasındaki tepeye gelmiştik. Ay vardı. Karşıda Kemalpaşa'nın ışıkları görünüyordu. Alaattin:

- "Hoca, şürada oturup birer sigara yakalım, hem de manzarayı seyrederiz" dedi.

Üçümüz oturduk. Alaattin, Kemalpaşa'dan köylere doğru uzanan ovadaki üç tepeyi gösterip 'devrimden sonra' bu tepeleri düzleyeceğini, tarıma açacağını söyledi. Bana ne yapacağımı sordu; ben,

- "Hele bir devrimi yapalım da nasıl olsa yapacak bir şey buluruz" dedim. Sonra aynı soruyu Hoca'ya sordu.

- "Ben senin mezarına çiçek getireceğim" diye cevapladı Hoca'. Alaattin bir kaç saniye durdu, sonra o kendine özgü Hemşin şivesiyle,

- "Dinine yanduğum, sanki sen yaşayacaksun!' dedi. Hep beraber kahkahayı koyverdik."

Alaattin Demirci, 1981 Ekim'inde Osmaniye Köyü yakınlarında düştüğü bir pusuda öldürüldü.

Yaralı yakalanan arkadaşı Şerafettin Çelik anlatıyor:

"Olaydan birgün önce Alaattin'le birlikte  Kemalpaşa’ya inip birkaç yere uğramıştık. Uğradığımız yerlerden birinde bir arkadaş
"Bulunduğunuz bölge tespit edildi. Seyyar bir ekip bir aydır sizin peşinizde. Sizin burda işiniz ne?" dedi. Hemen dağa dönüp arkadaşlarla durumu değerlendirdik. O güne kadar barınmakta olduğumuz yerüstü sığınağında kalmanın artık tehlikeli olacağı, bu nedenle, daha önce yapımına başlanmış yeraltı sığınağını derhal bitirip oraya yerleşmemiz gerektiği düşüncesine vardık ve hemen harekete geçtik. Bir kişiyi orada bırakıp yeraltı sığınağını tamamlamaya gittik. Yağmur altında epey bir zaman çalıştık.

Saat 12 olduğunda yağmur şiddetlendi; yerüstü sığınağına geri dönmek, için yola koyulduk. Ben en önde gidiyordum, Alaattin biraz arkamdan geliyordu. Diğer arkadaşlar da 20-25 metre arkadaydılar. Patika yola gelmiştik ki, silahlar patladı. Dönüp baktığımda Alaattin'in hemen yakınımda siper alıp ateş ettiğini gördüm. Elimi silahıma atmak istedim, kıpırdatamadım.
Vurulmuştum, yere yıkıldım. O anda Alaattin'in hızla yanımdan geçtiğini gördüm. "Tamam kurtuldu" diye düşündüm, yanılmışım. Benden 7-8 metre ötede silahı göğsünde öylece yatıyordu. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı. Bunu samimiyetle söylüyorum, çok net gördüm. Çünkü son bir kez yüzünü görmek istemiştim."


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org