"HALKIN UMUDU CHP" HAYALLERİ YIKILMALIDIR

CHP son zamlarda takındığı tavırla, seçimlerde halkın oyunu alabilmek için yürüttüğü propagandanın bir demagojiden başka birşey olmadığını halka göstermeye devam ediyor.

CHP seçim kampanyası sırasında önceden yaratılan "halkın umudu" görüntüsünü sonuna kadar sömürebilmek temeline dayanan bir seçim stratejisi izledi. Halbuki CHP iktidar olabilmek için halka değil hakim sınıflara ve empeıyalizme dayanmayı tercih etmektedir. Seçimlerden hemen sonra kurduğu azınlık hükümeti programıyla bunu bir defa daha göstermiştir.

 

Bu hükümet programında halkın birikmiş dertlerine çare; ekonomik, sosyal ve siyasi problemlerin halkın yaranna bir çözümü yoktu. Bu programda, emperyalizmin ve yerli tekellerin öngördüğü istikrarı sağlamak esas alınmaktaydı. CHP halkın çıkarlarıyla tekellerin çıkarlarının bağdaştırılabileceği yalanlarını yaygınlaştırmaya çalışıyordu. Böyle bir tutum tabii ki, emperyalizm ve yerIi işbirlikçilerinin özlediği ve istediği bir şeydir. Nitekim Koç’ların ve Sabancı’ların destekleri bunu kanıtlar.

Bugün 214 milletvekiliyle ana muhalefet partisi olan CHP ne yapıyor? Yine aynı şeyi: CHP bugün emperyalizmle bütünleşmiş yerli tekelci burjuvaziye dayanarak hükümet olma bekleyişi içindedir. Bugün CHP muhalefetinin(!) görünen içeriği budur.
Son zamlar karşısındaki tavrıyla CHP muhalefeti (!) bu içeriği biraz daha gözler önüne sermektedir. CHP kurmaylarının zamlar ve istikrar tedbirleri karşısındaki tutumu özet olarak şöyle ifade edilebilir:

"MC almış olduğu ekonomik tedbirleri iyi(!) alamamıştır. Çünkü aracı ve tefecilere büyük fırsatlar sağlamıştır. Halbuki biz (CHP) olsaydık, daha etkili tedbirler alarak vuguncu komisyoncuların kasalarının dolmasına fırsat vermez, aracı ve komisyoncuların kasalarına giden sömürü paylarının tekelci sermayeye akmasını sağlardık. Ekonomi ancak böyle kurtarılabilir; istikrar ancak böyle sağlanabilirdi.

Evet, CHP kurmaylarının zamlar karşısındaki tavrı tamı tamamına bu. Tekelci burjuvaziye yaranmak, tekellere MC’den daha yararlı olabileceklerini göstermek tutkusu başka türlü bir tavrı imkansız kılmaktadır.
CHP kurmayları adeta halkla dalga geçercesine, halkın içinde bulunduğu sıkıntılarla alay edercesine "bayram tebriklerinde bayram öncesi yapılan zamların kötülüğünden" söz ediyorlar.

Ecevit zamların kaçınılmazlığından (uzun zaman uygulanan seçim ekonomisinin zorunlu sonucu olarak gösteriyor) söz ederek kendi iktidarlarında da böyle "ekonomiyi kurtarma" tedbirlerinin alınmış olacağını (bir farkla, tekelci sermayenin daha çok yararlanacağı biçimlerde) anlatmak gereğini duymaktadır.

Burada bir parantez açarak işaret edelim ki, ekonomik bunalımın kaynağı Ecevit’in işaret ettiği gibi seçim ekonomisi uygulamaları değildir. Yine Ecevit’in ısrarla gözlerden gizlemeye çalıştığı tekeller ve tekelci burjuvazi, toplumdaki ekonomik, sosyal ve siyasal bunalımların baş sorumlusudur. Ekonomik bozukluğun, ekonominin iflah olmaz açmazlarının kaynağı emperyalizm ve emperyalizme bağımlı çarpık kapitalist gelişmedir. Bugünkü kriz, bu çarpık yapının sonucu ve büyük tekellerin sorunlarını içeren bir krizdir. Getirilmesi şart koşulan çözümler de tekelci burjuvazinin sorunlarına halkın sırtından çözümler getirmeyi, daha açıkçası halkın tekellere yardım etmesini sağlamayı amaçlamaktadır. CHP bütün bunlara hiç değinmeden geçmektedir. Tekellerin desteğini kazanmayı hedefleyen CHP bu yüzden bugünkü hükümetin halkın aleyhine aldığı kararlara karşı sessiz kalmaktadır.
Bugün CHP resmi politikasında tekelci burjuvazinin aleyhine tek söz bulunmadığı gibi, ekonomiyi kurtarma politikalarında da göze çarpan en önemli yan tekeller yararına tedbirlerdir.

İşte seçimlerde "Halk İktidarı" sloganlarını haykıran CHP’nin halkın karşısındaki durumu bu. Halkın sıkıntılarının tahammül edilmez bir seviyede bulunduğu bir dönemde halka sırtını dönen ve halkın düşmanlarına dayanan, onların icazetini almaya çalışan bir halktan yana(!) parti.

CHP’ye umut bağlamış olan pek çok kişiyi şimdilerde meşgul eden, mantıki bir açıklanmasının yapılamamış olmasından dolayı da şaşkına çeviren en önemli sorulara bakalım: Bu zamlar ve pahalılık karşısında CHP neden sessiz duruyor? Neden halkın en hayati çıkarlarına pervasızca saldırıların yapıldığı, tahammül sınırını aşan bir sömürünün altında inletildiği bir zamanda böyle hareketsiz, böyle vurdum duymaz davranıyor? Neden halkın çıkarlarını savunmuyor; halka yol göstermiyor? Bu nasıl halktan yana bir muhalefet? Düşündüğü nedir; hesabı nedir?, vb.

Üzülerek belirtelim ki, bu sorulann CHP’ye umut bağlamış olan iyi niyetli kişilerin umutlarına uygun bir cevabı yoktur. Fakat biz yine de şaşkınlığı bir nebze giderebilir umuduyla, CHP kurmaylarının hesabı nedir, ona bir bakalım.
CHP kurmayları iktidar olmayı bekliyor. Hem de "çok kısa zamanda." Tekelci burjuvaziye sadakatini böyle defalarca ispat etmiş; en güç zamanlarda bile (örneğin içinde bulunduğumuz dönemde) tekelci burjuvazinin çıkarlarını rasyonalize etmek için fedakarca çalışmış; üstelik "düzen" ve "istikrar"’ vaad eden bir CHP’ye tekelci burjuvazinin iktidarı vermesi mantıki(!) değil mi? MC’nin bu ekonomik zorluklar altından kalkamayacağı da bir gerçek. O halde geriye bir CHP hükümeti alternatifı kalmıyor mu?
İşte hesap bu. Ve bugün bu hesabın gerçekleşmesine engel olabilecek muhtemel gelişmeleri imkansız duruma sokmak üzere izlenen bir dizi taktik de CHP kurmayının politikası oluyor.

Bu taktiklerin neler olduğu da gün ışığına çıkmış bulunuyor:

  • Ekonomik alanda (halkın sıkıntılarına rağmen) tekelci sermayeyi memnun edecek bir politika: zamlar karşısındaki tavır. Kitlelerin artan protestolarını pasifıze etmek, halkın muhalefetini bastımıalt üzere bir suskunluk veya "muhalefet."
  • MC partilerinden CHP’ye geçebilecek olan parlamenterleri ürkütmemek için siyasi tansiyonu düşük tutmak. Gerilimi yumuşatmak ve dostane ilişkilere (MC partilerindeki tek tek parlamenterlerle) girmek. Transferi mümkün olanların transferini gerçekleştirmek üzere parlamentoda barış siyaseti izlemek (sert muhalefet(!) MC partilerinden gelecek olanları itiyormuş ve MC’de kenetlenmelerine yol açıyormuş). Bunun için MC’ye ciddi muhalefet yerine MC içindeki "iyi niyetli" unsurların da kabul edebileceği yumuşak bir muhalefet daha faydalı imiş...
  • CHP’in hükümet olmasını engelleyebilecek muhtemel gelişmelerden bir diğeri de, askeri bir müdahale olarak öngörülüyor. Bu askeri müdahale engelini ortadan kaldırabilmek için izlenen taktik de şöyle düşünülüyor:

"Askeri müdahale ekonomik ve siyasi sorunların biraz daha keskinleşmesi ve bu sorunların üstesinden MC’nin gelememesi halinde gündemdedir. Bir askeri müdahaleye imkan vermemek için siyasi gerilimi artırmamalı, MC’nin transferler yoluyla çözülmesini böyle bir müdahale noktasından önce gerçekleştirmek üzere yumuşak ve akıllı(!) bir politika izlemek..." İşte CHP’nin görünen politikası ve bu politikaya yol açan tespit ve düşünceleri bunlar. Yani CHP kurmayları bu gerekçelerle muhalefet yapmama ve MC’ye destek olma noktasına gelmiş bulunuyorlar.

İşte herkesi şaşkınlığa düşüren ince politika bu. CHP’ye umut bağlayanları ve umut bağlamamış olanları; dostu ve düşmanı hatta MC partilerini şaşırtan politika bu. CHP’nin uyguladığı bu şaşkınlık(!) politikası sadece halkı şaşırtmakla kalmamış, CHP’nin muhalefet yapmaması MC partilerini dahi şaşırttığı için bu şaşkınlıkla iktidar olduklarını unutup zamlara ve devalüasyona karşı muhalefet yapmaya, "halkın çıkarlarını" savunmaya yeltenmişlerdir. Ve hala bu şaşırtmaca politikasının bir ürünü(!) olarak da, halkı "halkın çıkarlarını" savunmak paravanasıyla teşkilatlamaya devam etmektedirler. En azından CHP’den daha fazla!

Eh, bu uysal dostun göstermiş olduğu dostluk jesti karşısında duygulanarak gözleri yaşaran bir takım "iyi niyetli" MC parlamenterlerinin CHP’ye geçmesini beklemek, imkansızı beklemek olmaz sanırız. Bu dostluk karşısında şaşkına dönen MC parlamenterlerinin şaşkınlığı hala geçmediği için CHP’ye geçmiyorlar. Fakat bu MC parlamenterlerinin hepsinin silme şaşkın olması mümkün olmayacağına göre, mutlaka içlerinden 10-15 tanesi de olsa şaşkınlıktan kurtulacağına göre "Halk İktidarı" yakındır!
Burada şaşkınlıktan kurtulamamış bir takım iyi niyetli kişiler hala şu soruyu soruyor olabilirler: CHP’nin bu tavrında, izlediği politikada ve taktiklerde Halk faktörü nerede? İzlendiği gibi CHP’nin muhalefeti halk için bir muhalefet değildir. CHP kurmayları iktidar için halka değil, emperyalizmle bütünleşmiş tekellere dayanmayı zorunlu görüyor ve tercih ediyor. Tabii ki böyle bir iktidarın (CHP kurmaylarının umduğu gibi, CHP kurmaylarının dayanakları ve politikasıyla gerçekleşen bir iktidar), "yakın zamanda" gerçekleşse bile kimin iktidarı olacağı gün gibi aşikar...

Faşizm her alanda örgütlü, planlı, programlı saldırısına hiç "şaşırmadan" devam ediyor. Son zamlarla bu saldırıları tahammül sınırını çoktan aşmış bulunuyor. Halkın bu gaddar sömürüye ve faşist teröre baş kaldırma duyguları artmakIa birlikte, halk saflanndaki dağınıklık ve örgütsüzlük sebebiyle bu karşı koyuş etkili bir anti-faşist mücadele düzeyine çıkamıyor. Halkın, faşizmin saldırıları karşısındaki savunması kendiliğinden bölük pörçük, merkezi bir önderlikten yoksun durumdadır.

Bütün anti-faşist halk güçlerinin birleştirilmesi ve faşizme karşı aktif bir mücadeleye sokulması bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor, halk güçlerini faşizme karşı seferber edebilmek için halk saflarındaki tereddütleri, karamsarlıkları ve şaşkınlıkları bertaraf etmek bir zorunluluktur. Oligarşinin faşist taarruzunun en önemli bir hedefi de halk güçlerini dağıtmak, halkın saflarında şaşkınlık ve tereddütler yaratarak halkın îktidar alternatîfi bir siyasi hareketini engellemektir. Faşist terör ve demagojinin bugün uiaşmak istediği başlıca hedef budur.

Bugün faşist demagojiye karşı mücadele ederken, faşist demagojiyi teşhir edip halk saflarındaki tereddütleri gidermek ve faşizme karşı birleşmek gereğini izah ederken, CHP’ye umut bağlamış olan milyonlarca insanın tereddütlerini de dağıtmak en önemli görevlerimizden birisidir.

CHP kurmaylarının son tutum ve politikalarının halkın saflarında yarattığı şaşkınlıktan faşizmin istifade etmesine engel olalım. Sabırla ve inatla faşizme karşı mücadeleden başka bir kurtuluş yolu olmadığını anlatalım. Halkın kurtuluşunun kendi çıkarları için örgütlenip mücadele etmekten geçtiğini; mücadeleye, gerçek bir demokratik halk iktidarı sonucuna ulaştırmak anlayışıyla devrimci yoldan yürüyerek yükseltmek gerektiğini sabırla ve inatla anlatalım.

Bir yıl kadar önce, "... faşizmin halka saldırıları karşısında CHP halkı ‘genel seçimlere kadar sabredin ve seçimlerde bize oy verin’ diyerek pasifize ediyor. Halkı savunmasız bırakıyor. Umutlarını CHP’ye bağlamaları ve beklemelerinden başka bir şey önermiyor. CHP’nin bu politikası oligarşinin saldırgan politikasını tamamlayarak onunla uyuşuyor. Faşizmin saldırıları, halkın bölük pörçük olmasını, direncinin kırılmasını, kendini savunmasız bir durumda teslim olmasını, itaat etmesini hedefliyor. Bu yolla oligarşi îktidarını tehdit edecek bir halk hareketine engel olmak istiyor. Oligarşi, iktidar alternatifı bir halk hareketinin örgütlenmesine engel olmak, halkın düzen partileri safında toplanmasını sağlamak sonuçlarını elde ederek amacına ulaşacağını çok iyi biliyor. İşte, CHP’nin teslimiyet öneren politikası bu bakımdan faşizmin politikasıyla çakışıyor. CHP ‘halkın saflarından’ faşizmin değirmenine su taşıyor."

"Bugüne kadar olduğu gibi, halkı faşizme karşı aktif mücadeleye sokmak için çalışmalıyız. Devam edecek olan faşist saldırılar karşısında halkın bölük pörçük, sistemsiz ve örgütsüz savunmasını toparlamak, onu örgütlü bir savunma durumuna dönüştürmek için yoğun bir çalışmaya daha bilinçli devam etmeliyiz. Sonra, halkın aktif savunmasını, sistemli ve örgütlü savunmayı faşizme karşı bir karşı-taarruz biçimine yükseltebilmek için bugünden bütün çabamızla çalışmalıyız. Bu çalışmalarımızda önemli sayılabilecek başarılar elde etmemiz, ‘halkın umudu CHP’ hayallerini yıkarak ilerlememize sıkı bir biçimde bağlıdır. Halka CHP’nin bugün tekelci burjuvazinin umudu haline geldiğini anlatmalıyız. CHP iktidarıyla faşizmin yenilemeyeceğini; CHP’nin halkı faşizme karşı savunmasız bırakarak hakim sınıfların gaddarca sömürü ve zulümlerini kolaylaştırıcı bir rol oynadığını açıklamalıyız." (Devrimci Gençlik, sayı 16) diyorduk.

Yine seçimler sırasındaki tavrımızı şöyle özetliyorduk: "Eğer seçimler platformunda seçimlerden sonra halkın kendi çıkarlarına sahip çıkarak örgütlenmesi, mücadele etmesi ve gerçek bir halk iktidarı kurulana kadar bu mücadeleyi daha da güçlendirerek sürdürmesi gerektiği, aksi halde hiç bir şeyin değişmeyeceği anlatılmaz; mücadelenin bir devrimle sonuçlanmak üzere ve devrimci bir anlayışla sürdürülmesinin tek yol olduğu söylenmezse; bu kavrayış öne çıkarılıp propagandası yapılmazsa, 5 Haziran seçimlerinden sonra ülkede devam edecek olan ekonomik, sosyal ve siyasal boğuşma karşısında halk, şaşkınlığa, hayal kırıklığına uğrayıp umutsuzluğa düşebilir. İşte o zaman bundan sadece ve sadece hakim sınıflar yararlanırdı. İşte böyle bir anlayışla bizler TEK YOL DEVRİM sloganını öne çıkarıp, halkın gözünden gizlenmek istenen gerçekleri açıklamayı bir görev olarak bildik. Seçimleri politik planda faşizme karşı mücadeleyi güçlendirmek ve yükseltmek noktasından ele alıp, halka doğru devrimci hedeflerin ve halkımızın kurtuluşunun doğru devrimci yolunun propagandasını yaptık." (Devrimci Yol, Sayı 4).

Faşist demagojinin ve CHP kurmaylarının "şaşırtmaca" politikalarının halk arasında etkilerini bertaraf etmek üzere yürüteceğimiz mücadelede önceden yapmış olduğumuz tesbitler bize ışık tutmalıdır. Bu tesbitleri mücadele içinde detaylandırıp, somut, halkın anlayacağı birer siyasi gerçekleri açıklama malzemesi haline getirelim.

YORUMSUZ

MHP'li Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu, Yankı dergisinin "CHP eleştirdiğiniz tutumunu terketti mi?" şeklindeki sorusuna şöyle cevap veriyordu:

-"Şimdi, CHP bu tutumunan uzaklaşıyor görüntüsünü vermeye çalışıyor. Nitekim seçimlerden sonra silahlı marksist hücrelerin güvenlik kuvvetleriyle yaptıkları çatışmalarda olsun, çeşitli cinayetlerde olsun, onları koruyan, sahip çıkan, güvenlik kuvvetlerinin karşısında vaziyet alan bir davranışını bir beyanatını görmedik. Şimdi susuyor. Ama hiç olmazsa anarşistlere artık sahip çıkmadığını, komünist gerillaların CHP ile gerçekte ilgisi olmadığını ve olamayacağını anladığını göstermek istiyor olmalı..."


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org