|
|
|
|
Halkın Kurtuluşunun Mao ve Halk Savaşı Eleştirileri Üzerine... Parti Bayrağının "Maoculuğa" karşı savaşında kullandığı cephanenin Kruşçev-Brejnev revizyonistlerinin Maoya karşı kullandıklarıyla aynı olduğuna da işaret etmeliyiz. Parti Bayrağının "Maoculuk" eleştirisi SSSCB "Bilim İşçileri"nin eleştirileriyle aynı temellere oturuyor. Parti Bayrağı belki de bu gerçeği gizleyebilmek kaygılarıyla, daha farklı ve "Marksist-Leninist" bir eleştiri yapıyormuş görüntüsü yaratmak amacıyla Markstan, Leninden pasajlara (ancak çoğu amaçsız ve rastgele) başvuruyor. |
![]() |
|
Parti Bayrağı bugün AEPnin Maoya yönelttiği
eleştirileri herhangi bir mantık süzgecinden geçirmeye bile gerek görmeden
tekrarlıyor; zaman zaman da boynuzun kulağı geçmesi misali suçlama ve karalamada
AEPyi geride bırakıyor.
Parti Bayrağı AEP ile ÇKP arasındaki mücadelede amigoluk yapma rollerini terketmelidir. Çünkü bu amigoluk kendilerini her geçen gün biraz daha revizyonizmin batağına doğru sürüklüyor. "Halkın Kurtuluşu" grubu son zamanlarda Parti Bayrağı dergisinde yayınladığı bir dizi yazıyla, "Mao Zedung Düşüncesi"ni eleştirmiş ve "Maoculuk"la bütün ilişkisini koparttığını ilan etmiştir. "Maoculuk"tan bu kopuştan sonra HK şimdi kendi içinde "Maocu" sızıntılarını ayıklama operasyonuna yönelmiş bulunuyor. İçindeki "Maocu" sızıntıları kuruttuktan sonra HKnun nasıl bir siyasi hüviyete bürüneceği hala tam olarak açık olmamakla birlikte bugünkü gelişme çizgisini sürdürüp tamamlayacağı düşünülecek olursa, HKnın varıp dayanacağı yer bellidir. Son geldiği noktada "Maoculuğun etkilerinin kökünü kazımak" operasyonlarıyla HKnın revizyonistlerle arasındaki bütün temel ayrımları (devrim anlayışı ve çalışma tarzı) yok etmek amacında olduğunu, bu amacını ise, revizyonizmden kurtulmak, "Maoculuk"tan kurtulmak gibi bir çabayla maskelemeye çalıştığını görmekteyiz. Parti Bayrağı dergisinde yayınlanan bir dizi yazıyı okuyabilme sabrını gösterenler buradaki Mao eleştirilerinin bilimsel değeri hakkında açık seçik bir fikre ulaşabilirler. Bu yazılarda göze batan ve hepsinde ortak olan bazı özelliklere işaret edelim. Bu yazılar doğru dürüst ve ciddiye alınabilecek birer eleştiri olmaktan çok uzak. Yazılar (Parti Bayrağında görmeye alışık olduğumuz türden) bir yığın çarpıtma ve bu çarpıtmalar üzerine yapılan "mantıksal" çıkarsamalar temeline oturuyor. Ve bu çarpıtma ve çıkarsamalar üzerine bir sürü laf kalabalığı şeklinde sürüp gidiyor. Bilimsel değeri bir tarafa, bırakılacak olursa yazılarda Maoya karşı "savaşma imanı" açık seçik olarak görülebiliyor. Evet, bu yazıların esas önemi, Maoya karşı savaşma inancının, ne pahasına olursa olsun, Maoyu kötüleme ve reddetme konusunda büyük bir azmin sergilenmiş olmasıdır. Parti Bayrağı kendini ve taraftalarını "Maoculuk"tan kurtarabilmek için, eleştiri adı altında bir yandan bir sürü saçma sapan lafı ard arda dizerken, diğer taraftan (her halde taraftarlarının gözünü boyamak için olsa gerek) Markstan, Engelsten, Leninden rastgele yapılmış uzun alıntılarla yazıları süslemeye özen göstermiş; bu yolla Mao ile Marksı, Lenini karşı karşıya getirip, Maoya Marksizm-Leninizm tarafından saldırıyormuş gibi görüntü yaratmaya ve Maonun "anti-Marksist" olduğuna tarattarlarını inandırmaya çalışıyorlar. Ancak Parti Bayrağı yazarlarının Maoyu "anti-Marksist bir burjuva ideoloğu" (PB, sayı 20, Sayfa 30) olarak göstermek için verdikleri savaşta kullandıkları silahlar, ileri sürdükleri iddialar öylesine gülünç ki bu iddiaların PB yazarlarının umduğu gibi bir sonuç yaratması (yani, Maonun değerini düşürmek ve onun Marksizm-Leninizm düşmanı olarak gösterebilmek gibi bir sonuç yaratması) bir yana, bu iddialar ancak Maonun değerini yükselten ve onun Marksizm-Leninizme katkılarının daha iyi görülebilmesine yardımcı olan bir etki yaratabilir. Burada Parti Bayrağının "Maoculuğa" karşı savaşında kullandığı cephanenin Kruşçev-Brejnev revizyonistlerinin Maoya karşı kullandıklarıyla aynı olduğuna da işaret etmeliyiz. Parti Bayrağının "Maoculuk" eleştirisi SSCB "Bilim İşçileri"nin eleştirileriyle aynı temellere oturuyor. Parti Bayrağı belki de bu gerçeği gizleyebilmek kaygılarıyla, daha farklı ve "Marksist-Leninist" bir eleştiri yapıyormuş görüntüsü yaratmak amacıyla Markstan, Leninden pasajlara (ancak çoğu amaçsız ve rastgele) başvuruyor. Yukarıda belirttiğimiz gibi "eleştiri"lerde dikkate değer olan şey bu eleştirilerde sergilenen "Maoculuk"la savaşma azmidir. Parti Bayrağının eleştiri diye Maoya avuç dolusu çamur atmak şeklinde ortaya koyduğu yazılar sadece içlerindeki "Maoculuk şeytanı"ndan kurtulabilme saplantılarını sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda bu yazılar modern revizyonistlerle PB arasındaki ayrımları bütünüyle ortadan kaldırıyor. Burada, Halkın Kurtuluşu grubunun, devrim anlayışı ve çalışma tarzı konularındaki sağ-pasifist anlayışlarını ve revizyonizme doğru katettikleri mesafeyi açık seçik ortaya koyması bakımından ilginç örnek teşkil ettiği için Parti Bayrağının 20. sayısında yayınlanan "Maocu Halk Savaşı Stratejisi ve Marksizm-Leninizm" başlıklı yazı üzerinde biraz duracağız. Önce bir hatırlatma yapalım. Halkın Kurtuluşu siyasi yaşamına "Yaşasın Halk Savaşı" pankartlarıyla ve sloganlarıyla başlamıştı. Bu sloganı, kendini revizyonist gruplardan ayırdetmekte kullanıyordu. HK, devrimci gruplarla revizyonistler arasındaki temel ayrımın devrim anlayışı ve çalışma tarzında olduğunu sezebiliyor, bu temel ayrımın da Halk Savaşı karşısındaki tutumda yansıdığını kabul ediyor ve revizyonist değil, devrimci bir grup olacağını gösterebilmek için, siyaset sahnesine "Yaşasın Halk Savaşı" sloganıyla çıkıyordu. HKnın revizyonist değil Marksist-Leninist grup olmak istemesi tabii ki iyi bir şeydir. Ancak, bir şey olmayı istemek başka, o şeyden olmak başkadır. HKnın (bir grup olarak) siyasi yaşamını izleyebilmiş herkes kolaylıkla görebilir ki, HK hiç bir zaman "olmak istediği" şey olamadı. Sürekli olarak revizyonist etkilerle devrimcilik arasında yalpalayıp durdu. Bu yalpalamalar sonucunda Halkın Kurtuluşu halk savaşı görüşlerinden vazgeçmiştir. Halkın Kurtuluşu bugüne kadar izlediği zig-zaglı çizgiden epey sarsıntı geçirmiş olmalı ki bu sonucu anketlerle veya "özeleştiri" yaparak açıklayamamakta bu açıklamayı Maoyu eleştiri vesilesiyle yapmaktadır. PARTİ BAYRAĞI HALK SAVAŞINI REDDEDİYOR "Maocu Halk Savaşı Stratejisi ve Marksizm-Leninizm" başlıklı yazıda PB, Maoyu eleştirmek adı altında, Halk Savaşı Stratejisini reddediyor ve genel ayaklanmayı devrim stratejisi olarak benimnsediğini ortaya koyuyor. PB, bu yazıda, işe halk savaşı kavramı üzerinde çarpıtmalar yaparak başlıyor ve Maonun halk savaşıyla ilişkisine kötü şekilde öfkelenerek şöyle yazıyor: "Halk savaşıyla, Çin devrimci pratiği de değil, yalnızca Mao Zedungun eklektik küçük burjuva savaş teorileri ve halk savaşı stratejisi olarak formüle ettiği anarşizan düşünler (abç) kastedildiğinde, bu iddiaların doğruluk payı olduğu kuşkusuzdur. Ama Mao Zedung, Çin halkının gericiliğe ve emperyalizme karşı yürüttüğü savaşın gerçeklerine (özellikle askeri açıdan) yer yer uygun düşünceler ileri sürerken; öte yandan esas olarak (abç) dar pratikçiliğiyle, Çin devrimci pratiğinin tecrübesinden hatalı teorik sonuçlara varmıştır. Onun ilk olarak ortaya attığı -eğer böyle denebilirse- bu maceracı, revizyonist (abç) görüşler olmuştur ki, bunlar da ne Maodan önce çeşitli ülkelerin halklarının, zengin deneneylerin elde edilmesine yol açan savaşların varlığını, ne de Marks, Engels, Lenin ve Stalinin devrim ve halk savaşı üzerine öğretilerini ortadan kaldırmaz. Halklar ondan (Maodan - DY) önce savaştılar, daha savaşacaklardır. Bu, Maonun iradesine bağlı değildir". Burada PBnin anlatmaya çalıştığı fıkir nedir? İleri sürdüğü iddia nedir? 1. Maonun halk savaşı teorileri, "eklektik" küçük burjuva savaş teorileridir. 2. Maonun halk savaşı stratejisi olarak formüle ettiği, "anarşizan düşünceler"dir. 3. Mao, Çin devrimci pratiğinden hatalı teorik sonuçlara varmıştır. 4. Maonun ortaya attığı görüşler maceracı, revizyonist görüşlerdir. Parti Bayrağı bu iddiaları ileri sürüyor. Yazıda bu iddialarını kanıtlamak için uğraşacağını sanırsınız, ama boşuna! PB iddialarını kanıtlamak için en küçük hir çabaya girmediği gibi yazıyı, Maoya yeni sıfatlar takarak, yeni iddialar ileri sürerek devam ettiriyor. P. Bayrağı, halkların MAOdan önce de savaştıklarını, daha da savaşacaklarını söylüyor! Sanki halklar Maodan önce savaşmamışlardır diyen varmış gibi), bir de üstüne halkların savaşmalarının Maonun iradesine bağlı olmadığını söyleyerek (sanki Mao halkların kendinden sonra savaşmasını yasaklamış gibi) halkların Maodan önce de savaştığını ispat etmeye girişiyor. Bu ispat işinde de herkesi inandırmak için olsa gerek, Marksın Kugelmana yazdığı mektuba başvuruyor: ve sonra halkların Maodan önce de savaştığını ispat etmenin gururuyla böbürlenerek "Paris proletaryasının yenilgisiyle son bulan iç savaş acaba savaş değil miydi, yoksa halkın değil, yönetici sınıfların savaşı mıydı?" diye sormaktadır. Parti Bayrağı yazarı, halkın savaştığını Markstan alıntıyla kanıtlama "zaferini" elde ettikten sonra yarı yolda duracak değil ya, bu "zaferini" pekiştirmek için, (Maodan önce halkların savaşmadığını iddia eden gafiller varsa) gafillere etkili bir darbe daha indirmek için bir alıntı da Leninden yapıyor. Artık gafiller bellerini dolğrultamazlar! Görüldüğü gibi Maodan önce de halklar savaşmış(!) Fakat P. Bayrağı yazarının elinden kurtulmak kolay mı? Yazar rakibini (rakibi kim oluyorsa) pes ettirmeden bırakır mı? Al saııa Stalinden bir alıntı: "Ve Stalin, şunları yazarken, halk savaşından başka neyin sözünü ediyordu? Barikatlar kuruluyor, halk silahlara sarılıyor ve devlet dairelerine hücum ediyor. Yeniden yiğitlerin savaş haykırışları duyuluyor". (PB, sayı 20, sayfa 4). Artık Mao'dan önce de savaşların olduğuna, halkların savaştığına ve bu savaşlarda yiğitlerin savaş haykırışlarının duyulduğuna inanmayan kalmamıştır. Yeter! Pes etmeliyiz, yoksa bir alıntı da Enver Hocadan geliyor... İşte PB halk savaşı kavramıyla böyle oynuyor. Halk ve savaş kelimelerini ayrıştırıp, halkın içinde olduğu herhangi bir çarpışmayı halk savaşı olarak sunmaya kalkışıyor. Markstan, Leninden ve Stalinden "halk" ve "savaş" kelimelerinin bir arada bulunduğu bazı pasajları alıp, halk savaşının daha önceden bilindiği ve formüle edilmiş olduğunun kanıtları olarak kullanmak gibi bayağı demagojilere başvuruyor. Tabii burada Parti Bayrağına Halk Savaşı kavramının neyi anlattığını, halk ve savaş kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiş ve bu kavramın bir devrim stratejisini ifade ettiğini anlatmaya kalkışmanın herhangi bir faydası yoktur. P. Bayrağı bunu bilmiyor da değildir. Halkın Kurtuluşu bir grup olarak siyaset sahnesine "Yaşasın Halk Savaşı" sloganıyla çıktığında bu kavramın bir devrim stratejisini ifade ettiğini biliyordu. Hem o kadar biliyordu ki, kendini revizyonistlerden ayıran bir temel farklılık olarak revizyonistlerin genel ayaklanma teorisinin alternatifi olarak "Yaşasın Halk Savaşı" sloganını haykırıyordu. PB bugün revizyonist bir devrim stratejisi "oluşturabilmek", halk savaşını değil, genel ayaklanmayı ve buna uygun çalışma tarzını savunabilmek için Halk Savaşı kavramı üzerine bu kaba ve çirkin demagojilere başvuruyor. PBnin "Maocu Halk Savaşı Stratejisi ve Marksizm-Leninizm" isimli eleştiri yazısı, yukarıdakine benzer daha bir yığın safsatalyla sürüp gidiyor. *** Dikkat çekici bir başka şey: Parti Bayrağı yazarının iradi olan herşeye büyük bir öfke duyması. Nereden bellemişse, iradi olan kötüdür, kendiliğinden olan iyidir şeklinde bir saplantıya kapılmış ve bu saplantısını derinleştirerek, Marksizmin iradi olan herşeyi reddettiğini zannetmek noktasına kadar geliştirmiş. Parti Bayrağı yazarı bu saplantıyla kitle kuyrukçuluğuna kadar varıp dayanmakla kalmamış; her türlü önderliği ve irade ile ilgili her eylemi suç olarak görme ve aşağılama hastalığına yakalanmış. İşte bu kompleksle, ve Maoyu aşağılayabilme duygusuyla Maoda ve Halk Savaşı teorilerinde irade ile ilgili neler bulabilirim diye araştırmaya ve araştırmalarının yetmediği yerde mantıksal çıkarsamalar yaparak iradi olan birşeyler bulmaya çalışmış. Mesela: "Maonun iddiasının tersine,mücadele biçimlerinin ortaya çıkması, ne emperyalist, feodal ya da faşist baskının bulunup bulunmamasına, ne de demokrasinin varlığı ya da yokluğuna bağlı değildir. Çünkü mücadele biçimlerini insan iradesi yaratmaz." (PB, s. 11 ). Burada Maoya bir takım iddialara atfedip, bu iddiaya karşı çıkıyor. Ve cevap veriliyor. Okuyucu Maonun neyi iddia ettiğini cevaptan çıkartabilir ancak. Maonun, mücadele biçimlerinin ortaya çıkması emperyalist, feodal ya da faşist baskının bulunup bulunmamasına ve de demokrasinin var olup olmamasına bağlıdır diye iddia ettiğini anlıyoruz. (PB Maonun iddiasını alıntı olarak koysa daha iyi anlayabilirdik). Parti Bayrağı da, bağlı değildir, iddia doğru değildir diyor. Bu iddiaya cevap olarak da, "çünkü mücadele biçimlerini insan iradesi yaratmaz" buyuruyor. Bu iddia ile bu cevabın ne alakası var demeyin! PB yazarı burada bir "irade" kokusu almış olmalı. Nitekim biraz aşağıda Maonun "suçu"nu söylüyor: "Mao Zedung, esas olarak, silahlı mücadelenin ortaya çıkmasını gerici baskının varlığına bağlamış ve teoride mücadele biçimlerinin iradi olarak tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir". (agy, s. 11) Maonun suçu artıyor! "Teoride mücadele biçimlerinin iradi olarak tespit edilmesi gerektiğini belirtmiş" olmakla kalmıyor, "Mao Zedung, sanki silahlı mücadele yalnızca öncüyü ilgilendiriyormuş ve onun faaliyetinden ibaretmiş gibi, onun kitlevi karakterini gözardı ederek, hangi mücadele biçiminin uygulanması gerektiğini tespit etmeye çalışmıştır". (agy). Maonun suçunu gördünüz mü? Mao kitleleri alakadar eden birşeyi "tespit etmeye" çalışmış. Olur mu? Bu önderlik yapmanın daniskasıdır, iradeciliktir, "kötü" birşeydir! Burada, Maonun silahlı müradelenin kitlevi karakterini gözardı ettiği ve silahlı mücadeleyi yalnızca öncüyü ilgilendiren bir şey olarak gördüğü şeklindeki suçlamalara cevap vermek bile gereksizdir. P. Bayrağı Maoya kızgınlığından ağzına ne gelirse söylüyor. Maoya yapılan bu iftiralar, P. Bayrağının seviyesini gösteriyor. PB devam ediyor: "Böylece o (Mao, DY) kitlelerin silahlı mücadelesi, silahlı ayaklanma yerine küçük gruplar tarafından yürütülen ve iradi (Eyvah, hem de iradi, DY) olarak başlatılabilen bir gerilla savaşını koymuştur. Bu, Onun ayaklanma karşısına gerilla savaşını alternatif olarak çıkarmasının ve bu anlayışla uzun süreli mücadeleyi. mutlaklaştırmasının bir çıkış noktası olmuştur." (PB, s.12). Burada PBnin Maoya atfettiği bu saçma sapan düşünceleri (düşünce sayılabilirse) ciddiye almak mümkün mü?! Mao kitlelerin silahlı mücadelesi yerine küçük gruplar tarafından yürütülen bir gerilla savaşını koymuşmuş!.. Sanki gerilla savaşı kitlelerin silahlı mücadelesinden ayrı bir şeymiş! Mao gerilla savaşını kittelerin silahlı mücadelesinden ayrı olarak nerede düşünmüş acaba? Mao ayaklanmanın karşısına gerilla savaşını koymaz, gerilla savaşını da içeren halk savaşını önerir. P. Bayrağının çarpıtmaları ve çarpıtmalardan çıkarsamalar yapma yöntemi, onları demagojide tahammül edilemez bir seviyeye kadar çıkarıyor. Maoya, gerilla savaşını kitle ayaklanmasının karşısına koydurttuktan sonra, "oysa bireysel şiddet eylemi olma özelliğini taşıyan gerilla savaşı, kitle ayaklanmasının karşısına konamayacağı gibi...", vb. safsatalarla Maoya ders vermeye devam ediyorlar. Üstelik bir de anlattıkları dersleri Maonun anlamadığını ileri sürmeleri ve "Ama Mao Zedung bunu kavramadı ve vardığı teorik sonuç, gerilla savaşının iradeyle yaratılabileceği ve gerici feodal faşist baskı şartlarında bir kere bir kaç idealist savaşmak istedi mi, silahlı mücadeleye başlayıp zaferle ilerletebileceği oldu" şeklinde sonuçlar çıkarmaları ve Maonun halk savaşı stratejisini böylece "çürütme"leri okuyana bıkkınlık veriyor. Tastamam P. Bayrağına yaraşır cinsten bir "çürütme"... P. Bayrağının Maoya atfettiği bir kaç idealist savaşmak istedi mi silahlı mücadeleye başlayıp zaferle ilerletebileceği şeklindeki acaipliklere Maoda rastlamak mümkün değildir. Ama P. Bayrağı yazarlarının bu tür acaiplikleri bir zamanlar "halk savaşı" zannettikleri bir gerçektir. P. Bayrağı yazarları kafalarındaki bu acaipliklerin Marksizm-Leninizme ne kadar yabancı şeyler olduklarını yeni yeni öğreniyorlar, fakat herşeyi tersinden öğreniyorlar.. Kendi kafalarındaki bu tür acaipliklerin Maodan ve Halk Savaşından geldiğini zannediyorlar. Bunlar, halk savaşı diye kafalarında biçimlenen şeyin fokoculuk olduğunuı yarım yamalak kavramaya başladılar. Ancak şimdi de kendi suçlarını Maoya atmaya kalkışıyorlar. Kendi cahilliklerini suçlayıp doğru dürüst öğreneceklerine kendi maceracı ve fokoculuklarını Maoya yükleyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar. Maoyu suçlayarak cahilliklerini örteceklerini zannediyorlar. PARTİ BAYRAĞI HALK SAVAŞINA ALTERNATİF BİR ŞEY ÖNERMİYOR P. Bayrağı aynen halk savaşı kavramıyla oynadığı gibi, "genel ayaklanma" veya "ayaklanma" kavramlarıyla da oynuyor; bu kavramların bilinen içeriğini bir yana bırakıp, canının istediği anlamı yükleyerek kullanmaya başlıyor. Çoğunlukla bu kavramları, ayaklanma veya genel ayaklanma = şiddet kullanma, iktidarı ele geçirmek için zor kullanma anlamında kullanıyor. (Bazen de biraz daha genelleştirip, ayaklanma = isyan, ihtilal anlamında kullanıyor). Oysa Marksist-Leninist literatürde ayaklanma veya genel ayaklanma kavramlarının anlamı, şiddet kullanmak veya iktidarı ele geçirmek için zor kullanmak değildir. Bu kavramlar iktidarı ele geçirmek için zorun bir tarzda kullanılmasını anlatır. Genel ayaklanma ve halk savaşı kavramları devrim stratejisini ifade eden kavramlardır. İktidarı ele geçirmek için (devrim yapmak için) genel ayaklanma (veya ayaklanma) zorun bir tarzda kullanılmasını; halk savaşı da başka bir tarzda kullanılmasını ifade eder. P. Bayrağı yazarlarının bilinçli çarpıtmalarında göstermeye çalıştıkları gibi bu kavramlar genel olarak zor kullanmak, iktidarı ele geçirmek için savaşmak anlamında değildir. Özel olarak zor kullanmak iktidarı ele geçirmek için zorun bir tarzda kullanılmasıdır. P. Bayrağı, Maonun Halk Savaşı Stratejisini (yukarıda göstermeye çalıştığımız gibi) "çürütünce", kendi devrim "stratejilerini" önermek gereğini duyuyor. Halk Savaşına karşı ne öneriyor P. Bayrağı? Buna da bir bakalım; işte P. Bayrağının "stratejisi": "Uzun ya da kısa süreli olması, önce şehirlerde ya da kırda patlak vermesi ihtimallerinden bağımsız olarak perspektifimiz halkın topyekün genel ayaklanması olmalıdır". (PB, s.12) İşte P. Bayrağının Halk Savaşına karşı önerdiği bu. Burada bir parantez açalım; P. Bayrağı yazarı Halk Savaşı, genel ayaklanma veya ayaklanma kavramlarıyla oynamanın yanısıra bir de "mutlaklaştırma" kelimesini işin içinden çıkamadığı her yere (joker olarak) yerleştirmek gibi bir "kurnazlığa" da başvuruyor. P. Bayrağı "perspektifini" açıyor: "Mao Zedungun anti-Marksist anlayışı, esas olarak, teoride ayaklanmanın gözardı edilerek uzun süreli savaşın mutlaklaştırılmasında yansıdı." Evet, P. Bayrağı perspektifini açmaya bu cümle ile başlıyor. Bu cümlede Maoyu ayaklanmayı gözardı ederek uzun süreli savaşı mutlaklaştırmakla suçladığına göre P. Bayrağı yazarı ayaklanma kavramına kısa süreli bir savaş anlamı yüklemektedir. Yani bu cümlede P. Bayrağı yazarı ayaklanma kavramını bilinen ve doğru içeriği ile kullanıyor. İyi ama bir önceki cümlede, yani perspektiflerin ortaya koyduğu cümlede bu kavramı hangi anlamda kullanmıştı? "Uzun ya da kısa olması... ihtimallerinden" söz ettiğine göre ayaklanma uzun süreli bir savaş da olabilir demek istiyor! Peki, ayaklanmanın uzun süreli olanı "Halk Savaşı" (ki Mao bunu "mutlaklaştırdığı" için anti-Marksist oluyor veya anti-Marksist olduğu için bunu "mutlaklaştırıyor"), kısa süreli olanı ne? Yine ayaklanma mı? O zaman ayaklanma kavramı, silaha sarılmak ve isyan etmekten başka bir şey ifade etmiyor P. Bayrağına göre. İyi ama o zaman Mao, silaha sarılmayı ve isyan etmeyi mi gözardı etmiş, bunun için mi anti-Marksist? "O (Mao, DY) tüm sömürge, yarı sömürge, yarı feodal ülkeler için mutlaklaştırılmış formülünü ortaya attı: savaş uzun süreli olacak, iktidar parça parça alınarak, kır şehri kurtaracaktı!" (PB, s. l3). Mutlaklaştırma jokerine kulak asmayın: Maonun formülüne itiraza ve verdikleri cevaba bakın: "İktidar mücadelesini kitle mücadelesi ve iktidarın alınmasının şartını kitlelerin ayaklanması olarak görmemek ne kadar anti-marksistse; topyekün genel ayaklanma perspektifine sahip olmamak, yalnızca çeşitli bölgelere köylere, vb. yaslanmayı önermek ve iktidarın ancak uzatılmış bir savaşla (gerilla savaşı, vb.) elde edileceğini sanmak o kadar anti-Marksisttir." Cevabı heğendiniz mi? (Burada ayaklanma kelimesini silaha sarılma olarak kullanıyor). İtiraz etmeye ve iyi ama ne Maoda ne de, Maonun Halk Savaşı formülasyonunda iktidar mücaclelesini kitle mücadelesi olarak görmemek ve iktidarın alınmasının şartını kitlelerin silaha sarılıp savaşması (ayaklanması) olarak görmemek diye bir şey olmadığı gibi tam tersi (görmemek değil görmek) vardır demeye kalkışmayın! P. Bayragı size, canım biz Mao görmüyor demedik ki, görmemek anti-Marksistliktir dedik diye cevap verebilir. Yine P. Bayrağına, çarpıtma yapıyorsunuz, Mao iktidarın uzatılmış bir savaşla elde edilebileceğini sanmakla kalmamış, uzatılmış bir savaşla iktidarı elde etmiştir; fakat siz iktidarın ancak uzatılmış bir savaşla (gerilla savaşı, vb.) elde edileceğini sanmak anti-Marksistliktir demekle hile yapıyorsunuz, Maoya iftira atıyorsunuz; çünkü uzatılmış savaşı, gerilla savaşı, vb. şeklinde çarpıtıyorsunuz, Mao hiç bir yerde gerilla savaşıyla iktidarın elde edileceğini sanmamış ve söylememiştir; aksine, gerilla savaşıyla iktidarın elde edilemeyeceğini; iktidarı elde etmek için halk ordusunun gerekli olduğunu ve düzenli ordular savaşıyla iktidarın elde edileceğini tekrar tekrar yazmıştır diye itiraz etseniz biz Mao öyle sanmıştır demedik; gerilla savaşıyla iktidarın ele geçirilebileceğini sanmanın anti-Marksistlik olduğunu söyledik ve böyle sananlar için anti-Marksisttir dedik cevabını verebilirler. Son olarak, Maonun Halk Savaşı formülasyonuna itiraz olarak ve cevap olarak bunları söylemenin ne anlamı var diye sorsak, almamız muhtemel en mantıklı cevap, "biz bir anlamı olsun diye söylemedik ki", olabilir! Evet, Maonun formülasyonuna bu anlamsız itirazı bir tarafa bırakalım.
P. Bayrağı, perspektifini açıklamaya devam ediyor: "Devrimin başarısı
için ayaklanma topyekün ve genel olmalıdır". (Aynı yer). İşte bu önermeyle
P. Bayrağı Halk Savaşına alternatif bir yol önermiş oluyor. Bu önerme iktidarı
ele geçirmek için silahın, zorun bir tarzda kullanılmasını anlatıyor. Halk
Savaşı ise iktidarı ele geçirmek için silahın başka bir tarzda kullanılmasıdır.
Halk savaşıyla, bu önerme aynı düzlemdedir, birbirlerine alternatif olabilirler,
mukayese edilebilirler. Her ikisi de iktidarı ele geçirmek için (devrim
yapmak için) zorun ne şekilde kullanılacağı sorusuna karşılık oluştururlar.
Bu önermeler (Halk Savaşı ve Genel Ayaklanma), iktidar zor kullanarak mı
yoksa barışçıl yoldan mı alınmalı sorusuna karşılık değildir.
"Bu (ayaklanma, DY) kuşkusuz, herşeyin bir anda, bir saray darbesi benzeri olup bitmesi, yalnızca tek bir darbe vurulması gerektiği demek değildir. Ancak bu, tüm ülke çapında iktidara yönelik ayaklanmaların ve silahlı mücadelenin koordine edilmesi, her yönüyle gericiliğin iktidarını devirmek amacıyla zorun kullanılması ve ülkede iktidarın ele geçirilmeye çalışılması demektir". Gördüğünüz gibi, bu açıklamayla P. Bayrağı, önermesini halk savaşına alternatif bir önerme olmaktan çıkarıyor. Açıklamadaki "ayaklanma kelimelerini çıkartın, yerine "halk savaşı" kelimelerini koyun, açıklamanın anlamı değişmiyor. Peki, bu açıklamayı neden yapıyor? Ayaklanma burada silaha sarılmak anlamından başka neyi anlatıyor? Açıklamanın içinde bunun da cevabı var: "Her yönüyle gericiliğin iktidarını devirmek amacıyla zorun kullanılması". İyi ama sorun bu degil ki. Eğer P. Bayrağına, sen şiddete dayalı bir devrim mi, yoksa iktidarın barışçıl olarak ele geçirilmesini mi savunuyorsun diye sorsak bu cevabı vermekte haklıdır. Ama soru başka. Soru, devrim yapmak için şiddeti nasıl kullanalım sorusudur. P. Bayrağı, genel ayaklanma veya ayaklanma kelimelerini iktidarı ele geçirmek için zor kullanma anlamında kulllnarak "eleştiri"lerine devam ediyor. "Genel ve topyekün ayaklanmadan başka iktidarı almanın yolu olmadığı gibi, genel ayaklanma, somut koşullarda karmaşık biçimler alarak kendi yolunu izler." (PB, s. 13) Bu cümleyi okuyunca insanın aklına P. Bayrağının kullandığı joker geliyor: "Mutlaklaştırma", "Genel ve topyekün ayaklanmadan başka iktidarı almanın yolu yoktur" diye neden "mutlaklaştırma" yapıyorsun? Kaldı ki bu "mutlaklaştırma"yı nerede yapıyorsun? Maoyu eleştirdiğin; halk savaşını mutlaklaştırdığı için anti-Marksistlikle suçladığın bir yazının içinde, hem de aynı sayfada bunu yapıyorsun. Halk savaşına karşı genel ayaklanmayı savunduğun bir yazı içinde iktidarı almanın genel ayaklanmadan başka bir yolunun olamayacağı şeklinde bir "mutlaklaştırma"ya senin kendi mantığınla itiraz edilebileceği aklına gelmiyor mu? Senin mantıksızlığını bir tarafa bırakalım; genel ayaklanmanın dışında da iktidarı almanın mümkün olduğuna dair örnekler hatırlamıyor musun hiç? Eleştirdiğin Mao genel ayaklanmayla mı iktidarı aldı? Haydi Maoya olan öfken gözlerini kör ediyor ve göremiyorsun diyelim, peki, Vietnamda, Laosta ve Kamboçyada iktidarı genel ve topyekün ayaklanmayla mı aldılar, yoksa Halk Savaşıyla mı?! P. Bayrağı yazarının böyle sorulara da "mantıki" karşılıklar bulabileceğine kuşkumuz yok. O, halk savaşı kavramını iğfal edip, halk ve savaş kelimelerine bölerek halkın eskiden de savaştığını ustalardan örneklerle sergiledikten sonra, bu sorulara haydi haydi cevap verebilir. Neyse, konuya dönelim. P. Bayrağı yukarıda aktardığımız önermesinin ikinci kısmını ("genel ayaklanma, somut koşullarda karmaşık biçimler alarak kendi yolunu izler") ispat etmeye girişiyor. "...genel ayaklanmanın günlük (ne demekse, DY) ve düz bir çizgi izleyen bir olgu olmadığını ustalara dayanarak gösterelim." (PB, s. 14) diyerek, Engelsten, I.eninden ve Stalinden alıntılara başlıyor. (Sanki bugün dünyanın herhangi bir yerinde, "genel ayaklanma günlük ve düz bir çizgi izler" diyen biri varmış gibi) Ama P. bayrağı, bu, sorun olmayan "sorun"lar üzerine ustalara uzun uzun başvurma işini niye yapıyor? Başında da gördüğümüz, halkların Maodan önce de savaştıklarını ispat için yaptığı alıntılar gibisinden pek çok alıntıtarla yazılarını dolduruyor. P. Bayrağı bu yöntemi ilk sayısından bu yana ısrarla sürdürüyor. Ortaya şöyle bir görüntü çıkıyor: P. Bayrağı sorun ohnayan bir takım konular icad ediyor, bu konular üzerine bol bol lafazanlık ediyor ve ustaları da işin içine katarak taraftarlarının kafalarını tütsülüyor. Bu laf kalabalığını da taraftarları (ustalar işin içinde olduğuna göre) "Marksizm-Leninizm" sansınlar istiyor. Ama iş, sorun olan konulara gelip dayandı mı, bu konular üzerinde ciddi, ele avuca gelir bir fikri boşuna ararsınız, çünkü genellikle yoktur. Laf kalabalığı arasında bir iki küfür, bir iki kötü sıfat ve yeni yeni iddialar ileri sürdükten başka bir şey yaptığına çok ender rastllanabilir. P. Bayrarğının 16. sayfasında, "genel ayaklanmanın mutlaklaştırılmaması gereken bir gerçekleşme biçimi: uzun süreli ayaklanma, yerel Devrimci iktidarların kurulması ve ülke çapında iktidarın parça parça alınması" diye bir tanımlama yapılıyor. Sonra bu tanımlamaya göre Mao "eleştiriliyor". Nasıl mı? Maodan söz ettiği bir paragrafta beş defa mutlaklaştırma jokerini kullanarak. Hepsi bu. Maonun suçu, genel ayaklanmanın bir gerçekleşme biçimini mutlaklaştırmasıymış! Burada P. Bayrağı"genel ayaklanma"dan neyi kastediyor? Mao da "genel ayaklanma" gerçekleştirdiğine göre, genel ayaklanma-devrim yapmak veya iktidarı almak için zor kullanmak anlamına geliyor. Yani bu tanıma göre Mao "genel ayaklanmayı" reddetmemiş, aksine kabul etmiş ve bunu gerçekleştirmiş. Nasıl mı? Genel ayaklanmanın "bir gerçekleşme biçiminde: uzun süreli ayaklanma, yerel devrimci iktidarların kurulması ve ülke çapında iktidarın parça parça alınması" biçiminde genel ayaklanma(!) yapmış. Bir de, Mao böyle genel ayaklanma(!) yaparken: ben bu biçimde bir genel ayaklanma yapıyorum ama bunu "mutlaklaştırmıyorum", başka biçimde de genel ayaklanma yapılabilir demiş olsaydı, P. Bayrağının tartışabileceği hiçbir sorun bırakmamış olurdu. "Mao Zedungun anti-Marksist anlayışı, esas olarak, teoride ayaklanmanın gözardı edilerek uzun süreli savaşın mutlaklaştırılmasında yansıdı" eleştirisini hatırlayacak olursak, P. Bayrağı, Mao pratikte ayaklanma yaptı ama teoride bunu gözardı etti. Veya Mao Zedung anti-Marksist olduğu için (pratikte ayaklanma yaptığı halde) ayaklanma yaptığını anlayamadı, uzun süreli savaş yaptığını zannederek teoride "uzun dönemli savaş teorisini icat ettiğini düşündü" demek istiyor olmalı. İşte P. Bayrağının kavramlarla oynamasının sonucu budur! *** P. Bayrağı esas olarak Maonun Devrim stratejisi tespit etmesine karşı çıkıyor. Devrim stratejisi tespit etmenin yanlış ve Marksizm dışı bir iş olduğunu ileri sürüyor. "Stratejik sorun, gericiliğin iktidarının devrilrnesi, burjuva ya da burjuva feodal devletin şiddete dayanan devrim yoluyla, halk ayaklanmasıyla parçalanması ve proletarya diktatörlüğünün (veya onun özgül biçimi olarak işçi-köylü diktattörlüğünün) kurulmasıdır. Bunun gerçekleşmesinin nasıl bir seyir izleyeceği, genel ayaklanlanmanın kısa mı yoksa uzun süreli mi olacağı her ülkenin somut koşullarına bağlıdır. Geri ya da gelişmiş ülkeler için genellenmiş karşıt ihtimaller önerilemez ve bu ihtimaller üzerine teori inşa edilemez." (agy,17-18) Burada P. Bayrağı ilk bakışta genel bir doğru söylüyormuş gibi görünüyor. Yani, stratejik sorun devrim yapmaktır diyor ve devrimin nasıl bir seyir izleyeceği her ülkenin somut koşullarına bağlıdır diyor. Evet doğrudur. Aynen böyledir. Ancak bu genel doğruyu (ustalardan aktararak) söylemek yetmez. Stratejik sorunu tespit etmek yetmez, bu stratejik sorunun nasıl çözülecegini de tespit etmek gerekir ki, bu devrim stratejisi kapsamına girer. Stratejik sorunu (devrim yapmak), somut koşulların çözümlenmesi temelinde nasıl çözebileceğiz? Devrim yapmak için nasıl bir yol; nasıl bir mücadele çizgisi izlenmelidir sorularına karşılıklar bulmak devrim stratejisi oluşturmak demektir. Bu yapılmadan yani devrim stratejisi tespit edilmeden stratejik sorunu belirtmek (stratejik sorun=devrim yapmak) herhangi bir şey söylemek sayılamaz. Hele, bu genel doğruyu (stratejik sorun devrim yapmaktır), devrim stratejisi tespit etmek yanlıştır; devrimin nasıl bir yol izleyeceği (önceden bilinemez ve bilmeye kalkışmak ve devrim stratejisini belirlemek anti-Marksistliktir demek için kullanmak, en hafifinden Marksizm-Leninizme bir saldırıdır, cahilliktir. P. Bayrağı bu genel doğruyu (stratejik sorun= devrim yapmaktır) devrim stratejisi tespit etmeye kalkışmanın Marksizme karşı bir iş yapmak (anti-Marksist) olacağının kanıtı olarak kullanmaya kalkışıyor. "Kruşçevci modern revizyonizmin devrimci şiddete, Halk savaşına, vb. saldıran revizyonist-reformcu tezlerini kabul etmeyen bir çok devrimci, bir ilke sorunu olan şiddete dayanan devrimin savunulmasıyla, şiddete dayanan devrimin bir gerçekleşme biçimini mutlaklaştıran Maonun sözde teorilerini birbirinden ayıramayıp Maoculuktan etkilenerek maceracılığa kaydı". (agy, s.18) Burada maceracılığa kayma fikrini ve "mutlaklaştırma" jokerini bir tarafa bırakacak olursak anlatılan şu: Biz şiddete dayanan devrimin savunulmasıyla, şiddete dayanan devrimin bir gerçekleşme biçimi olan halk savaşını birbirlerinden ayıramıyorduk. Halk savaşını savunmakla, şiddete dayanan devrimi savunduğumuzu zannediyorduk. Şimdi öğrendik ki şiddete dayanan devrimi savunabilmek için halk savaşını savunmak gerekmezmiş. Ustalardan okuduk ve öğrendik ki, şiddete dayanan devrim sadece halk savaşıyla değil genel ayaklanmayla da yapılabilirmiş. P. Bayrağı eğer bunu öğrenebilmişse neden bu kadar basit ve açık bir gerçeği çarpıtma ihtiyacını duyuyor? Neden genel ayaklanma ya da ayaklanma kavramlarıyla oynayıp bu kavramları şiddete dayanan devrim anlamıyla kullanma yoluna sapıyor? Biz eskiden de halk savaşı derken şiddete dayanan devrimi kastediyorduk şimdi de genel ayaklanma derken şiddete dayanan devrimi kastediyoruz mu demek istiyorlar? İyi ama bunu demek için Maoya neden saldırıyorlar veya Halk Savaşına niye saldırıyorlar? Halk savaşı neden yanlıştır? Bu soruya hiçbir karşılık vermiyorlar. Sadece bir yığın çarpıtma ve laf kalabalığı ve Maoya küfür edebilmek ve kötü sözler söyleyebilmek için başvurdukları zorlama benzeştirmelerle sayfalar dolduruyorlar. "Ama çeşitli etkenler ve bunların somut koşullarında oluşturduğu somut durum tahlil edilmeden devrimin gelişme yolu ile ilgili ihtimaller üzerine faturalar vermek ve hele tek bir ihtimali, Mao Zedungun yaptığı gibi uzun süreli silahlı mücadeleyi mutlaklaştırmak tamamıyla anti-Marksisttir. Marksistler daima, somut durumun somut tahlilini yapmalıdırlar." (PB, s. 23) Buyrun, birçok iddia ve birçok suçlama bir arada. Burada, Mao, somut durumun somut tahlilini yapmadan, devrimin gelişme yoluyla ilgili fetvalar verdiği için mi anti-Marksist? Eğer iddia buysa, P. Bayrağı yazarı iddiasını ispat etmeye kalkışmamakla akıllılık ediyor. Çünkü dünyanın en becerikli demagogları bile bçyle bir iddianın "doğruluğunu" makul bir şekilde izah edemez. İddia "mutlaklaştırıma suçu mu? Bu "mutlaklaştırma" olayının neyi anlattığını P. Bayrağı yazarı hiç bir yerde açıklamadı. Mutlaklaştırma eylemi P. Bayrağı yazarının kafasındaki bir sır olarak kaldığı sürece biz bunu anlayamayacağız. Mesela, bu mutlaklaştırma, emperyalist-kapitalist ülkelerde de devrimin uzun süreli silahlı mücadeleyle olacağını mı anlatıyor? Yani Mao Halk Savaşının bütün ülkeler için geçerli tek yol olduğunu mu ileri sürüyor? Eğer böyle ise, "mutlaklaştırma" suçunu açıp, kanıtlamaya kalkışmaması da akıllıca bir iştir P. Bayrağı yazarı için. Çünkü gerçekten Maonun böyle bir şey yaptığına inanacak insan bulmak, (P. Bayrağı taraftarları arasından bile) mümkün değildir. Maoda halk savaşını mutlaklaştırma ve bütün ülkeler için, genelleştirme diye bir şey olmadığı gibi Maoda aksine iddialar için yani halk savaşının Çine özgü bir yol olarak önerdiği şeklindeki iddialara kanıt teşkil edecek pek çok şey bulmak mümkündür. O bakımdan P. Bayrağı yazarının "mutlaklaştırm" eyleminin neyi anlattığını kafasında bir sır olarak saklaması, taraftarlarının kafasını karıştırmak için ve sıkıştığı yerde joker olarak kullanabilmesi için zorunludur. Bütün yazı boyunca ayni iddia, bir kelime ilave edilerek veya eksiltilerek ya da bir kötü sıffat daha eklenerek, ama "mutlaklaştırma" kelimesi hep sabit kalarak defalarca tekrarlanıp duruluyor. P. Bayrağının anlatmak istediği başka. Yukarıya aktardığımız pasajda ve daha birçok yerde açıkça göze batacak bir şekilde P. Bayrağı devrimin yoluna ilişkin herhangi bir şey söylemenin anti-Marksistlik olacağını ileri sürüyor. Nitekim yukarıya aldığımız alıntıyı takip eden cümlede P. Bayrağı anti-Marksist olmamak için devrimin yoluna ilikin neyin söylenebileceğini şöyle belirtiyor: "Şu söylenebilir ki, çeşitli ülkelerde, özellikle geri ülkelerde (abç), nispeten kısa süreli ayaklanma yoluyla merkezi iktidarın alınması ihtimali olduğu gibi, ayaklanmaların birbirini takip etmemesi (ülke çapında) ve genel ayaklanmanın ülke çapında başarı kazanamaması ama ülkenin belirli bölgelerinde yerel devrimci iktidarların kurulması ihtimali de vardır". (agy, s. 23) Burada P. Bayrağı önceden devrimin nasıl bir yol izleyeceği bilinemez, bilmeye kalkışmak anti-Marksistliktir. Maonun da en büyük suçu budur: devrimin yolunu tahmin etmeye kalkışması ve uzun süreli silahlı mücadeleyi önermesidir: Mao, devrimin nasıl bir yol izleyeceğin tespit ederken ve uzun süreli silahlı mücadele önerirken Marksizmden uzaklaşmıştır diyor. Kendi ifadeleriyle: "Mao Zedung, devrimin uzun süreli gelişme ihtimalini tek yanlı abartırken ve bu ihtimal üzerine teori kurarken, (...) genel ayaklanma perspektifıni kaybettiren, uzun süreli silahlı mücadele stratejisi inşa ederken (...) Marksizmden uzaklaşmıştır. O, aynı zamanda uzun süreli silahlı mücadele dediği şeyi, uzun süreli ayaklanmayı emperyalizmin ve gericiliğin güçlü olmasına bağlarken de anti-Marksist görüşler ileri sürmüştür". (agy, s. 24) P. Bayrağının "halk savaşı" eleştirileri, halk savaşı ve genel ayaklanma kavramları üzerine yaptığı çarpıtmalar, bu kavramlara yükledigi yeni "anlam"lar bir bütün olarak gözönüne alındığında kolayca anlaşılabileceği gibi, P. Bayrağı, devrimin nasıl bir yol izleyeceğini tespit etmenin ve buna uygun mücadele biçimleri seçmenin, yani devrim stratejisi belirlemenin anti-Marksistlik olacağını ileri sürüyor. Bu duruında P. Bayrağına ne denilebilir ki? P. Bayrağıyla bu noktadan sonra neyi tartışabiliriz? P. Bayrağı sadece, devrim şiddete dayalı olabilir, ben bunu bilirim ama bu şiddetin nasıl kullanılacağını bilmem, bilmeye kalkışmak da anti-Marksistliklir diye kesip atıyor. *** P. Bayrağının bir başka komik iddiası: "Mao Zedunga göre halk ordusu, ayaklanmaya dayanarak oluşmamaktadır. Aksine ayaklanmayla kurtulacak halk kitlelerini pasif bir sürü olarak kurtaracak bir kurtarıcıdır." (PB, s. 25) P. Bayrağı için atış serbest! Serhest de P. Bayrağı taraftarları, Maoya halk ordusu kurmak konusunda ders vermeye kalkışmanın bir şaşkınlık ibadesi yaratmakla aynı anlama geleceğini düşünemezler mi? Veya en azından ukalalık olacağıını göremezler mi! P. Bayrağının yaptığı ukalalığı biz aktarmakla yetinelim: "Mao Zedungun basitten kamaşığa bir süreç içinde küçük silahlı gruplardan ordu kurmayı vaaz eden teorisi, yine, durağan metafizik kavrayışın ve devrimci ordu kuruluşunu ayaklanmadan ve gerici ordunun parçalanmasından kopararak teorileştirmesinin sonucudur. [Ne diyorsunuz? Devrimci Ordu Maonun kurduğu gibi kurulmaz mı diyorsunuz? Mao yanlış kurmuştur mu diyorsunuz? DY] O, gerici orduların, işçi ve köylülerden oluştuğunu ve işçi-köylü devrimi geliştîkçe askerlerin saf değiştireceğini, gerici ordunun parçalanacağını ve asker sovyetlerinin kurulacağını inkar etmiş. [P. Bayrağı yazarına atış serbest demiştik ya! DY]; küçük silahlı grupları, öncelikle düşman ordularından esir alınması ve tek tek kişilerin katılması yoluyla halk ordusuna dönüştürmeyi düşünmüştür." (PB, s.24-25). P. Bayrağının bu iddialarını bir şaşkınlık abidesi olarak değerlendirmekte haksızlık mı ediyoruz? P. Bayrağı, bu yazısında "Kır-şehir ve ayaklanma arasında ilişki ve Mao Zedung düşüncesi", arabaşlığı altında Maoya birtakım bilinen "eleştirileri" tekrarlıyor. Bunlar ülkemizde on yıldan fazla bir zamandır Mao aleyhine revizyonistlerin söylediği ve tekrar edip durduğu "eleştiriler"dir. Revizyonistlerin bayatlamış nakaratları haline gelmiş bu eleştiriler: Maonun, proletaryanın devrimci rolünü inkar etmesi; sınıf bakış açısı yerine askeri bakış açısına sahip olması; proletaryanın önderliğini inkar etmesi, köylülüğün önderliğini savunması, köylülerin proletaryayı kurtaracağını ileri sürdüğü, vb.dir. Bunları P. Bayrağı yeniden, hem de birtakım yeni çarpıtma ve safsatalarla takviye ederek gündeme getiriyor. Burada bunlar üzerinde durmayı gereksiz görüyoruz. *** P. Bayrağında çıkan Mao "eleştirileri" acaba hep olmak istedikleri ancak bugüne kadar bir türlü beceremedikleri, Marksist-Leninist olma işinde kendileri için olumlu adımlar sayılabilir mi? Bu eleştiriler ve "Maoculuğun etkilerinin kökünü kazıma" operasyonlarıyla, kendileri için cömertçe kullandıkları "Marksist-Leninist" yakıştırmalarına biraz daha hak kazandıkları söylenebilir mi? Bizce hayır. Bu "eleştiriler" ve "Maocu sızıntıları kurutma" operasyonları HK grubunu bırakalım revizyonizmden uzaklaştırnıayı ve Marksizın-Leninizme yaklaştırmayı, tersine revizyonizmle ve revizyonistlerle temel konulardaki bütün ayrımları ortadan kaldıran; onları Marksizm-Leninizmden uzaklaştıran bir muhtevadadır. P. Bayrağı yazarlarının (uzun alıntılarla) bütün süsleme çabalarına rağmen gerçek budur. Bu gerçeği HK taraftarlarının görebileceğini umut ediyoruz. Bu gerçeği daha iyi görebilmekte şöyle bir varsayım büyük kolaylıklar sağlayabilir: Yarın Arnavutluk sosyal emperyalizm ve sosyal faşizm iddialarını geri alsa o zaman HK ile örneğin TSİP arasında ne gibi teorik ayrılıklar kalabilir? Burada şunu da belirtmeliyiz. Maonun eleştirilecek bazı yanlış düşünceleri, bizim katılmadığımız hatalı tahlilleri vardır. Ve bugün ÇKPnin revizyonist-milliyetçi bir çizgi izlemesinde Maonun yanlış tahlillerinin önemli bir rolü vardır. Maonun yanlış düşüncelerine ve tespitlerine katılmamak ve bunları eleştirmek tabii ki gereklidir. Bu yapılmalıdır ve biz bunu yapıyoruz. Ancak Maonun doğru olan düşünceleri ve Marksizme-Leninizme önemli katkıları da vardır. Mao, Marksizm-Leninizmin evrensel tezlerini doğru bir şekilde kavramış ve bu evrensel tezleri Çin gibi yüz milyonlarca insanın yaşadığı kocaman bir ülkede yaratıcı bir tarzda hayata geçirerek devrim yapmış ve Çin Devrimi deneylerini genelleştirerek Marksizm-Leninizm hazinesine son derece değerli katkılarda bulunmuş büyük bir devrim ustasıdır. Bunları görmemek, Maonun düşüncelerinden öğrenmemek, dersler çıkartmamak bir devrimcinin takınabileceği bir tutum olamaz. Hele Maoya karşı papazca bir kin duyup Onu bütünüyle karalamaya, çamura sokup çıkartmaya kalkışmak sadece burjuvazinin ve uşaklarının işi olabilir. P. Bayrağının Mao eleştirilerine gelince bu eleştiriler genellikle Maonun doğru olan yanına yöneltilmiş "eleştiriler"dir. Maonun hatalı yanlış olan tespitlerine ve düşüncelerine gelince (mesela sosyal emperyalizm konularında, vb.), bu düşünceleri P. Bayrağı savunmaya devam ediyor. P. Bayrağı Üç Dünya Teorisini (Arnavutluk reddedinceye kadar savunmaya devam etti) Arnavutluk reddedince reddetti. Ancak Üç Dünya Teorisine kaynaklık eden, bu teoriye temel teşkil eden Sosyal-Emperyalizm teorilerini reddetmedi, bugün hala savunmaya devam ediyor. P. Bayrağı bugün AEPnin Maoya yönelttiği eleştirileri herhangi bir mantık süzgecinden geçirmeye bile gerek görmeden tekrarlıyor; zaman zaman da boynuzun kulağı geçmesi misali suçlama ve karalamada AEPyi geride bırakıyor. P. Bayrağı AEP ile ÇKP arasındaki mücadelede amigoluk yapma rollerini terketmelidir. Çünkü bu amigoluk kendilerini her geçen gün biraz daha revizyonizmin batağına doğru sürüklüyor. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org