|
|
|
|
YENİ BASKI YASALARI VE DEMOKRATİK PLATFORM Kurulduğu günden bu yana ekonomik krize çare arayan Hükümet "çareyi" emperyalizmin ve yerli ortaklarının her istediğini yerine getirmekte bulacağını sanmaktadır. Ne çare ki krizin sebebi zaten emperyalizmin kendisidir. Hükümet IMF gibi emperyalist kuruluşların ve yerli tekellerin her istediğini yaparak, bırakalım krize çözüm bulmayı, krizi biraz daha derinleştirmekte, içinden çıkılmaz ekonomik açmazlar birbirini kovalamaktadır. Devalüasyonlar önü alınamaz fıyat artışlarına ve yeni devalüasyonlara sebebiyet vermekte, her geçen gün bataklığa bir adım daha atılmaktadır. Bu kaçınılmaz bir |
![]() |
|
durumdur. Ekonominin krizi emperyalizmden
kaynaklanmaktadır; emperyalizme bağlı çarpık kapitalist düzen içinde buna
çözüm yoktur. Hele hele emperyalist efendilere boyun eğmek, yalvarıp
yakarmak sadece biraz daha batmayı ve boğulma noktasına doğru hızla
çökmeyi getirir.
Bu ekonomik çöküntü içinde emekçi halklarımızın hali nedir? Hiç kuşkusuz yük emekçi halklarımıza taşıtılmaktadır. Hayat pahalılığı çekilmez olmaya; emekçi halklanmızın içine itildiği yoksulluk ve sefalet gün geçtikçe dayanılmaz bir zulüm halini almaya başladı. Hükümet bugüne kadar uygulamalarıyla, sadece emperyalizmin ülkemizdeki varlığını, tekelci burjuvaziyi kurtarmak; yani egemen sınıfların, sömürücü, zalim, kan emici sınıfların çıkarlarını korumak ve garanti altına almak şeklinde bir yol izlemiştir. Hükümetin bu uygulamaları kaçınılmaz olarak halkımız üzerindeki sömürü ve baskının artmasına, fiyat artışları yoluyla bir kat daha yoksullaşmasına yol açmıştır. Kısaca hükümet halka hiçbirşey vermemiş, ekonomiyi kurtarma operasyonlanyla halkın elinden alıp sömürücü patronlara vermiştir. Emperyalistler ve yerli ortakları sınıf çıkarlarının korunması ve garanti altına alınmasını sadece bu hükümetin uygulamalarına mı bağlamışlardır? Hayır. Onlar hükümetten kendi çıkarları doğrultusunda daha pek çok uygulama beklemekle beraber, hiçbir zaman sadece bu hükümete bel bağlamamaktadırlar. Örneğin, faşist saldırılar ve cinayetler, emperyalizmin ve yerli tekelci ortaklarının emekçi halklarımıza yönelmiş doğrudan saldırılarıdır. Emperyalizm ve yerli ortakları bu yolla, faşist terör yoluyla emekçi halkımızı canından bezdirip can derdine düşürerek korkutmak, soygun ve sömürüye ses çıkartamaz hale getirmek istemektedirler. Fakat emperyalistlerin ve yerli ortakları tekelci burjuvaların bütün gayretlerine rağmen ezilen sınıfların sesini boğabilmeleri, soygunu ve sömürüyü unutturabilmeleri mümkün değildir. Emperyalizmin ve faşizrnin örgütlü, planlı, programlı saldırıları, halkın sömürü ve zulme karşı mücadelesini yok edememektedir, Emperyalizme, sömürüye ve faşist teröre karşı direniş devrimcilerin önderliğinde her geçen gün yükselmekte, emperyalizme ve yerli kuklalarına korkuIu gelecekIer hazırlamaktadır. Emperyalizm ve ortakları, hükümetin bugüne kadarki uygulamalarına bakarak, bu hükümetten kendi çıkarları doğrultusunda daha pek çok uygulama beklemekte ve istemektedirler. Tekeller bugün Ecevitten, zerre kadar şüphe etmeden "siyasi istikrar" dedikleri, halkın sesinin soluğunun kesilmesini, faşizme karşı direnişin dağıtılmasını, halkın tamamen esir alınmasını sağlayacak tedbirleri talep etmektedirler. Geleceğini onların güvenini hergün yeni baştan kazanabilmeye bağlamış olan Ecevit, istekleri yerine getirmeye koyulmuştur. Bu istekler yeni BASKI YASALARIDIR. Bu baskı yasaları "anarşiye ve teröre karşı mücadele" ambalajı içinde Meclislere ve kamuoyuna sunulmuştur. Hazırlanan yasalar bütünüyle emekçi halkımızı baskı altına almaya yöneliktir. İşçilerin sendikal haklarına tecavüz edilmektedir. Faşizme karşı, öğretmenlerin, memurların, gençlerin, ilerici, aydın ve demokratların sesini kesmeye ve örgütlenmelerini dağıtmaya yöneliktir. İlerici, devrimci, demokrat işçiler, memurlar, öğretmenler, gençler bu kanunlardan sonra en mütevazi demokratik istemler bile ileri sürme hakkına sahip olamayacaklardır. Bu haliyle hükümetin politikası, faşist terör politlkasıyla aynı amaca hizmet etmektedir. Her iki politikanın da ipleri emperyalizmin ve yerli tekellerin elindedir. Bu politikalarla elde edilmek istenen sonuç açıktır: Önüne ne konursa onu yemeye mecbur edilecek bir halk; sesini yükseltemeyecek, köle gibi boyun eğecek bir halk... Başını kaldırmak, sesini yükseltmek isteyenin kafasına balyoz!... Bugün gelinen noktada, uzun süreden beri vurgulayıp durduğumuz gibi, CHP hükümetinin gerici güçlerin istediği doğrultuda yeni baskı politikalarına yönelmesi, ülkemizdeki siyasal gelişmelerin yönünün yeni baskı dönemlerine ve giderek bir açık faşist rejime yöneltilmesinden, ya da o doğrultudaki gelişmelerin daha da hızlandırılmasından başka bir anlama gelmemektedir. Son gelişmeler, bu gerçeklerin daha da açık olarak görülmesini de sağlamaktadır. Bütün bu açık gerçeklere rağmen, hala örneğin U.Mumcu ve Ö.Öymen gibi demokrat kişilerin hükümetin yeni baskı yasalarını, "istikrarı sağlayacak zorunlu önlemler" olarak olumlama çabalarını anlamak zordur. Bugünkü getirilen yeni baskı tedbirleriyle, bırakalım özledikleri "huzur ve istikrarın" sağlanmasını, faşist güçlerin eline yeni baskı araçlarının verilmekte olduğunu, ve daha da önemlisi (gerici güçlerin isteklerini yerine getirerek hükümetin geleceğinin garanti altına alınması adına) bu hükümetin alternatifi olarak daima canlı tutulan faşizmin güçlendirilrnekte olduğunu hala anlamamak ya da görmezden gelmek anlaşılabilir bir tutum değildir. DEMOKRATİK PLATFORM Baskı yasalarının gündeme geldiği bir dönemde, DİSK, önce TÜRK-İŞe "anarşiye ve teröre karşı" güçbirliği önerisinde bulundu. Bunun bilinen şekilde sonuçlanmasından sonra DİSKin Faşizme ve Emperyalizme karşı "Demokratik Platform" önerisi gündeme geldi, ve bu doğrultuda 39 örgütün katılımıyla bir toplantı düzenlendi. Demokratik kitle örgütlerinin faşizme karşı mücadelenin bir kısım görevlerini yerine getirmek üzere güçbirliği yapmaları ve bu doğrultudaki bir platformda toplanmaları olumlu bir şeydir. Ama öncelikle hatırlatılmalıdır ki, böyle bir platformun faşizme karşı mücadeleyi doğru bir perspektifle değerlendirerek geniş kitle katılımını sağlamada önemli ve ciddi işler başarabilmesi için, daha önceki "DKÖ eylem birliği" platformuna DİSKin de (değişik bir tarzda) katılmasından daha ilerde birşey olabilmesi gerekir. Yoksa, (gene olumlu olmakla beraber) birkaç ortak açıklama ve birkaç kitlesel gösteriden öteye gidilemez. Faşizme karşı mücadelenin demokratik mücadele platformunda bile çok daha kapsamlı ve ciddi görevleri vardır. Bu çerçeve içinde faşizme karşı DİRENİŞ KOMİTELERİNİN örgütlendirilmesi için mücadele etmenin, kalıcı ve etkili bir mücadele yürütülmesinin asgari zorunluluğu olduğu unutulmamalıdır. Eğer mevcut CHP hükümetine koltuk değneği olmaktan öte birşeyler ortaya çıkması isteniyorsa, faşizme karşı mücadelenin halkın kendi iktidarının kurulması doğrultusunda devrimci bir anlayışla kavranması ve bu doğrultuda her yerde, faşizme karşı en etkili ve kalıcı kitlesel mücadele araçları ve örgütlenmeleri olarak DİRENİŞ KOMİTELERİ oluşturulması için çalışılmalıdır. İkinci olarak, böyle bir platform çalışmasının görevlerinin abartılması ve çarpıtılarak amaçlarından saptırılması tehlikesine de dikkat çekilmelidir. Bu yolla, faşizme karşı mücadele görevlerinin bütününü böyle bir platformun yerine getirebileceği, (veya bu yolla şu mahut "solun birliği"nin gerçekleştirilebileceği) gibi abartılı yaklaşımlara düşmemelidir. Daha ötesi böyle bir abartma ve çarpıtma yoluyla, geniş emekçi halk yığınları içinde hükümetin gerici uygulamalarına ve faşizme karşı oluşan güçlü tepkilerin, mevcut düzene yeniden dönüşünü sağlayabilecek yedek kanallara yöneltilmesine hiçbir şekilde izin verilmemeli; toplumumuz içinde faşizme karşı oluşan tepkilerin devrimci bir doğrultuya kanalize edilmesi ve M-L bir partinin devrimci yol göstericiliğinde emekçi halklarımızın gerçek zaferine yöneltilmesi için çalışmaktan bir an bile geri durulmamalıdır. Demokratik platform, ilk toplantısında, baskı yasalarına karşı mücadele kararı almıştır. Bu doğrultuda, süratle ve kararlılıkla harekete geçilmeli, Ecevitin demagojileri açığa çıkarılmalı, ve bu yolda ülke çapında bir GENEL GREV de gündeme alınmalıdır. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org