|
|
|
|
İdeolojik Mücadelenin Önemi ve Temel Siyasi Görevlerimiz BUGÜN ülkemiz solunda ideolojik mücadelenin ve teorik sorunların önemini kabul etmeyen kimse yok gibidir. Öyle ki, her gurup ve kişi ideolojik mücadelenin, ideolojik birliğin önemini (her söze başlayışta) tekrarlamayı adet haline getirmiştir. Üzerinde bu kadar çok söz söylenen bu kadar "eğilinen" bu konunun ne anlama geldiğinin yeterince anlaşılabildiğini söylemek ise pek mümkün değildir. Ülkemiz solunda her konu olduğu gibi bu konu da karmakarışık edilmiştir. Bu nedenle biz bu yazımızda ideolojik mücadele ile ilgili çeşitli sorunlara değinmek ve bu kavramla ilgili önemli gördüğümüz bazı noktaları açıklığa kavuşturmak istiyoruz. |
![]() |
|
Bugün ülkemizde ideolojik mücadeleden bu kadar çok söz
edilmesi ve ideolojik-teorik konuların önemi nereden gelmektedir?
İdeolojik mücadele ile somut siyasi görevlerimiz arasındaki ilişkiler
nasıl kavranılmalıdır? Bu soruların doğru cevabı şüphesiz ki, içinde
bulunduğumuz somut durum ve bu mevcut durumdaki temel görevlerimizin
irdelenmesinde yatar. Dergimizin çıkış bildirgesinden başlayarak bugüne
kadar çeşitli kereler ortaya koymaya çalıştığımız bu konuyu tekrar da olsa
bir kere daha belirtelim.
Ülkemizde sınıf mücadelesinin her geçen gün keskinleşerek devam ettiği, yığınların her geçen gün artan bir genişlikte mücadeleye atıldığı, hakim sınıfların halk yığınları üzerindeki terör ve baskılarını giderek artırdığı bir dönemde devrimci hareket açısından en önemli durum proletaryanın önderliğinde emekçi halkın iktidar mücadelesine önderlik edecek, emperyalizme ve oligarşiye karşı mücadeleyi zafere ulaştırabilecek devrimci bir partinin bulunmayışı, buna karşılık devrimci hareketin karşı devrim güçleri karşısında darmadağınık bir durumda bulunmasıdır. Bu dağınıklık ve örgütsüzlük yani partisizlik hakim sınıfların ve revizyonizmin ekmeğine yağ sürmekten başka kimsenin işine yaramıyor, bu apaçık ortada. İşçi sınıfının ve emekçi halkın bugün önündeki temel sorun şüphe yok ki, devrimci bir partinin, proletaryanın iktidar mücadelesinin (politik mücadelenin) temel aracı olarak savaşçı partisinin yaratılması ve devrimci hareketin birliğinin sağlanmasıdır. Bu yüzden bugün (içinde bulunduğumuz bu somut durumda) hiçbir sorun bu temel siyasi görevden bağımsız olarak ele alınamaz. Çünkü temel görev haldeki tüm siyasi-pratik görevlerin belirleyicisidir. Her tür görev alanında, tüm çalışmalarımızda devrimci görevlerimizi yerine getirip getirmediğimizin kriteri bu temel siyasi görevimizi yerine getirmeye hizmet edip etmediğimiz hususudur. Temel kriter budur. Proletarya partisi ideolojik, politik ve örgütsel
bir bütündür ve her şeyden örıce bir ideolojik birliktir. Proletaıyanın partisini oluşturma temel siyasi görevine bağımlı olarak, bu süreç içerisinde, ideolojik mücadele nasıl kavranılmalıdır? İçeriği ve yöntemi ne olmalıdır? Şimdi bu hususlarla ilgili bir takım sorunlara açıklık kazandırmaya çalışalım. İdeolojik mücadele geniş kapsamlı bir kavramdır. Bu mücadele, burjuva ideolojisi ile proletarya ideolojisi arasında her dönemde, bütün toplum kesimlerinde ve hayatın her alanında sürer ve burjuva ideolojisinin tüm kalıntılarının yok edileceği zamana kadar devam edecektir. Devrimciler bu denli geniş bir içeriği olan bu mücadeleyi içinde bulunan somut tarihi şartların ortaya çıkardığı temel görevlere tabi olarak ele alırlar ve temel siyasi görevlerin yerine getirilmesi açısından kavrarlar. Örneğin proletarya diktatörlüğünün kurulmasından sonra burjuva ideolojisine karşı mücadele esas olarak proletarya diktatörlüğünün pekiştirilmesi ve sosyalist toplumun inşasının üst yapıda geliştirilmesine hizmet eder. Bu ise burjuva ideolojisinin kalıntılarının tasfiyesi için mücadeleyi gerektirir. Buna karşılık siyasi iktidarın henüz ele geçirilmediği devrim öncesinde proletarya partisinin yürüttüğü ideolojik mücadelenin esas amacı proletaryanın siyasi iktidar mücadelesini yolundan saptıran burjuva ideolojisinin işçi sınıfı ve devrimci hareket saflarındaki uzantılarını etkisiz hale getirmektir. Ve yine henüz proletarya partisinin bulunmadığı bir durumda ideolojik mücadele proletarya partisini yaratma görevine hizmet etme açısından kavranılabilir. Devrimci mücadelenin temel koşulu proletarya partisidir. Bu Marksizmin evrensel bir ilkesidir: İşte bu yüzden bugün ülkemizin somut koşullarında ideolojik mücadele bu temel siyasi görev açısından kavranılmalıdır. Bunun için de ideolojik mücadele; (Marksizm-Leninizmin evrensel gerçeklerinin ışığında) ülke devriminin temel sorunlarının oluşturduğu bir platform üzerinde yükselmelidir. Ülkemiz devriminin, proletaryanın siyasi iktidar mücadelesinin temel sorunlarının doğru çözümleri üzerindeki bir ideolojik birliği oluşturmak, haldeki ideolojik mücadelenin esas kapsamını oluşturur. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında bugün ülkemiz solunda yaygın olan Marksizm-Leninizmin genel ilkelerinin (çoğu kez de çarpıtılarak ve tüm devrimci içeriğinden koparılarak) etrafında dönülüp dolaşıldığını söylemeliyiz. Bu durum, aslında bize elli yıllık "sol" hareketin geçmişinin kötü bir mirası sayılmalıdır. Teori çoğu kere Marksizmin ilkel (primitive) gerçeklerinin tekrarlanıp durması olarak kavranılmış, pratikte ise çoğunlukla kaba bir yoksulluk ve sosyalizm edebiyatından öteye gidilmemiştir. Bugün de bu hastalıkların hala sürdüğünü söyleyebiliriz. Hala teorisyenlerimiz bundan 50-100 yıl önce yazılmış klasiklerde ortaya konulan görüşleri hergün yeniden "keşfeder" dururlar. Bu yolla ideolojik mücadelenin somut durumuna uygun içeriğisaptırılarak, Marksizm çirkin bir bilgiçlik gösterisi aracı haline indirgenir. Oysa teorinin önemi onun pratiğe ışık tutmasından ileri gelir. Öte yandan yine bu konuda bugün ortaya çıkan önemli hatalardan bir tanesi ideolojik mücadelenin temel bir öneme sahip olması durumu ile temel mücadele biçiminin birbirine karıştırılmasıdır. Bu yanılgının temelinde ise mücadele biçimleri konusunun yeterince kavranamaması yatmaktadır. Bilindiği gibi proletaryanın burjuvaziye karşı sürdürdüğü mücadele ideolojik, ekonomik-demokratik ve politik alanlarda sürer. Proletarya partisi bu her üç alanda birden mücadele sürdürür. Her durumda proletarya partisinin mücadelesinin özü siyasi iktidarın ele geçirilmesi temel hedefinde yatar. Devrimin gerçekleştirilmesinden ve siyasi iktidarın pekiştirilmesinden sonra bunlar arasındaki ilişkilerde belirli değişmeler söz konusudur. Siyasi iktidar mücadelesi (politik mücadele) ise özelinde devrimin sübjektif koşullarının oluşturulması olarak gündeme gelir. Ve bu mücadeleyi proletarya partisi, içinde bulunulan somut tarihsel ve toplumsal koşullara bağımlı olarak silahlı olan ya da olmayan biçimlerden birini temel alarak sürdürür. İşte mücadele biçimleri politik mücadelenin bu sürdürülüş biçimleri ile ilgili bir kavramdır. Politik mücadelenin bütün biçimlerinin birlikte sürdürülmesi fakat bunlardan birinin temel alınması ise temel mücadele biçiminin tespiti olarak ifade edilir. Temel mücadele biçimi deyimi politik mücadelenin hangi biçiminin temel alındığı belirler ve iktidar mücadelesinin (ya da siyasi iktidarın aşağıdan yukarıya ele geçirilmesinin subjektif koşullarının oluşturulması mücadelesinin) sürdürülüşü ile ilgilidir. Yığınların devrim saflarına kazanılmasında izlenecek yol, mücadele biçimleri kavramının içeriğini oluşturur. Açıkça görüldüğü gibi "mücadele biçimleri" ve "temel mücadele biçimi" kavramı ideolojik ve ekonomik-demokratik mücadele ile aynı kategoriden kavramlar değildir. Partinin yürüttüğü mücadelede ideolojik, ekonomik-demokratik ve politik mücadeleden bir tanesinin diğerlerine göre temel ve tali oluşundan bahsedilebilir. (Ve yukarda değindiğimiz gibi M-L devrim teorisinin özü politik mücadelenin temel olmasını gerektirir. Bunun aksinin, yani ideolojik ve ekonomik-demokratik mücadelenin temel alındığı bir durum ise, saf (katışıksız) ekonomizm ve reformizme ilişkindir. Diğer iki alandaki mücadele ise siyasi iktidar mücadelesine tabidir. Politik mücadelede ise bunun (yığınların devrim saflarına kazanılmasının) çeşitli biçimlerinden bir tanesi, temel mücadele biçimi olarak ifade edilir. Örneğin yayın, bildiri, yürüyüş ve diğer silahlı eylem biçimlerinin tümü ilke olarak reddedilmez ve ilke olarak tüm mücadele biçimleri örgütlendirilirken yürütülen mücadelede silahlı olan ya da olmayan biçimlerden biri temel olarak ele alınır. Burada politik mücadelenin bir biçiminin diğer biçimine karşı temel olduğu ifade edilirken, temel-tali ilişkisi politik mücadelenin biçimleri arasındadır. Özetle ifade edersek ekonomik-demokratik, ideolojik ve politik alanlardaki mücadelelerden birinin diğerine göre temel alınıp alınmamasından bahsedilebilir. Ve yine politik mücadelenin biçimlerinden birinin diğer bir biçimine göre temel alınıp alınmamasından söz edilebilir. Buna karşılık politik mücadelenin biçimlerinden birinin diğer ekonomik-demokratik veya ideolojik mücadeleye göre temel olup olmadığından söz etmek düpedüz saçmalıktır. Kavram karışıklığından başka birşey değildir. (Elma ile ekmeği kıyaslamak gibi bir şeydir.) (...) Marksist-Leninist devrim teorisinin özü siyasal iktidarın ele geçirilmesine (politik devrim) ilişkindir. Politik mücadeleler (siyasi iktidar mücadelesi; devrimin subjektif koşullarının oluşturulması mücadelesi) daima esastır. İdeolojik, ekonomik-demokratik mücadele, politik mücadeleye tabidir. Yine M-L'nin evrensel tezlerinden bir diğeri de iktidar mücadelesinin ancak proletarya partisi tarafından yürütüleceğidir. Bu yüzden proletarya partisinin olmadığı bir dönemde devrimcilerin temel siyasi görevi proletaryanın siyasi iktidar mücadelesinin organizasyonu anlamında partinin yaratılmasıdır. (Burada söz konusu olan bir devrimciler örgütü, bir savaşçı örgüt anlamında partidir. Sözcüğün geniş anlamında kitlevi bir karakter taşıyan proletarya partisi ise partileşme sürecinin ikinci aşaması sonucunda, mücadele içinde gerçekleşecektir.) Bugün politik görevlerimizi yerine getirmemizin temel koşulu ya da bir başka deyişle temel görev bu anlamda güçlü devrimci bir örgütün yaratılmasıdır. Bunu yapmadan (bu uğurda mücadele vermeden) hiçbir görevimiz yerine getirilmiş olamaz. Parti, iktidar mücadelesinin temel koşulu olarak kavranılmalıdır. Bu yüzden bütün alanlarda, işçi sınıfı, köylülük, öğretmenler, teknik elemanlar ve gençlik içindeki çalışmalarımız bu temel siyasi görevin yerine getirilmesine hizmet etmelidir. (En geniş kitle çalışması içinde en dar kadro çalışmasının en özlü anlamı bu noktada toplanmaktadır.) Diğerleri (ekonomik-demokratik, vb.j talidir. Bu siyasi görevimizin yerine getirilebilmesinin asgari koşulu ise bu anlamda bir siyasi birliğin temeli olan ideolojik birliğin oluşturulmasıdır ve ideolojik mücadele bu aşamada böyle bir doğrultuyu içermelidir. Ve biz bu konuda her şeye yeniden başlıyor değiliz. Devrimci gençlik bu konuda ileri bir platform sunmaktadır. Devrimci Hareket böyle bir ideolojik - siyasi hat izleyerek ve önündeki sorunları çözerek ilerleyecektir. Devrimci partinin inşası yolu budur. Devrimci Gençlik dergisi, Devrimci Hareket içinde bir yığın parçalanmaların gündeme geldiği bir dönemde yayınlanmaya başladı ve tespit ettiği bir program sınırları çerçevesinde mücadele etti. Devrimci Hareket açısından neyi yapıp neyi yapmadığı elbette tartışılabilir. Şimdi artık Devrimci Hareket açısından yeni bir dönem ve yeni bir döneme uyarlı yeni görevler sözkonusudur. Ülkemizde sol hareket 12 Mart sonrasının ayrışım sürecinin tamamlanmasına doğru gelişiyor. Bir yenilgi sonrası ayrışımın olağanüstü karmaşasının artık son dönemlerine giriyoruz. Sınıflar mücadelesi keskinleştikçe ayrışımın yerini saflaşma eğilimlerinin alması kaçınılmazdrr. Sınıflar mücadelesinin tercihleri -karmaşık da olsa- katıdır. Kişiler, gruplar ve eğilimler giderek keskinleşen mücadele karşısında ancak belirli işlevlere sahip olabilirler. Saflaşma eğilimlerini teşvik eden olay budur. Bu objektif, kendiliğinden süreç içinde ve sahip olduğumuz sübjektif imkanlar çerçevesinde somut devrimci görevlerimiz nelerdir? Siyasi görevlerimizi yerine getirmede ortaya koyacağımız yeni biçimler ne olmalıdır? Bazıları Devrimci Gençliğin bir yıllık mücadelesinin arkasından (ve biraz da zorlamasıyla) giriştikleri bir şeyler koparma savaşını sürdürürlerken bizim cevabını vereceğimiz sorular bunlar olacaktır. Bu cevap ise bir sonsöz değil gerçekte bir önsöz niteliğinde olacaktır. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org