|
|
|
|
Örgütsel Sorunlar ve Çalışma Tarzımızdaki Bazı Hatalı Eğilimler Üzerine
Mayıs 1978
ÖRGÜT sorunları, en genelde, devrimin
Marksist-Leninist önderliğinin örgütlendirilmesi sorunlarıdır. Ve böyle
geniş kapsamlı bir sorun olarak, devrim ve mücadele anlayışına ilişkin
bütün temel sorunları içerir (ya da yansıtır). |
![]() |
|
emekçi halk güçlerinin faşizme karşı birleşik-devrimci
savaşını örgütlendirip yönetebilecek, bu yoldan burjuvaziye karşı zaferini
sağlayabilecek, halkın demokratik diktatörlüğünü (halkın demokrasisini)
gerçekleştirebilecek savaşçı bir partinin yaratılması sorunudur. Bu da,
bunun için gerekli yönetim yeteneğine sahip, devrimci teoriyi derinliğine
kavrayarak pratikle bütünleştirebilecek, yeterince bilinçli, kararlı,
özverili kadroların yaratılması; ve bu öncü kadroların önderlik ve yönetim
faaliyetlerinin devrimci bir anlayışla organizasyonu sorunudur.
M-L devrim anlayışına ilişkin en temel sorunları
içeren bir sorun olarak örgüt anlayışı sorunu ve örgüt sorunu, daima, özel
bir öneme sahiptir. Ve kuşkusuz bizim hareketimiz açısından da, hareketin
bütün gelişme aşamalarında (söz konusu aşamanın ortaya getirdiği yeni
örgütlenme sorunlarının doğru çözümlemelere uğratılması açısından), daima
önemli bir sorun olacaktır. Bu sürecin henüz tamamlanamamış olması, bir anlamda, hareketin önderlik fonksiyonlarına ilişkin sorunların yeterli çözümlere uğratılamamış olması demektir. Bugün gerek yönetim ve sorumluluk kademelerinde yer alan öncü kadroların durumu açısından, gerekse kollektif nitelikteki bir disiplinli - örgütlü çalışma açısından, özetle devrimci teoriyi hayata geçirme araç ve mekanizmaları açısından, önemli eksikliklerimiz vardır. Başlangıçtan bu yana (1975lerden bu yana) oldukça önemli ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen; önderlik fonksiyonlarının yerine getirilmesine ve kadrolara ilişkin, örgütsel çalışmaya ilişkin önemli eksikliklerimiz vardır ve bunların giderilmesi, şimdi önemli sorunlarımızın başında gelmektedir. Bugün, Devrimci Hareketimiz, ülkemizdeki devrimci mücadeleye ilişkin olan birçok temel soruna en doğru çözümlemeler getirmiş ve doğruluğu yaşanan gerçekler tarafından da defalarca kanıtlanmış somut siyasetler saptanmıştır. Etbetteki bunlar çok önemlidir. Fakat, siyasal mücadelede, bir hareketin görüşlerinin doğruluğu o hareketin başarıya ulaşabilmesi için yeterli değildir; teorik- siyasi tespitleri her özgül durumda pratiğe geçirmeye elverişli araç ve mekanizmalara da sahip olmak gerekir ki, bu noktada herşeyden önce kadrolar ve örgüt sorunu gündeme gelir. Çünkü, bir siyasetin pratiğe uygulanması, onun kadrolar tarafından yaratıcı bir tarzda tartışılarak yorumlanıp kavranılması, tabana kavratılması ve devrimci bir insiyatif anlayışıyla pratiğe uygulanması ve sonuçların toparlanıp değerlendirilmesi gibi süreçlerden oluşur ve bu süreçlerin örgütlendirebilmesi için de nitelikli kadrolara ve doğru bir çalışma tarzı anlayışına sahip olmak gerekir. Özellikle kadrolar sorunu önemlidir. Çünkü temel siyasetlerin hayata geçirilişindeki hayati rolleri nedeniyle, yönetim ve sorumluluk kademelerindeki önder kadrolar, bir devrimci hareketin en önemli öğesidir. Bir siyaseti yorumlayan, tabana kavratarak hayata geçiren, pratiğin sonuçlarını toparlayarak hayatın içinden yeni siyaset unsurlarıni bulup çıkartan, özetle; bir devrimci harekete, bütün hayatiyetini veren, temel bir role sahiptirler. Bugün hareketimizin birçok eksikliğinin bulunduğu
bir gerçektir. Bugünkü aşamada hareketimizin örgütlü çalışma ve çalışma
tarzına ilişkin eksikliklerimiz yönünden köklü bir eleştirisini
yapmalıyız. Özellikle çalışma tarzımıza ilişkin eksik ve hatalı
yönlerimizin devrimci bir tarzda düzeltilmesi yönünde, sistemli bir
mücadele yürütmeliyiz. 1. EVET birçok eksikliğimiz vardır. Birçok konuda oldukça önemli hatalar yapıyoruz ve bunlar içinde devrimci hareketimize pahalıya malolanları hiç de az değildir. Ama en önemlisi, bütün bu hatalı eğilimlere karşı mücadele ederken doğru bir örgütsel çalışma anlayışına, devrimci bir çalışma tarzı anlayışına sahip olmaktır ve bunu hareketimize hakim kılmaya çalışmaktır. Pratikte karşılaştığımız hataları düzeltmeye çalışırken, bunları sadece biçimsel yönleriyle ele almadan, derinliğine kavramaya, köklerini açığa çıkartarak düzeltmeye çalışmalıyız. Bu konuda devrimci bir anlayışa sahip olduğumuz taktirde hataların gerçekten giderilmesi mümkündür. Devrimci bir örgütsel çalışma, kollektiflik temeli üzerinde yükselmek zorundadır. Kollektif tartışma, kollektif üretme, kollektif yönetim, mutlaka belirli ve sistemli bir görev bölüşümü, kollektif sorumluluk ve disiplin: Böyle bir çalışma anlayışı, çalışmaların merkezileştirilebilmesini; değişik fikirlerin senteziyle mümkün olduğunca tek yönlülükten uzak en doğru çözümlere, fikirlere ulaşılmasını, yönetim kademelerindeki kadroların görüşlerinin zenginleşip derinleşmesini; bireysel ve istikrarsız davranışların ortadan kaldırılmasını, belirli bir plan dahilinde hareket edilmesini sağladığı gibi, kollektif bir örgütlü çalışma anlayışının gelişip yerleşmesi için de gerekli bir eğitim faktörü oluşturur. Ki bu son husus, özellikle hareket içindeki hatalı eğllimlerin giderlimesi açısından gereklidir. Bugün başlangıç aşamasındaki tüm hareketlerde olduğu gibi bizim hareketimizde de sorumluluk-yönetim kademelerindeki profesyonel unsurların büyükçe bir çoğunluğu küçük burjuva kökenli genç-aydın kadrolar tarafından oluşturulmaktadır. (Hareketimizin saflarında yer alan geniş işçi ve emekçi unsurlar işe bağlılık ve başkaca nedenlerle daha çok sempatizan durumundadırlar. Bu, her devrimci hareketin başlangıç aşamasında kuşkusuz aşmak zorunda olduğu önemli bir handikaptır.) Eğitilmiş olmasındaki kolaylık nedeniyle Marksizmi daha çabuk öğrenebilen küçük burjuva kökenli unsurlar, komünist davranış ilkelerine karşı uyum göstermekte daha az istidatlıdırlar. Tersine, küçük burjuva davranış tarzına ve dolayısıyla da örgütsel çalışmalardaki bireysel eğilimlere daha çok yatkındırlar. Bu durum ise, küçük burjuvaziye has bireyci, bürokratik ve daha başkaca birçok hatalı eğillme kaynaklık eden bir durumdadır. Bu, örgütsel çalışmalardaki hatalı eğilimlere karşı sürekli bir eğitim gereğini vurgulayan bir noktadır. (Ki, aynı ihtiyaç işçiler açısından da, bu kez burjuva ideolojisinin ve alışkanlıklarının etkilerine karşı geçerlidir.) (Marksist) bir anlayışın zıddına olarak alt-üst ilişkilerini bir memur - müdür ilişkisine dönüştürür; orta kademelerin (bir devrimci hareket açısından hayati öneme sahiptir) fonksiyonlarının emir iletme mekanizmaları haline dönüşmesine (bürokratik yöneticilik) yol açar; görevlerin savsaklanması, baştan savmacılık, pasifizm, bıkkınlık gibi hatalı eğilimlerin güçlenmesini körükler. 1. Memur devrimciliği diye bilinen hatalı eğilimi hepimiz biliriz. Buna rağmen, çalışmalarımızda karşılaştığımız aksaklıkların önemli bir kısmında bu memur devrimciliği anlayışıyla hareket etmemiz gerçeği yatar. Bir devrimci elbette kendi görev ve sorumluluk alanına giren işlerle uğraşmalı üstüne vazife olmayan şeylerle uğraşmamalıdır. Memur devrimciliği anlayışında ise, görev alanına giren sorumlulukların mekanik bir tarzda yukardan gelen talimatların yerine getirilmesinden ibaret bir şey olarak kavranılması söz konusudur: Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım veya ben sadece bana söyleneni yaparım... Örgütsel sorumluluk kademelerindeki kadrolar, bu şekilde hareket edemezler. Devrimci görevlerin yerine getirilmesi yaratıcı bir tarzda kavranılınalıdır. Merkezi siyasi belirlemeler, çoğunlukla genel siyaset ilkelerinin-hedeflerinin ortaya konulmasından ibarettir. Örneğin, sıkıyönetim, ilanının ne anlama geldiği çeşitli yönleriyle incelenmiş, faşist güçlerin muhtemel taktikleri irdelenmiş, devrimci görevlerin neler olduğu belirlenmiştir. Bu alandaki görevlerin doğru bir şekilde pratiğe geçirilebilmesi için, yaratıcı bir tarzda tartışılarak tabana kavratılması, içinde bulunan özel duruma uygun tarzda pratiğe nasıl geçirilebileceğinin tespit edilmesi; somut kararlar üretilerek, bunun bir şekilde eyleme geçirilmesi gerekir. Bütün bunların hayata geçirilebilmesi, son derece ciddi ve önemli bir çaba gerektiren işlerdir ve belki de genel siyaset ilkelerinin belirlenmesi kadar önem taşır. Eğer siyasal görevlerin pratiğe geçirilmesi görevi, memur anlayışıyla ele alınırsa, bu görevler yerine getirilemez. Genel siyaset belirlemelerinin eyleme nasıl dönüştürüleceği üzerine yukardan talimat gelmezse siyasal görevlerin yerine getirilmesi, eyleme dönüştürülmesi de mümkün olmaz. Ne yapılması gerektiği konusunda, yukardan talimat gelmesi beklenir durulur. Bu, son derece yaygın bir siyasal durgunluk (atalet) kaynağıdır. 2. Bürokratik örgütsel çalışma anlayışında alt-üst
ilişkileri de memur-müdür ilişkileri biçiminde ortaya çıkar. 3. Sorumluluk kademesindeki kadroların, kendi görev alanındaki siyasi pratiğin örgütlendirilişinde aktif olarak rol almaları gereklidir. Yönetim kademelerinde bulunan kadroların somut siyasal pratiğe katılmamaları son derece hatalıdır. Şorumlu kadrolar, merkezi siyasetin tartışıtarak tabana kavratılmasına katılmak zorunda oldukları gibi, siyasi pratiğin örgütlendirilmesinde de aktif olarak yer almalıdırlar. Önder kadroların pratikte yer alış biçimleri tartışılabilir ve elbette hareketin örgütlülüğünü riske,sokacak durumlar gözetilir. Ama bu konuda abartılı bir yaklaşım, önder kadroların pratikten kopuk bir hale düşmelerine, sonuçta ihtilalci bir önderlik mekanizması yerine, bürokratik bir önderlik mekanizmasının oluşmasına yol açar. Bu, pratikte çalışmalarımızın aksamasına, kadroların hantallaşıp, devrimci özlerinin körelmesine yolaçan nedenlerden biridir. 4. Devrimci kadrolar arasındaki ilişkilerin temeli devrimci yoldaşlık ilişkileri olmalıdır. Arkadaşlık, aynı çevreden gelme gibi nedenlerle veya yiğitlik-güven gibi subjektif nedenlere dayalı olarak kurulan özel ilişkiler, hatalı ilişkilerdir. Ben filancaya güvenmem, falanla birlikte aynı işe gitmem, vb. Çokça, bu hatalı feodal-bireysel ilişkilerin örgütlenmesi (tayfacılık!) eğilimi de ortaya çıkar. Bunlar küçük burjuva alışkanlıkların ürünü olan hatalı eğilimlerdir. Kaynağında kendine özel güvence oluşturma eğilimleri yatar. Hareketin bütününe güvenme ve kendini (bireyi) bu kollektif bütüne tabi kılarak eritme yerine, çevresinde oluşacak bireysel ilişki unsurlarından bir özel güvenlik çemberi otuşturma eğilimi, küçük burjuva bir sınıf içgüdüsü olarak değerlendirileblir. Bu türden oluşan ahbap-çavuş gruplaşmaları, çoğu kere, devrimci harekete zararlı sonuçlar yaratır. Buna karşı daima, siyasal ilişkilerin öne çıkarılması ve bireysel-feodal ilişkilerin törpülenmesi ve devrimci ilişkilere dönüştürülmesi için mücadele edilmesi gerekir. Hareketin bütününe güvenme esas olmalıdır. Ve hareketin bütün unsurları arasındaki ilişkilerin temeli devrimci yoldaşlık anlayışı olmalıdır. 5. Siyasi çalışmalarda devrimci bir sorumluluk anlayışıyla hareket edilmelidir. Bunun aksi ise (düpedüz sorumlulukları bir yana bırakıyoruz) bürokratik çalışma anlayışının bir parçası olarak bürokratik sorumluluk anlayışıdır. Bu, sorumluluk sadece üste karşı sorumluluk olarak algılanmaktadır. Devrimci bir sorumluluk anlayışında ise üste karşı sorumluluk, devrimci harekete karşı, sorumluluğunun bir biçimlenmesidir, sadece. Bürokratik bir sorumluluk anlayışıyla hareket edilmesi, görevlerin, çalışmaların sürekli aksamalarında, baştan savmacılıkta belirgin olarak ortaya çıkar. Bakarsınız işler hep ters gider, hep aksamalarla karşılaşılır; işler bir türlü istenen biçimde yürümez; ve de her zaman uygun bir mazeret vardır! Devrimci bir sorumluluk anlayışının yeterince kavranılamamış olması, üstlenilen görevin (Ne kadar basit görünürse görünsün) öneminin yeterince kavranılmaması, görevlere baştan savma bir anlayışla yaklaşılmasına yol açmaktadır. Bunun sonucu olarak da, en ufak bir engel ortaya çıkar çıkmaz (üste karşı makul bir mazeret(!) bulunmuştur, çoğu zaman bu kendimizi de kandırmamıza yarar!) kolayca, görevin yerine getirilmesinde savsaklayıcı bir eğilim içine girilir. Çoğu kere de mazeretin, önceden mi ortaya çıktığı, yoksa sonradan mı tedarik edildiği (!) anlaşılmaz! Görev anlayışında devrimci bir sorumluluk anlayışı
ve bunun sonucu olarak da verilen görevin mutlaka yerine getirilmesi
gerektiği anlayışı yerleştirilmelidir. Üstlenileri görev, ne kadar küçük
ve önemsiz görülürse görülsün; bütün güçlükler çözülerek karşılaşılan
bütün engellere rağmen, zamanında ve eksiksiz olarak mutlaka yerine
getirilecektir. Özetle bizim görev anlayışımız bu olmalıdır. Ancak böyle
bir anlayışla, bütün zorlukları aşabilen bir devrimci hareket olabiliriz.
Elbette ki, görevlerin savsaklanması eğilimterinin
başka nedenleri de vardır. Yerine getirilecek görevin öneminin
kavranılmaması, (işin küçük basit bir iş!) olarak görülmesi veya başkaca,
küçük burjuva liberal eğilimler söz konusu olabilir. Her halukarda
mazeretci eğilimlere ve görevlerin savsaklanılması eğilimlerine karşı
mücadele edilmelidir. 3. ÖRGÜTSEL çalışmalarda gizlilik kurallarına dikkat edilmesi gerektiği hususu, bilinmesine ve çok sık tekrarlanmasına rağmen, gene de çokça ihmal edilen ve unutulan bir husustur. Bunun ne denli tehlikeli bir hata olduğunu bilmemize rağmen, bu ihmalkarlık anlaşılır bir şey değildir. İçine düştüğümüz legalist eğilimlerin kaynaklarını araştırarak ortadan kaldırmak için ciddi şekilde mücadele etmeliyiz. Çünkü bu eğilimler, sonuçta, çalışmaların burjuva demokratik bir çerçeve içinde, mevcut burjuva düzenin sınırları içinde sınırlanmasını getirir. Devrimci Harsketin burjuvazinin koyduğu sınırlar içinde hapsolması tehlikesini getirir ki bütün bu eğilimler bir devrimci hareketin bütün ihtilalci özünü kaybetmesine yol açar. İhtilalci bir hareketin, legal olanaklardan yararlanma uğruna, legalizme kayması kuşkusuz tehlikelidir. İhtilalci bir hareketin çatışmalarının esası gizlilik temelleri üzerin de oluşmalıdır. Gizli ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesi için, gizlilik kurallarına titizlikle uyulması için, kadroların büyük bir özen göstermesi gereklidir. Bu legal çalışmaların ve ilişkilerin bir yana bırakılarak dar kapıcılığa sapılması, sözde gizlilik adına, dört duvar arasında, bütün kitlesel ilişkilerin bir yana bırakılması gerektiği anlamına gelmez. Legal ilişkiler, kitlesel ilişkiler kurmak için gerekli bir şeydir. Ama kendimizi ona kaptırmayacağız. Tersine açık-kitlesel-legal ilişkilerden olabildiğince yararlanmaya; dernek-sendika-kooperatif, vb. gibi kitlesel örgütlenme çalışmalarında olabildiğince yer almaya çalışırken, bunu mevcut düzen sınırları içınde düzendışı unsurların ve ilişkilerin yaratılmasının bir yolu olarak kullanacağız ve gizli ihtilalci ilişkiler ve örgütsel çalışmalar anlamındaki kadro çalışmatarını esas alacağız. Gizli çalışmaların ihmali, geçilen dönemin koşulları
göz önünde bulundurulduğunda, genç ve yeni oluşmakta olan bir hereket için
belki bağışlanabilir (ya da anlaşılabilir) bir hatadır. Ama, önümüzdeki
(kısmen yaşamakta olduğumuz) dönemin nitelikleri göz önüne alındığında,
burjuvazinin temel hedefi haline gelmiş genç bir devrimci hareket
açısından bu konudaki hatalar, hayati bir önem taşımaktadır. Ve bu
bakımdan da anlaşılabilmesi de bağışlanabilmesi de mümkün değildir. 4. ASKERİ sorunlara gereken önemin verilmesine dikkat
edilmeli, hareketimizin askeri yönü güçlendirilmelidir. Bu konularda da yeterli dikkat ve çalışma gösterildiği söylenemez. Bu konudaki eksiklikler, askeri konulara yeterince önem verilmemesi, kadroların yeterli bir askeri-siyasi eğitimden geçirilememesi, pratikte çok yöntü aksamalara; hareketin yeterli bir hızla yükselip gelişmesine engel olan eksikliklere yol açmaktadır. Bu yüzden, devrimci mücadelenin askeri nitelikteki sorunlarının incelenip kavranılmasına devrimci militan kadroların devrimci mücadelenin askeri görevlerini yerine getlrebilecek ve siyasi askeri yönetim yeteneğini geliştirecek tarzda eğitimine özel önem verilmelidir. Askeri sorunlar denilince genellikle teknik nitelikteki sorunlar akla gelir. Oysa bunlar çok önemli olmakla birtikte, askeri sorunlar teknik-askeri sorunlardan ibaret değildir, Devrimci mücadelemizin askeri sorunlarıözde politik nitelikli sorunlardır. Bunlar, bugünkü aşamada gerilla mücadelesinin politik içerikli askeri sorunlarını içerir. Bu konularda öğrenmemiz gereken çok şey olduğuna şüphe yoktur. Bu konuya ilişkin genel bilgilerin (teorik düzeyde) öğrenilmesiyle de yetinilmemelidir.Bizim çoğunluklu yaptığımız budur. Oysa genel ve temel bilgilerin ışığında, gerilla mücadelesinin her özgül-somut koşullardaki biçimlenişine ilişkin sorunlar üzerinde durmak ve bunları öğrenmek için çalışmalıyız. Gerilla mücadelesi, her ağacı, her rüzgarı, her yağmuru, her kaynağı, kendi lehine kullanma sanatı diye tanımlanır. (Zayıf-küçük-dağınık güçlerin kendinden güçlü düşman kuvvetlerini yenmesi böyle mümkün olur.) Bizim ise bu kuralın gereklerine uymak şöyle dursun, böyle bir kuralın varlığından -çoğu kere- haberimiz bile yoktur. Çoğunlukla bilenen birkaç askeri yöntemden başka hiçbir şeyle ilgilenmeyiz. Körün değneğini bellediği gibi bellediğimiz, birkaç alışılmış şeyden başka yeni şeyler öğrenip-geliştirmeye zahmet etmeyiz. Bu çok kötü ve mücadelede daha az kayıp vererek, faşist güçlere daha çok kayıp verdirmemizi önleyen bir şeydir. Oysa her konuda olduğu gibi bu konuda da geniş ve yaratıcı bir bakış açısına sahip olmak gerekir. Bulunduğumuz bölgedeki mücadaleyle ilgili her şeyi, halkın alışkanlıklarını, geleneklerini, bölgesel-yöresel özellikleri, incelemeye en ufak şeyleri bile değerlendirmeye çalışmalıyız. Devrimci Mücadelenin askeri sorunları konusunda, basma kalıp ve kolaycı çözüm bulma anlayışından kurtulmalıyız. Bu bize, birçok güçlüğü basit yollarla aşmayı da öğretecektir. Faşist güçlerin geneldeki izledikleri siyaset, bölgedeki uyguladıkları eylem çizgisi, bunların halk sınıfları ve sosyal siyasal güçler üzerindeki etkileri, yarattıkları tepki ve çelişkiler dikkatle incelenerek, bütün bunları hesaba katan doğru bir askeri- siyasi çizgi oluşturmaya ve buna uygun eylemler örgütlemeye çalışmalıyız. Her zaman bunu en iyi bir şekilde yapmaya çalışmalıyız. Aksi halde, karanlıkta hedefe rastgele ateş eden bir avcıdan farksız oluruz. 5. HER zaman belirli bir plan, belirli bir eylem programı dahilinde hareket edilmelidir. En kötü planlı çalışma, en iyi plansız çalışmadan daha verimli sonuçlar yaratır. Plansız-programsız çalışma çalışmadaki ilkellikten ileri gelir ve kendiliğindenciliğe sürüklenilmesine yol açar. Ve nihayet, halkımızın devrimci savaşının öncü kadroları, yetkin bir önderlik ve yönetim yeteneğine sahip olmalıdırlar. Her şeyden önce mücadeleye seferber edilebilecek bütün güçleri harekete geçirebilecek (herkesin yapabileceği bir şey vardır!) yanımıza çekilebilecek her gücü yanımıza çekebilecek, tarafsızlaştırılabilecek her gücü tarafsızlaştırabilecek bir çalışma yürütülmelidir. Her zaman buna uygun hareket ettiğimiz söylenemez. Hatta çoğu zaman tersine yanımıza çekilebilecek, faşizme karşı seferber edilebilecek güçlerle gereksiz çatışmalara giriyoruz. Örneğin şu KSD ve HK, vblerin görüşlerini benimseyen gruplara-kişilere karşı tutumlarımızı inceleyelim. Onlarla girişilen sürtüşmeler bize ve devrimci mücadeleye ne kazandırıyor? Bu araştırmaya değer bir şeydir. Onların merkezi siyasetlerine karşı,
ideolojik-teorik planda yürütülen sert polemikler pratikte, onlara karşı
aynı şekilde uzlaşmaz ve sert bir tutum takınmamızı getirmemelidir.
Tersine onlara karşı, mücadele içinde,esnek bir tutum izlemeliyiz. Onlara
sürekli olarak ortak mücadele-eylem birliği önermeli, onlari faşist
güçlere karşı örgütleyebilmeye çalışmalıyız. Sürekli olarak direniş
komiteleri pratiğine çekmeye bunu kabul etmeye zorlamalıyız. Özellikle bu
siyasetler, bizim açımızdan önemli bir sorun olmamalıdır. Bunlar, büyük
ölçüde dağılma eğilimi içindedirler. Büyük açmazlar içindedirler,
taraftarları çoğunlukla, kararsızlıklar içindedir. Onlara karşı doğru bir
tavır takınarak, onları sürekli ortak pratiğe çekerek ve benimsedikleri
görüşlerinin açmazlarına yüklenerek devrimci mücadele saflarına kazanmaya
çalışmalıyız. Kabul etmek gerekir ki bu tür gereksiz ve devrimci harekete daima zarar veren çatışmaların meydana gelmesinde yer yer bizim hatalarımızın da önemli bir payı olmaktadır. Bu konuda çok dikkatli olmalıyız. Devrimci olmayan lümpen tavırlar daima bize zarar vermiştir. Kadrolar bu gibi devrimci mücadelenin çıkarlarını gözetmeyen, lümpen eğilimlere karşı mücadele etmelidirler. Ancak, hatalı ve eksik yönlerimize karşı - devrimci bir anlayışla tutarlı bir mücadele yürütebilirsek, kendimizi acımasızca eleştirerek, Dimitrovun dediği gibi hatalarımızla alay edebilirsek ve ancak bu sayede içinde bulunduğumuz ilkellikten kurtularak, yukarda değinilen bütün devrimci vasıflara sahip öncü militan kadrolara sahip olabilirsek, halkımızın devrimci mücadelesinin Öncüsü olabiliriz. Kuşkusuz ki önümüzde birçok engel vardır. Başarabilmemiz için çözmemiz gerekli birçok sorun vardır. Eğer, gerçekten inanır, gerçekten başarmaya çalışır ve bunu başarmayı gerçekten aklımıza koyarsak, bunu yapmamak için hiç bir neden yoktur. Bunu yapmaya, başarmaya mecburuz. Bu, fedakarca mücadele ederek hayatlarını ortaya koyan ve üzerinde yaşadığımız toprakları kanlarıyla sulayan yüzlerce şehit yoldaşımıza ve onların bir parçası haline geldikleri emekçi ve yoksul halklarımıza karşı bir namus borcumuz, tek yaşam gerekçemizdir! Bunu mutlaka başaracağız! DİRENİŞ KOMİTELERİ ÜZERİNE BAZI NOTLAR DAİMA kitle çalışması ile silahlı mücadeleyi, öncünün silahlı eylemi ile kitleler içindeki her türlü mücadele anlayışı ve özellikte silahlı savunma eğilimlerini birleştirecek bir politik - askeri çizgi izlemeliyiz. Yürüttüğümüz mücadelenin başarıya ulaşabilmesinin temel koşulu budur. Direniş Komiteleri konusundaki görüşlerimiz bu konuda yetkin bir anlayış ortaya koymuştur. Bu anlayışın, somut pratik içerisinde derinleştirilmesi gereklidir. Ne var ki biz, daha çoğunlukla, bu konudaki tespitlere uygun bir çalışma yürütmekte olağanüstü bir duraksama içindeyiz. Ya pratikte yeterince çaba sarfedilmiyor. Ya da pratikte tespit edilen anlayışa uygun bir çalışma yapılmıyor. Bu konudaki duraksamalı eğilimlerden mutlaka kurtulunmalı tutarlı ve kararlı bir çalışma içine girilmelidir. Bu konudaki eksiklerin bir nedeni de Direniş Komitelerinin içeriğinin yeterince kavranmamış olmasıdır. Direniş Komitelerinin halkın kitlevi bir örgütlenmesi mi, yoksa küçük dar silahlı savunma birlikleri mi olduğu sorunu tereddüt yaratmaktadır. Devrimci Hareketimiz bu iki unsuru da içeren bir nitelik de tespit etmiş olmasına rağmen, gene de (ve belki de bu ikili karmaşık nitelik gereği) tereddütlerin sürdüğü görüldüğünden, konuyu daha da somut olarak ve herhangi bir tereddüte ve karışıklığa yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturmak gereklidir. Bu konuda (bu görevi yerine getirecek kapsamdaki bir çalışma yapmaya çalıştığımızı belirtmekle birlikte) şu noktaları işaretlemek yararlı olacaktır. 1. Devrimci Hareketin siyasi çalışmasının bulunduğu her yerde (işyeri, mahalle, köy, vb.) mutlaka silahlı direniş birlikleri oluşturulmalıdır. a- Silahlı Direniş Birlikleri, bölgenin faşist saldırılar karşısındaki silahlı savunmasını üstlenen birlikler olarak, bölgedeki yerleşik unsurlardan oluşur ve halktan ileri unsurları da içine alacak, bu şekilde genişleyecek biçimde oluşmalıdır. b- Silahlı Direniş Birliklerinin görevi, asıl olarak birimin savunması olmakla birlikte, diğer siyasal, sosyal çalışmalar içinde de yer alırlar. c- Silahlı Direniş Birlikleri, birimdeki siyasi örgütün kontrolu altında çalışmalı, Silahlı Direniş Birlikleri unsurlarının sürekliliğinin, gizliliğinin sağlanılmasına çalışılmalıdır. 2. Koşulların elverişli olduğu, faşist güçlerin saldırı ve tehditleri karşısındaki heryerde, mutlaka Direniş Komiteleri çalışmaları içinde halkın örgütlenmesi için çalışılmalı, bütün anti-faşist unsurların yer alacağı Direniş Komiteleri örgütlenmeleri gerçekleştirilmelidir. 3. Direniş Komitesi çalışmaları bu durumun olmadığı durumlarda da mutlaka halkın çeşitli sosyal sorunlarını kapsayan özel komiteleşme çabaları şeklinde sürdürülmelidir. Su-yol-kanalizasyon, vb. sorunların çözümü için oluşabilecek olan her komiteleşme çalışması sürekli kılınmaya çalışılarak Direniş Komitesi doğrultusunda geliştirilmeye çalışılmalı; Direniş Komiteleri propagandası sürdürülmeli, halka kavratmaya çalışılmalıdır. 4. Direniş Komitesi çalışmaları birçok yerde çeşitli nedenlerle dağılmak zorunda kalmaktadır. Bunun belli başlı nedeni arkadaşlarımızın bu çalışmanın önemini yeterince kavramayışı ve bunu geliştirmek için bilinçli ve kararlı bir çalışma yürütmeyişidir. Kendiliğinden gelişen eğilimler açığa çıktığında da baştan savma bir şekilde yaklaşıyoruz. Halk içindeki bilinçlenmenin yetersiz olması, merkezi devlet otoritesine karşı olan (güven-korku) tavırlarının aşılamamış olması, polis baskıları, vb nedenlerle zamanla çalışma-komite dağılmaktadır. Hiçbir şey bizi bu konuda ısrarlı-bilinçli bir çalışmadan alıkoymamalıdır. Tekrar tekrar komiteleşme çalışması, bunun gerçek devrimci içeriğinin ısrarla açıklanması... Direniş Komiteleri bizim hareketimizin en üstün özelliklerinden biridir. Buna uygun bir siyaset izlenilmelidir. Daima, bizim dışımızdaki her çeşit anti-faşist unsurları çalışmaya katmak için mücadele edilmelidir. (***) |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org