Faşizm, Halka Karşı İlan Edilen Bir Savaştır

FAŞİZM bir savaştır!

Faşizm, sömürücülerin tüm emekçi halka karşı ilan ettiği bir savaş ve bütün bir halkın ekmeğine, özgürlüğüne ve canına yönelen bir tehdittir.

Faşistler, bu açık gerçeği sanki her gün yeniden kanıtlamak ve bu gerçeği bir türlü görmek istemeyen şaşkınların kafasına sokmak istercesine saldırıyorlar. Azgınca ve pervasızca cinayetler işliyorlar. Bütün hayatını halkına adayan doktorları, avukatları, öğretmenleri, işçileri ve tazecik yürekleri sadece ve sadece emekçi halkı için çarpan gençlerimizi birer-

  ikişer acımasızca katlediyorlar...

Bu saldırıların son zamanlarda, özellikle sıkıyönetimin ve yeni MC’nin kendilerine sağladığı geniş imkanlar sayesinde iyice yaygınlık kazandığı; ve CHP’nin il ve ilçe yöneticilerine yönelik saldırıların da iyice arttığı görülmektedir. Faşist saldırıların sadece devrimcilere değil, sadece CHP’lilere değil, MSP’lilere kadar uzanan en geniş kesimlere yöneldiği görülüyor.

Faşist saldırıların yaygınlaşması herşeyden önce faşistlerin yurt çapında yürüttükleri hakimiyet kurma savaşına hız verdikleri ve yeni - faşistleştirilmiş- mevziler elde etmeye çalıştıklarını ortaya koymaktadır. Faşistler bu şekilde son yıllarda devrimci hareketin gelişmesinin sonucunda kaybettikleri mevzileri sıkıyönetim ve diğer resmi güçlerin desteği ile yeniden ele geçirmeye çalışmaktadırlar.

***

Faşist saldırıların yaygınlaşması ve toplumun değişik kesimlerine yönelmesi toplumda varolan siyasal kutuplaşma ve kamplaşmanın bugüne kadar Türkiye tarihinde görülmedik boyutlara ulaşmasına yol açmaktadır. Çatışmalar yurdun ve toplumun her kesimini kaplamıştır. Faşist saldırılarla beraber korkunç bir enflasyon ve pahalılığın sonucu olarak halk muhalefeti de, devrimci mücadele ile birlikte durmadan genişlemektedir.

Bütün bunlar, kuşkusuz şimdi ortaya çıkan gelişmeler değildir. Sürekli vurguladığımız gibi, yıllardır yaşanan olaylar kaçınılmaz sonuçlarını, toplumun en geniş kesimlerini etkileyecek ve sarsacak şekilde, ortaya çıkarmaktadır.
Bu gelişmelerin, beraberinde yeni devrimci görevler de getirdiği ortadadır; daha doğrusu bugüne kadar defalarca vurgulanmış olan devrimci görevler, şimdi bir kat daha fazla bir önem kazanmaktadır. Devrimci önderlik görevlerinin yerine getirilmesi için bütün bu gelişmeler doğru bir şekilde değerlendirilmeli; devrimci mücadelenin görevlerinin genişlediği, hedeflerinin de giderek büyüdüğü iyi kavranmalıdır.

***

Faşizmin hakimiyet kurma ve yok etme savaşına karşı emperyalizmin ve yerli uşaklarının bütün bir halkın ekmeğine, özgürlüğüne ve yaşama hakkına yönelen bu savaşa karşı, anti-faşist bir savaş kesinlikle gereklidir.

Faşistlerden uzaklaştırılması mümkün olan herkesi tarafsızlaştırmalı; emperyalizmin uşağı bir avuç sömürücüyü ve onların köpeklerini bütün emekçi halk kesimlerinden tecrit edebilmek için çalışmalı; faşist saldırı ve tehdite maruz kalan herkesle birleşmeli, faşistlerin halka yönelen her türlü saldırı ve baskısına şiddetle karşı çıkılmalı; döktükleri kan asla yerde kalmamalı, halka kalkan eller mutlaka kırılmalıdır...

Bu gerçekler, şimdi, çok daha geniş kitleler tarafından açıkça görülebilmekte; kitlelerin içinde varolan faşizme karşı barışçı hayaller hızla yıkılmaktadır.

***

Bütün bunlara rağmen faşizme karşı devrimci bir mücadele anlayışı konusunda zararlı ve tereddütlü eğilimlerin özellikle çeşitli oportünist gruplar tarafından hala savunulmaya çalışıldığı da ortadadır. Örneğin hala halk içinde faşizme karşı biriken tepkileri ve yükselen halk muhalefetini devrimci bir doğrultuya yönlendirme ve en geniş halk kesimlerini faşizme karşı birleştirme görevleri ile, faşist saldırılara karşı militan bir mücadelenin örgütlenmesi görevlerini birbirine zıt şeyler olarak gören anlayışlar hala savunulabilmektedir. Oysa, ancak faşist saldırı ve tehditler gerektiği gibi etkisizleştirilebildiği taktirde, faşizme karşı geniş kesimlerin tepkileri getiştirilip örgütlenebilir; faşistlerin döktükleri kan gerçekten yerde kalmaz, halka kalkan eller gerçekten kırılırsa, halkın faşizme karşı direniş azmi güçlendirilebilir. Ve yine ancak faşizme karşı en geniş kesimler birleştirilebilirse, faşizm yenilgiye uğrayabilir.

Bu devrimci anlayışa çeşitli saçma gerekçelerle karşı çıkanlar hala vardır.

Kimileri faşizme karşı olan herkesin birleşerek, kararlılıkla ve cesaretle savaşmasından başka bir yol olmadığını anlamaya yanaşmıyor; kimileri de "ortada savaşan iki ordu olmadığı için savaştan söz edilemez" diye diye, aptallıktan başka bir mana ifade etmeyen bir oportünizmi hala savunmayı sürdürüyor.

Bütün bu zararlı ve tereddütlü eğilimler yenilmelidir. Faşistler, "ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız" diye diye, devletin resmi kuvvetlerinin desteğiyle, hiçbir savaşta olmadığı kadar alçakça cinayetler işleyerek apaçık bir savaş yürütüyorlar.

Emperyalistlerin ve sömürücü büyük patronların adına halka karşı yürütülen bu savaşa karşı, karartılıkla ve cesaretle savaşmaktan başka bir yol olmadığını; faşizme teslim olmamak için, yaşamak için bu ölüm kalım savaşı neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan başka bir yol olmadığını hiç kimse aklından çıkarmamalı ve bu gerçek herkese iyice kavratılmalıdır.
Çünkü ancak bu şekilde faşizm yenilebilir, halk kazanabilir!


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org