|
|
|
|
Namluların Gölgesinde Demokrasicilik Oyunu
DY, Sayı:29, 18 Temmuz 1979
KURULDUĞU günden bu yana uygulayageldiği politikaların doğal, hatta kaçınılmaz bir sonucu olarak hükümet, nihayet, düşme noktasına gelip dayandı. En son, emekçi halklarımızın elinde avucunda ne varsa hepsine el koymak anlamına gelen IMFnin koşullarını, bütünüyle kabul ederek oluşturduğu kısmi dış destek sayesinde ve biraz da parlamentonun tatile sokulması sayesinde sınırlı bir zaman kazanabildi. Bu sayede hükümetin ayakta kalmak için kazandığı zamanın son sınırının senato seçimlerine kadar uzanabileceği söylenebilir. Ancak tarafların, yani hükümet ve |
![]() |
|
muhalefet güçlerinin senato seçimlerine kadar,
gelişmeleri kendi yönlerinde zorlamaları beklenmelidir. O halde önümüzdeki
günlerin daha sıcak ve siyasal değişmeler açısından daha hassas bir döneme
doğru gelişmelere sahne olacağını söylemek yanlış olmaz. CHPnin halkçı (!) lideri Ecevit kendi sonuna, bütün foyasını açığa çıkararak tırmanıyor. Son yapılan devalüasyon ve zamlar emekçi halkın sofrasındaki son lokmalara da el koymaktan başka bir şey değildir. Ve bütün bunları uyguladığı için cesaretinden(!) dolayı kıvanç duymaktadır, halkçı(!) Ecevit! Ona, emekçi halka karşı bu cesareti nereden aldığını sormak lazımdır. Bir yanda bu cesaretli kararlar alınırken, diğer yanda da yeni yeni baskı yasaları çıkartılmakta; Mogadişu baskınını düzenleyen Alman komandolarından daha üstün intihar komandoları yetiştirilip sergilenerek halka gözdağı verilmeye çalışılmakta; 12 Mart dönemini aratmayan işkenceler, baskılar, tutuklamalar, yurtsever insanların katledildiği operasyonlar sürüp gitmekte, bütün bunlara karşılık halkçı ve de özgürlükçü Ecevit, demokrasi ve özgürlük nutukları atabilmektedir. Doğrusu bu da bir cesarettir. Ecevit halka karşı fütursuzca yalan söyleyebilmektedir! Aldığı bütün kararlar sıkıyönetimin bütün baskı uygulamaları sadece faşist güçlerin işine yaramasına rağmen hala, Türkiyede faşizm tehlikesi yoktur diyerek halkı kandırmaya çalışmaktadır. Önümüzdeki senato seçimlerinde de, halkın karşısına bir kez daha aynı yalan ve demagojilerle çıkacaklarına, halkı eski yalanlarına bir kez daha inandırmaya çalışacaklarına da şüphe yoktur. Bir kere daha herkesi CHPye oy vermeye, aksi taktirde hükümetin düşeceğini, özgürlükçü demokrasinin (!) tehlikeye düşeceğini, III. MCnin kurulabileceğini, vb. ileri sürebileceklerdir. Bu şekilde yoksulluk ve zulüm altında inletilen halktan yeniden oy isteyebileceklerdir. Kısacası önümüzdeki seçimlerde de bir kere daha eski
demokrasicilik oyunları sahnelenecektir. Bir yanda sıkıyönetimin bütün
baskı politikaları alabildiğine sürerken, halk güçlerinin bütün demokratik
hakları ayaklar altına alınıp çiğnenirken, devrimcilerin söz - yazı -
fikir özgürlüklerinin yok edildiği, bütün devrimci yayınlara yasaklar
çıkarıldığı, devrimcilerin gerekçesiz yere zindanlara doldurulduğu bir
ortamda, namluların gölgesinde, gene demokrasicilik oyunu oynanacaktır.
Kısmi senato seçimierinin başka bir anlamı yoktur. Elbetteki biz, bu
oyuna, bu sahtekarlığa hiçbir şekilde ortak olmayacağız. AP ve MHPnin önümüzdeki dönem içinde saldırı
politikalarını yoğunlaştırarak sürdürecekleri anlaşılmaktadır. Özellikle
seçimlerin yapılacağı illerde faşist güçlerin saldırılarının şimdiden
yoğunlaşmaya başladığı gözlenmektedir. Onlar şimdi, yoksulluk ve zulüm altında inlettikleri ve her türlü yalan ve ihaneti reva gördükleri halktan, gene türlü yalanlarla oy isteyeceklerdir. Onlardan yaptıkları bütün ihanetlerin hesapları tek tek sorulmalıdır. Ve onlar layık oldukları dersi mutlaka en iyi bir şekilde almalıdırlar. SENATO seçimlerine doğru, faşist saldırıların yaygın biçimler alacağı bir dönemde faşizme karşı direniş mücadelemizin yeni mevziler, yeni merhaleler kazanması için görevlerimize bir kat daha sarılmalıyız. Bütün yurt sathındaki faşist saldırılara karşı bütün emekçi halk güçlerinin yanıbaşında tutarlı, bilinçli, kararlı bir mücadele çizgisi izlemeliyiz. Faşist saldırılara maruz kalan herkese sahip çıkmalı; faşizme karşı mücadele içinde olan herkesle birleşmeye çalışmalı; bütün anti-faşist halk güçlerini faşizme karşı kararlı bir eylem çizgisinde birleştirmeye çalışmalıyız. Yükselen mücadele ortamında en geniş anti-faşist halk kesimlerinin faşizme karşı her türden mücadele ve direniş eylemlerinin ön saflarında yer almalı, bunları örgütlemeye çalışmalıyız. Önümüzdeki bütün bir mücadele dönemi, yurt çapında direniş birlikleri oluşturma görevlerimizin yerine getirilmesi için uygun bir zemin olarak değerlendirilmelidir. Faşist güçlere karşı yürütülecek her türden direniş eylemlerinde özellikle doğru bir mücadele çizgisi izlemeye büyük bir özen gösterilmelidir. Eylemlerimiz faşist güçlerin saftarını daraltacak, faşizme karşı direniş saflarını genişletecek, en geniş halk kesimlerinin faşizme karşı mücadele azmini ve kararlılığını geliştirecek bir niteliğe sahip olmalıdır. Tersine, faşist güçlerin saflarını genişleten, halk güçlerinin saflarını daraltan, halk yığınlarını devrimci mücadeleden soğutan eylemler hiçbir şekilde devrimci eylemler sayılmamalıdır. Daima; açıkça en geniş emekçi halk kitlelerinin çıkarlarından yana, bilinçli, kararlı, örgütlü bir mücadele çizgisi izlemeliyiz. Bu, devrimci mücadelemizi kesin zaferine götürecek olan bir temel olmalıdır. Bugün emekçi halklarımızın faşizme karşı direnişinde atacağımız kararlı adımlar, yarının daha zor görevlerini başarabilmemiz için bir sınav olacaktır. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org