|
|
ERKEN seçim burjuvazinin
çıkmazlarına "çare" olabilecek midir? Bu soruyu hemen, hayır diye
cevaplıyoruz. Hayır diyoruz. Çünkü, ülkemizde egemen sınıflar çaresiz
sorunlarla karşı karşıyadırlar. Emperyalizme bağımlı, dışa göre şekillenmiş,
dengesiz bir ekonomik yapı, onun üstünde yükselen tarihi olarak parçalanmış
çıkar çatışmaları yüzünden birbirine girmiş bir gericiler koalisyonu: Bu
tablo, hiç durmadan çözümsüz sorunlar doğuran bir temel oluşturmaktadır.
Erken seçim, burjuvazinin aradığı bir siyasi istikrarı
sağayabilecek bir "çare" yaratamayacaktır. Seçimlerin ülkemizin bugün karşı
karşıya bulunduğu köklü ve çözümsüz sorunları halledebilecek şekilde sonuçlanması
mümkün değildir. Egemen sınıfların içine girdikleri buhran, erken seçim
sonrasında da derinleşerek devam edecektir.
SEÇİMLERDE devrimcilerin
görevleri ne olmalıdır? Önümüzdeki seçimlere devrimci bir parti katılmıyor.
Burada da altını çizerek vurgulayalım ki, bugün ülkemizde işçi sınıfının
bağımsız siyasi hareketi, onun öz örgütü yoktur. Ve böyle bir hareketin
yaratılması yolunda mücadele temel görevimizdir.
Bu tespit seçimler sırasındaki çalışmalarımızı
ve tavrımızı da belirlemektedir.
Seçimler çeşitli burjuva klikleri arasındaki
kamplaşma ve çatışmanın alabildiğine sertleşerek geliştiği bir ortam içinde
yapılacak. Bu ortam içinde devrimciler işçi sınıfının bağımsız siyasi hareketini
yaratma yolunda mücadelelerini yükseltmelidirler. Bu doğrultuda faşizme
karşı mücadele yükseltilmeli, bütün anti - faşist halk hareketlerinin en
ön safında yer alınmalı; devrimci düşünceleri emekçi halk yığınları içinde
yaymak, kitleler içindeki mevcut ilişkileri derinleştirmek ve yeni bağlar
kurmak için çalışılmalıdır.
Burada önemle hatırlanması gereken bir şey
çalışmalarda geniş yığınlara yönelik genel ajitasyonla yetinmemek,
kadro ilişkileri kurmaya, bilinçlendirmeye yönelik çalışmaları esas
almaktır. Bu partileşme sürecinde kitle çalışmaları içinde kadro çalışmasını
esas almanın bir gereği olarak kavranmalıdır. Mücadelenin, bağımsız bir
siyasi hareketin, proletaryanın savaşçı örgütünün yaratılması yolunda yükseltilmesi
ancak bu şekilde bir çalışma anlayışı ile mümkün olabilir. Devrimcilerin
seçimler sırasında da esas meselesi budur.
Seçimlerde CHP ve TİP gibi ilerici demokratik
görünümdeki burjuva partilerin desteklenmesi tavrı devrimciler açısından
söz konusu olamaz.(*)
Ülkemizdeki egemen sınıf klikleri arasındaki
çatışmalar CHPnin ilerici ve demokratik bir görüntü altında egemen sınıfların
mevcut siyasi iktidarlarına düzen sınırları içinde bir alternatif olarak
ortaya çıkmasına yolaçmıştır. Bugün geniş emekçi yığınlarının bu reformist
alternatife bağladıkları umut devrimci hareket açısından, işçi sınıfının
bağımsız siyasetinin emekçi yığınlar tarafından benimsenmesi sorunu açısından
en önemli engellerden bir tanesidir. Ülkemizdeki işçi sınıfının mesleki
- sendikal örgütlerinde belirli bir etkinliğe sahip revizyonist akımların
(faşizm tehlikesini ortadan kaldıracağı ve ileri bir demokrasi getireceği
gerekçesi ile) takip ettikleri CHPyi destekleme siyaseti bu durumun önemini
bir kat daha arttırmaktadır.
Devrimciler ne böyle "ileri demokrasi"
gibi burjuva yalanları ve safsatalarıyla emekçi halkın aldatılmasına göz
yumabilirler, ne de sahte bir "kurtuluş umudu" yaratılarak emekçi
yığınların düzene otan tepkilerinin pasifize edilmesine...
Bu nedenle seçimlerde devrimciler CHPnin
ekonomik ve siyasi programının burjuva muhtevasını açıklamak için çalışmalıdırlar.
Bir CHP iktidarının dahi emekçi yığınların kendi kurtuluşunu sağlamaya
yetmeyeceğini, bunun işçi sınıfının ve emekçi halkın siyasi iktidarına
yönelik bağımsız hareketi yoluyla gerçekleşebileceği ve yine bunun ancak
DEVRİMCİ BİR YOLDAN gerçekleşebileceği yığınlara hiç usanmadan anlatılmalıdır.
Ülkemizde reformist bir burjuva iktidarı döneminin yaşanması ihtimalinin
söz konusu olabilmesi böyle bir ajitasyonun önemini bir kez daha arttırmaktadır.
Egemen sınıflar CHPyi bir sosyalist alternatif gibi göstererek, onun tutarsız
programında bir bakıma sosyalizmi mahkum etmek istemektedirler.
Ne var ki, CHPnin desteklenilmemesi ve onun
burjuva muhtevasının açıklaması şeklindeki bir politika genel olarak
CHPye oy verilmemesi çağrısı yapılması şeklinde anlaşılmamalıdır.
Devrimciler CHPye oy verdirtmemek için özel bir gayret sarfetmeyecek,
esas olarak, AP, MHP gibi faşizmin temel dayanağı otan partileri tecrit
etmeye çalışacak, bu arada CHPye oy veren kitlelere CHP konusundaki görüşlerimizi
açıklayacaklardır.
Bugün CHP tabanında önemli bir anti-faşist
potansiyel yer almaktadır. Bu, tabandaki emekçi unsurlar arasındaki anti-faşist
eğilimle birleşmeli ve onların faşizme karşı her eyleminin yanında yer
almalıyız.
CHP yöneticileri bunu önlemek için oldukça
büyük bir gayret sarfetmekte özellikle mitinglerde gençlik kollarını çeşitli
bahanelerle devrimcilerin üzerine saldırtmaktadırlar. Özellikle "Halklara
Özgürlük" sloganı vesile edilmektedir. Tekrar belirtelim ki, devrimciler
herhangi bir anti-faşist ittifak sorunu olarak oligarşinin milli baskı
siyasetine karşı mücadeleden vazgeçmezler. Kürt ulusu üzerindeki milli
baskı siyaseti oligarşinin faşist siyasetlerinden en başta gelenlerinden
birisidir. Anti-faşist mücadelede ittifakları parçalamamak için, halkların
özgürlüğünü savunmaktan vazgeçilemez. Bu yüzden halklara özgürlük sloganının
atılmasından vazgeçilemez.
Ancak CHP mitinglerinde ne bu sloganın ne
de diğerlerinin atılması mitingin sabote edilmeye çalışıldığı şeklinde
bir görüntüye meydan verecek şekilde olmamalıdır. Bundan önceki bu
gibi bazı durumlarda örneğin, sürekli olarak ve tek başına bu sloganın
söylenmesi böyle bir görüntüye yolaçabilmiş, CHP yöneticilerinin bu durumu
bir yandan devrimcileri tecrit etmek bir yandan da egemen güçlere şirin
görünmek için kullanmalarına zemin hazırlayabilmiştir. Unutulmamalıdır
ki, slogan atılması işin sadece bir yanıdır. Bir kalabalık içinde devrimci
sloganları haykırmak yığınların o sloganların ifade ettiği fikri kabul
etmelerine yetmez. Devrimci sloganlarımızı kararlılıkla haykırmak, siyasi
çalışmalarımızın sadece bir tanesidir. CHP yöneticilerince tezgahlanacak
bu tür provokasyonlara gelinmemeli ve CHP tabanındaki anti - faşist ilerici
unsurlarla faşizme karşı omuz omuza mücadele edilmesi için dikkatli ve
sabırlı bir çalışma sürdürülmelidir. Bu yolda kime yönelirse yönelsin,
bütün faşist saldırılara karşı en aktif bir şekilde karşı çıkılmalıdır.
Sonuç olarak seçimler, faşizme karşı yürüteceğimiz
mücadelenin proletaryanın bağımsız, devrimci siyasi hareketinin yaratılması
doğrultusunda yükseltileceği bir platform olarak kavranılmalıdır.
(*) İşçi sınıfının sosyalist partisi olma iddiasını taşıyan
TİP gerçekte küçük burjuva reformist bir akım hüviyeti gösteriyor. Burada
TİP'in incelenmesine girecek değiliz. bugünki koşullarda böyle bir partinin
desteklenmesi söz konusu olamaz.
|