Seçimlerde Devrimcilerin Tavrı Ne Olmalıdır?

     BUGÜNKÜ siyasal durum, oligarşinin iç çelişkileri, çeşitli burjuva partileri arasındaki ilişki ve çelişkilerin kazandığı somut durum, egemen sınıfların karşı karşıya bulunduğu bir sıra ekonomik ve siyasi sorunun çözümüne olanak tanımıyor. Bir başka ifade ile bugünkü siyasi ortamda içine düşülen çıkmazdan kurtulma ve sorunları çözme olanağı tamamen kalkmış durumdadır.
     Tekelci burjuvazinin önde gelen isimleri (Sabancı, Koç vb.) bu sorunların çözümlerinin ertelenmesinin imkansız olması nedeni ile erken seçim talebinde bulundular. İçinde bulunduğumuz koşulların bir başka özelliği de siyasi sorunun seçim dışı bir çözümünün de olanaksız olmasıdır.
     Şimdi egemen sınıfların içine düştüğü çıkmaza -Erbakan’ın büyük direnişine rağmen- bir erken seçimle "çare" aranıyor.
               *                                                                   *

 

ERKEN seçim burjuvazinin çıkmazlarına "çare" olabilecek midir? Bu soruyu hemen, hayır diye cevaplıyoruz. Hayır diyoruz. Çünkü, ülkemizde egemen sınıflar çaresiz sorunlarla karşı karşıyadırlar. Emperyalizme bağımlı, dışa göre şekillenmiş, dengesiz bir ekonomik yapı, onun üstünde yükselen tarihi olarak parçalanmış çıkar çatışmaları yüzünden birbirine girmiş bir gericiler koalisyonu: Bu tablo, hiç durmadan çözümsüz sorunlar doğuran bir temel oluşturmaktadır.
Erken seçim, burjuvazinin aradığı bir siyasi istikrarı sağayabilecek bir "çare" yaratamayacaktır. Seçimlerin ülkemizin bugün karşı karşıya bulunduğu köklü ve çözümsüz sorunları halledebilecek şekilde sonuçlanması mümkün değildir. Egemen sınıfların içine girdikleri buhran, erken seçim sonrasında da derinleşerek devam edecektir.

SEÇİMLERDE devrimcilerin görevleri ne olmalıdır? Önümüzdeki seçimlere devrimci bir parti katılmıyor. Burada da altını çizerek vurgulayalım ki, bugün ülkemizde işçi sınıfının bağımsız siyasi hareketi, onun öz örgütü yoktur. Ve böyle bir hareketin yaratılması yolunda mücadele temel görevimizdir.
     Bu tespit seçimler sırasındaki çalışmalarımızı ve tavrımızı da belirlemektedir.
     Seçimler çeşitli burjuva klikleri arasındaki kamplaşma ve çatışmanın alabildiğine sertleşerek geliştiği bir ortam içinde yapılacak. Bu ortam içinde devrimciler işçi sınıfının bağımsız siyasi hareketini yaratma yolunda mücadelelerini yükseltmelidirler. Bu doğrultuda faşizme karşı mücadele yükseltilmeli, bütün anti - faşist halk hareketlerinin en ön safında yer alınmalı; devrimci düşünceleri emekçi halk yığınları içinde yaymak, kitleler içindeki mevcut ilişkileri derinleştirmek ve yeni bağlar kurmak için çalışılmalıdır.
     Burada önemle hatırlanması gereken bir şey çalışmalarda geniş yığınlara yönelik genel ajitasyonla yetinmemek, kadro ilişkileri kurmaya, bilinçlendirmeye yönelik çalışmaları esas almaktır. Bu partileşme sürecinde kitle çalışmaları içinde kadro çalışmasını esas almanın bir gereği olarak kavranmalıdır. Mücadelenin, bağımsız bir siyasi hareketin, proletaryanın savaşçı örgütünün yaratılması yolunda yükseltilmesi ancak bu şekilde bir çalışma anlayışı ile mümkün olabilir. Devrimcilerin seçimler sırasında da esas meselesi budur.
     Seçimlerde CHP ve TİP gibi ilerici demokratik görünümdeki burjuva partilerin desteklenmesi tavrı devrimciler açısından söz konusu olamaz.(*) 
     Ülkemizdeki egemen sınıf klikleri arasındaki çatışmalar CHP’nin ilerici ve demokratik bir görüntü altında egemen sınıfların mevcut siyasi iktidarlarına düzen sınırları içinde bir ‘alternatif’ olarak ortaya çıkmasına yolaçmıştır. Bugün geniş emekçi yığınlarının bu reformist ‘alternatife’ bağladıkları ‘umut’ devrimci hareket açısından, işçi sınıfının bağımsız siyasetinin emekçi yığınlar tarafından benimsenmesi sorunu açısından en önemli engellerden bir tanesidir. Ülkemizdeki işçi sınıfının mesleki - sendikal örgütlerinde belirli bir etkinliğe sahip revizyonist akımların (faşizm tehlikesini ortadan kaldıracağı ve ‘ileri bir demokrasi’ getireceği gerekçesi ile) takip ettikleri CHP’yi destekleme siyaseti bu durumun önemini bir kat daha arttırmaktadır.
     Devrimciler ne böyle "ileri demokrasi" gibi burjuva yalanları ve safsatalarıyla emekçi halkın aldatılmasına göz yumabilirler, ne de sahte bir "kurtuluş umudu" yaratılarak emekçi yığınların düzene otan tepkilerinin pasifize edilmesine...
     Bu nedenle seçimlerde devrimciler CHP’nin ekonomik ve siyasi programının burjuva muhtevasını açıklamak için çalışmalıdırlar. Bir CHP iktidarının dahi emekçi yığınların kendi kurtuluşunu sağlamaya yetmeyeceğini, bunun işçi sınıfının ve emekçi halkın siyasi iktidarına yönelik bağımsız hareketi yoluyla gerçekleşebileceği ve yine bunun ancak DEVRİMCİ BİR YOLDAN gerçekleşebileceği yığınlara hiç usanmadan anlatılmalıdır. Ülkemizde reformist bir burjuva iktidarı döneminin yaşanması ihtimalinin söz konusu olabilmesi böyle bir ajitasyonun önemini bir kez daha arttırmaktadır. Egemen sınıflar CHP’yi bir sosyalist alternatif gibi göstererek, onun tutarsız programında bir bakıma sosyalizmi mahkum etmek istemektedirler.
     Ne var ki, CHP’nin desteklenilmemesi ve onun burjuva muhtevasının açıklaması şeklindeki bir politika genel olarak CHP’ye oy verilmemesi çağrısı yapılması şeklinde anlaşılmamalıdır. Devrimciler CHP’ye oy verdirtmemek için özel bir gayret sarfetmeyecek, esas olarak, AP, MHP gibi faşizmin temel dayanağı otan partileri tecrit etmeye çalışacak, bu arada CHP’ye oy veren kitlelere CHP konusundaki görüşlerimizi açıklayacaklardır.
     Bugün CHP tabanında önemli bir anti-faşist potansiyel yer almaktadır. Bu, tabandaki emekçi unsurlar arasındaki anti-faşist eğilimle birleşmeli ve onların faşizme karşı her eyleminin yanında yer almalıyız.
     CHP yöneticileri bunu önlemek için oldukça büyük bir gayret sarfetmekte özellikle mitinglerde gençlik kollarını çeşitli bahanelerle devrimcilerin üzerine saldırtmaktadırlar. Özellikle "Halklara Özgürlük" sloganı vesile edilmektedir. Tekrar belirtelim ki, devrimciler herhangi bir anti-faşist ittifak sorunu olarak oligarşinin milli baskı siyasetine karşı mücadeleden vazgeçmezler. Kürt ulusu üzerindeki milli baskı siyaseti oligarşinin faşist siyasetlerinden en başta gelenlerinden birisidir. Anti-faşist mücadelede ittifakları parçalamamak için, halkların özgürlüğünü savunmaktan vazgeçilemez. Bu yüzden halklara özgürlük sloganının atılmasından vazgeçilemez.
     Ancak CHP mitinglerinde ne bu sloganın ne de diğerlerinin atılması mitingin sabote edilmeye çalışıldığı şeklinde bir görüntüye meydan verecek şekilde olmamalıdır. Bundan önceki bu gibi bazı durumlarda örneğin, sürekli olarak ve tek başına bu sloganın söylenmesi böyle bir görüntüye yolaçabilmiş, CHP yöneticilerinin bu durumu bir yandan devrimcileri tecrit etmek bir yandan da egemen güçlere şirin görünmek için kullanmalarına zemin hazırlayabilmiştir. Unutulmamalıdır ki, slogan atılması işin sadece bir yanıdır. Bir kalabalık içinde devrimci sloganları haykırmak yığınların o sloganların ifade ettiği fikri kabul etmelerine yetmez. Devrimci sloganlarımızı kararlılıkla haykırmak, siyasi çalışmalarımızın sadece bir tanesidir. CHP yöneticilerince tezgahlanacak bu tür provokasyonlara gelinmemeli ve CHP tabanındaki anti - faşist ilerici unsurlarla faşizme karşı omuz omuza mücadele edilmesi için dikkatli ve sabırlı bir çalışma sürdürülmelidir. Bu yolda kime yönelirse yönelsin, bütün faşist saldırılara karşı en aktif bir şekilde karşı çıkılmalıdır.
     Sonuç olarak seçimler, faşizme karşı yürüteceğimiz mücadelenin proletaryanın bağımsız, devrimci siyasi hareketinin yaratılması doğrultusunda yükseltileceği bir platform olarak kavranılmalıdır.

(*) İşçi sınıfının sosyalist partisi olma iddiasını taşıyan TİP gerçekte küçük burjuva reformist bir akım hüviyeti gösteriyor. Burada TİP'in incelenmesine girecek değiliz. bugünki koşullarda böyle bir partinin desteklenmesi söz konusu olamaz.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org