|
|
|
|
GÜN MÜCADELE GÜNÜ Bugün, içinde bulunduğumuz siyasi durumu ve gelişme çizgisini yeniden kısaca gözden geçirmek ve hatırlamakta yarar vardır. 1977 baharında Türkiye ekonomisi, o koşullarda, mevcut MC hükümeti ile çözülemez sorunlarla yüzyüze geldi. Emperyalist güçlerin (ve KOÇ-SABANCI gibi yerIi tekellerin) taleplerine AP ve CHPnin uymalarıyla erken seçime gitmek zorunda kalındı. Seçim sonrasında hakim sınıfların sorunlarını çözebilmek için uygun bir siyasal zemin ortaya çıkmadı. MSPsiz bir sağ hükümet kurulamıyordu. İç ve dış tekeller bir CHP iktidarını sorunlarını çözmek için uygun bir yol olarak gördüler. Buna rağmen Demirel, "sol tehlike" üzerine |
![]() |
|
kurduğu bir gerilim poIitikasıyla CHPnin hükümet
olmasını önleyebildi ve siyasi iktidarı elde edebilmesi için yegane yol
olan üçlü MC koalisyonunu yeniden oluşturdu. Ülke ekonomisinin çözmek
zorunda olduğu sorunlara emperyalist kurumlann ve yerli tekellerin
istedikleri doğrultuda önlemler getirmek için -koalisyonun tüm iç
tutarsızlıklarından doğan engelleri bertaraf etmeye çalışarak- harekete
geçti. Onun bu yolla yapmak için uğraştığı şey, egemen sınıflann en iyi
temsilcisinin kendisi olduğunu kanıtlamak ve onlara hizmet etmeye devam
edebilmektir.
Şimdi hükümetin aldığı ekonomik kararlar emperyalist güçlerin (IMF tarafından dikte ettirilen) taleplerine uygun bir nitelik taşıyor. Zamlar, düşük taban fiyatları, ücretlerin ve maaşların sabit tutulması ve henüz uygulamaya konulmayan devalüasyon. Bu sözüm ona "tedbirler paketinin" anlamını açıklamak için uzun söze gerek yok. Onlar "iç talebi kısmaya yönelik tedbirler" diyorlar. Öz Türkçesi; halkın nesi varsa, yarısını elinden almak! İşçiler bir toplu sözleşme dönemini büyük ölçüde yeni arkada bırakmışken alınan bu kararlar, milyonlarca işçiye verilen kısıtlı hakların da fazlasıyla geri alınmasıdır. Taban fiyatlarını düşük tutulması, milyonlarca köylünün alın terinin bir avuç para babasına aktarılmasıdır. Hasılı on milyonlarca emekçi halkın azgın ve acımasız bir sömürüye uğratılmasıdır. Böylesi bir ekonomi politikasının kaçınılmaz olarak, bir baskı ve terör politikası ile desteklenilmesinin zorunlu olduğuna geçen sayımızda değinilmişti. Geniş kitleleri böyle açıkça karşısına almak zorunda kalan bir iktidarın zulmü artırmaktan ve giderek daha açık baskıya dayanmaktan başka bir yolu yoktur: Hükümetin programı budur. Buna karşılık da emekçi halkın ve tüm Devrimcilerin, bu baskı ve zulme karşı, bu vahşi soygun ve sömürüye karşı, cesaret ve kararlılıkla mücadeleye atılmaktan, pahalılığa ve zamlara karşı mücadele etmekten, faşist zulme karşı direnmekten başka bir yolu yoktur. Hükümetin baskıları karşısında CHPnin ne yapacağı da belli olmuştur. O, bugünkü ekonomik zorlukların Hükümetin çökmesine yol açacağını bekliyor. MC partileri içindeki dürüst unsurların(!) "vicdanının sesini dinleyerek", hükümete karşı çıkacağını (halâ!) "umuyor", bekliyor! "Yarınlar bizim" türküsünü söyleyerek bekliyor. Evet, yarınlar işçilerin, köylülerin, memurların ve gençlerindir. Ama bu geleceği kimse emekçilere hediye etmeyecektir. Bu zulüm ve soygun düzeni emekçilerin güçlü kollarının ve uzun kararlı bilinçli ve çetin bir mücadelenin sonucu yıkılacaktır. Bunun için bizim mücadele etmekten başka bir yolumuz yoktur. Bunun için, gün mücadele günüdür. Bugün kararlılıkla ve cesaretle mücadeleye atılmak gerekiyor. Milyonlarca emekçinin faşizme karşı yaşam ve ekmek
ksvgasında, onun yanı başında, mücadelenin en ön safında yer almak, onunla
omuz omuza dövüşmek gerekiyor. İşçilerin, köylülerin, memurların
mücadelesini örgütlemek, onları geniş kitleler halinde günlük talepler
için, protesto gösterileri için, faşizme karşı direnmek için örgütlemek
yolunda ileri atılmalı! Uyuşukluğa, pasifliğe, kararsızlığa ve tereddüte yer yoktur. Faşizmin halk düşmanı çehresi her geçen gün daha iyi açığa çıkıyor. Kitlelerin zamlara, pahalılığa ve faşizme karşı tepkilerini birleştirmek ve devrimci bir anlayışla örgütlemek gerekiyor. Zamların ve pahalılığm hesabını faşizme ödetmek gerekiyor. Evet, halk güçlerinin yeterli bir örgütlülüğü ve bilinçliliği yoktur. Devrimciler dağınık ve bölünmüştür. Ama bütün bunlar mücadeleye atılmamıza engel değildir. Mücadele kitleleri eğitecektir. Cesaret, kararlılık ve coşkunlukla mücadeleye atılalım. Devrimci olmanın, halka layık olmanın başka yolu yoktur... |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org