|
|
|
|
3. ABD EMPERYALİZMİ VE KÜRT SORUNU Ortadoğu bölgesinde ABD politikalarının Türkiye üzerinde etkileri olduğu, Türkiye'nin bölgedeki sorunlar karşısındaki tutum ve pölitikalarının şöyle ya da böyle olmasında ABD'nin bu sorunlar karşısındaki tutumunun ve Türkiye'den isteklerinin önemli etkileri olduğu göz önünde bulundurulursa, Kürt sorunu üzerinde ABD'nin tutum ve yaklaşımlarına da kısaca değinmekte yarar olacaktır. ABD'nin bölgedeki Kürt hareketleriyle uzun süreden beri ilgilendiği kendisine bağımlı bir Kürt hareketi yaratmak konusunda sürekli çaba sarf ettiği bilinmektedir. ABD, bölgedeki Kürt hareketleriyle Ortadoğu'daki politikalarının bir parçası olarak ilgilenmiştir. Örneğin, 1973 'teki Arap-İsrail savaşı sırasında İsrail'e karşı Arap hareketini zayıflatmak |
![]() |
|
amacıyla Irak'ta Barzani önderliğindeki Kürt hareketine
yönelmiş; CIA, İRAN ve SAVAK'ı kullanarak Barzani hareketini desteklemiş,
daha sonra bu desteği çekerek (1975) Barzani hareketinin başarıya
ulaşmasını engellemiş, Irak karşısında yenilgiye terk etmiştir.
Bu konuda Devrimci Yol dergisinde şöyle bir değerlendirme çıkmıştı:
İran'da Şahın devrilmesinden sonra ABD bu defa Kürt hareketini İran'a karşı kullanmak için de çaba sarfetmiştir. Geçen yıl ABD'de "İrangate skandalı" olarak adlandırılan olayların yapılan soruşturmasında, ABD'nin İran rejimine karşı İran'daki Kürt hareketlerini desteklediği açığa çıktı:
ABD Ortadoğu'daki Kürt hareketleriyle yakından ilgilenmesinin yanı sıra, Türkiye'yi Ortadoğu'daki siyasal gelişmelere kendi politikalarını destekleyecek yönde çok daha açık biçimde bulaştıracak planlar (senaryolar) da geliştirmiştir ve bu tür planlarda Kürt sorunu da zaman zaman önemli bir unsur olmuştur. Örneğin, 1965'te Türkiye'ye bağımlı, Türkiye ile federatif yapı içinde Kürdistan önerilmiştir.
Aynı konuda Emekli Amiral Vedii Bilget de 24 Şubat 1987 günü Cumhuriyet gazetesinde çıkan yazısında benzer açıklamalar yapmıştı. Yine ABD Savunma Bakan Yardımcısı William Taft, 7 Kasım 1986 günü Ankara'ya 24 saatlik bir yıldırım ziyarette bulunmuştu. Elindeki dosyada, Türkiye'nin Kerkük ve Musul'u işgal etmesine ilişkin bir senaryo vardı. Türkiye'deki Amerikancı çevreler böyle bir senaryoyu "milli" gerekçelerle birlikte hemen savunmaya başladılar. "... Irak'ın yenilmesiyle kurulacak bir Kürt devleti Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit edecekti. Türkiye ayrıca petrolün 1/3'ni sağlayan bu bölgenin Kürtlerin eline geçmesine göz yummamalıydı. Hem, Kerkük'te bir milyona yakın Türk yaşamaktaydı ve bunlar kurtarılmalıydı... falan filan..." Bu doğrultuda özellikle Tercüman başta olmak üzere, bir kısım basın mensubu, kamuoyu oluşturmaya ve Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesini isteyen propagandaya başladılar. ANAP'lı Kamuran İnan, eski MİT müsteşarı Fuat Doğu, emekli büyükelçi Nuri Eren ve diğer Amerikan dostları, aralarına bazı emekli paşaları da alarak, kamuoyuna Türkiye'nin Musul-Kerkük'ü işgal etmesinin anlam ve önemini anlatmaya giriştiler. Konu hakkında Turgut Sunalp en kestirme ve kısa değerlendirmeyi yapıyordu: "Amerika istiyorsa, istemişse Türkiye Irak'a girer..." Mart 1988'de bu Amerikan senaryosu, basınımızda yeniden ateşli bir şekilde tartışıldı. O dosyanın işleme konulup konulmadığı da ileride açığa çıkacaktır. ABD, Onadoğu'da birçok sorunun kesin çözüme
kavuşması halinde, bunların kendi politikalarında kullanılabilecek araçlar
olmak potansiyelini yitireceğini hesap etmektedir. Böyle bir hesapla bu
bölgede sorunların kesin çözümünü değil, sürgit çözümsüzlüğünü
hedeflemektedir. Sorunlar kesin çözüme ulaşsa, Amerika'nın bölgedeki
varlığına ve Amerikan politikalarına gerek kalmayabilir... Amerikan
emperyalizmi için böyle bir durumun; Amerika'ya gerek duymayacak bir
Ortadoğu'nun düşünülmesi bile dehşet verici bir durum olsa gerektir. Bu
nedenle, Amerikan emperyalizminin bölge açısından bir varlık nedenidir,
bölgenin bazı önemli sorunlarının sürgit çözümsüzlüğü. Kürt sorunu da
böyledir. Kürt sorunundaki tutumu da çözümden yana değil, çözümsüzlükten
yanadır. Bu bizim, bugüne kadar Sovyetler Birliği'nin Ortadoğu politikalarından çıkartabildiğimiz bir gözlemdir. Ve Devrimci Yol dergilerinde Sovyet politikalarının eleştirileri çeşitli kereler yapılmış, bunların sosyalist politikalar olmadığı gibi çok yanlış ve zararlı politikalar olduğu da gösterilmiştir. (Örneğin, Sovyetlerin Afganistan işgalinin ve Ortadoğu politikalarının eleştirileri, Devrimci Yol'un 28. sayısında vd. sayılarında yer almıştı.) |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org