Faşistler Adam Kaçırma Yoluyla Yeni Cinayetler İşliyorlar

Türkiye, sokaklarında insanların kurşunlandığı, yaralandığı ödürüldüğü bir ülkedir. Siyasi cinayetlerin sayısı trafik kazalarıyla adeta yarışmaktadır. Evine bir kaç saat geç dönen gençlerin analarının yüreğini amansız korkular sarmaktadır. Sıranın belki de kendilerine geldiğini düşünmektedirler. Analar doğurmakta, faşistler öldürmektedir. CAN GÜVENLİĞİ bugün Türkiye emekçilerinin en başta gelen sorunları arasındadır.

İstanbul’da bir aydan beri 2 memur’dan ve 26

Haziran’dan beri de 2 gençten, aileleri-arkadaşları bir haber alamamaktadırlar. "Esrarengiz" bir şekilde ortadan kaybolmuştur bu genç insanlar. Ne var ki bunların hepsinin ortak özellikleri vardır. Hepsi de faşizme karşı mücadelede yer alan devrimci yurtsever kişilerdir. Yani öyle sıradan bir "kaybolma" söz konusu değildir.

Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu, TÜM-Der İstanbul Şubesi ve bazı demokratik örgütlerin yaptığı açıklamada kaybolan Ahmet Uysal ve Muharrem Demirel’in TÜM-DER İstanbul şubesine üye oldukları belirtilmektedir. Yapılan açıklamada, bu devrimcilerin hayatlarından kuşku duyulduğu bildirilmiştir. MİT ve CIA işbirliği sonucu kaçırılan, kontr-gerilla işkencehanelerinde işkence edilip sonradan intihar süsü verilerek öldürülen, kaçırılıp ormanlıklara sokak başlarına ölü olarak bırakılan devrimcilerin durumu hatırlatılmıştır. Besbellidir ki bu iki genç eğer bulunamazsa, bunların katledilmesinin failleri egemen sınıflar ve onların emrindeki siyasi örgütler olacaktır. "Faili meçhul" diye sunulmak istenen bütün siyasi cinayetlerin sorumluları bunlardır. Devlet aygıtı içinde kurumlaşan cinayet şebekeleri faşist yönetim metotlarının asıl kullanıcıları ve siyasi cinayetlerin asıl müsebbibleridir.

Öte yandan, Cabir Aygün ve Burhan isimli iki devrimci gencin de 26 Haziran’dan bu yana kayıp oldukları bildirilmektedir. Cabir Akgün Bayrampaşa’da göz altına alınmıştı. Akgün’ün ağabeyi kardeşinin durumunu 1. ve 2. emniyet şubelerinden sorduğunu ve buralardan da bir cevap alınamadığmı belirtmiştir. Dört devrimcinin birden kayıplara karışması bir rastlantı olarak değerlendirilemez. Bu gençlerin resmi yada sivil faşist örgütlerce kaçırılması, işkence altında tutulması ve en kötüsü öldürülmüş olmaları ihtimali ağır basmaktadır. Belirttiğimiz gibi bunlar ihtimal yada tahmin olmaktan da öte, ülkenin yaşanan gerçeklerinin ışığında değerlendirilmesi gereken yeni bir faşist uygulamanın son örneklerindendir. Dahası, ilk olarak da böyle bir durumla karşılaşılmamaktadır. Zeki Erginbay’ın "esrarengiz" bir şekilde nasıl hunharca katledildiği, Hasan Doğan’ın ise bir afişleme sırasında kaybolduktan sonra, yüzü tanınmayacak bir şekilde günler sonra morgta bulunduğu unutulmamalıdır. Yine unutulmamalıdır ki faşist katillerin yaptıkları yanlarında kalmayacak, faşist katillerden er veya geç ama mutlaka bir gün hesap sorulacaktır...


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org