CEVAHİR ÖĞRETİYOR

Hüseyin Cevahir, 1 Haziran 1972'de İstanbul’da Maltepe’deki kuşatıldıkları evde oligarşinin cellatları tarafından 28 kurşunla vurulup şehit edildiği zaman 27 yaşındaydı ve SBF üçüncü sınıf öğrencisi idi. 1945 yılında Tunceli-Mazgirt’te doğmuştu. Liseyi bitirdikten sonra bir süre İstanbul Tıp Fakültesine devam efmiş daha sonra SBF’ye geçmisti. 

Maltepe’de hayatı noktalanıncaya kadar devrimci bir militan olarak mücadele etti. Hayatını işçi sınıfının yoksul ve emekçi halklarımızın kurtuluş mücadelesine adadı. Örnek bir militan olarak yaşadı. Cevahir, öldürülmekle kurtulunamayan bir düşman oldu burjuvazı için. Vücudu 28 kurşunla delik deşik edildikten sonra bile yaşamaya devam eden, onbinlerce devrimciye pırıl pırıl bir mücadele ve hayat yolu gösteren ve ÖĞRETEN anısıyla ... Onun anısı şimdi bu yüzden sarsılmaz bir anıt, yüce bir kaya gibi... 

*** 

Cevahir, her şeyden önce bir devrimcinin dürüst ve sade bir insan olması gerektiğini ve kendisini çevresine saydırıp sevdirmeyi bilmesi gerektiğini öğretiyor. Onu tanıyan herkes, devrimci olsun olmasın, onun fikirlerini kabul etsin veya etmesin, ona karşı derin bir sevgi ve saygı beslerdi. Cevahir her çeşit insanla anlaşıp ilişki kurmasını çok iyi biliyordu. Kendisini herkese sevdirebiliyordu. Bu yüzden çok geniş bir çevresi olurdu daima. O vurulduktan sonra bir çok insan ona olan bağlılığı ve sevgisi yüzürıden devrimci harekete katılma kararı almış, Cevahir’in mücadele arkadaşlarını arayarak onun yolunda her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını bildirmişlerdir. Bir devrimci militan, dürüstlüğü doğruluğu ve samimiyeti ile çevresinde sevgi ve saygı uyandıran örnek bir insan olmalıdır. 

O, küçük büyük iş ayırımı yapmayan bir insandı. Daima mütevazi ve alçak gönüllü bir tutum içinde olurdu. Her işe koşar, bazen köy çalışmalarına gider, bazen gazete satar, faşistlere karşı kavgaya ve aktif eylemlere katılır, TİP ve PDA oportünistterine karşı sürdürülen tartışmalar içinde yer alırdı. 

Devrimci Hareket içinde herkesin sevdiği ve saydığı, önde gelen bir militan olmasına rağmen, hiç bir zaman hava attırmaya ve gösterişe düşkün olmamış, daima mütavazi bir tutum içinde her zaman her türlü görevi yerine getirmek için çalışmıştır. O, bize bir devrimci militanın gösterişe düşkün olmayan, mütavazi bir insan olması gerektiğini, büyük küçük iş ayrımı yapmaksızın her türlü göreve koşulması gerektiğini öğretmiştir. 
*** 
Cevahir’in kararlı bir siyasi tutumu olmuştur. SBF’ye geldikten sonra Devrimci Hareket içinde yer almış, her türlü oportünizme karşı mücadele etmiştir. Savunduğu görüşler doğrultusunda tam bir proleter devrimci militan olarak çalışmış, bütün hayatını inandığı görüşler doğrultusunda mücadeleye adamıştır. Mete Has’ın kaçırılması eylemi sırasında, evden ayrılırken kendisine "Bir daha karşılaşacak mıyız?" diye soran ev sahibesine hitaben "Hayır" diye cevap vermişti Cevahir, "Sadece en sonunda, bir de topyekün karşı karşıya geleceğiz." 

Hayır! 31 Mayıs 1972’de vücudunu delik deşik eden oligarşinin cellatları onun bu "Son randevu’ya katılmasını önleyemeyecekler! 

Çünkü, o şimdi bize emperyalizme ve oligarşiye karşı nasıl savaşılması gerektiğini, devrimci bir militanın nasıl fedakar ve kararlı, dürüst ve mütevazi, inançlı ve korkusuz olması gerektiğini öğretiyor. 

O şimdi son randevuya kadar, her zaman bizimle yaşayacak!

 

 
 

Onun anısı şimdi onbinlerce devrimciye pırıl pırıl bir mücadele ve hayat yolu ÖĞRETİYOR.

O şimdi bize emperyalizme ve oligarşiye karşı nasıl savaşılması gerektiğini, devrimci bir militanın nasıl fedakar ve kararlı, dürüst ve mütevazi, inançlı ve korkusuz olması gerektiğini öğretiyor.

O, şimdi son randevuya kadar, her zaman bizimle yaşayacak.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org