|
|
|
|
UŞAK HALKININ DİRENİŞİ MÜCADELEMİZE ÖRNEK OLSUN
Faşizme Karşı Mücadelede
Halkımızın İki Yiğit Evladı Daha Şehit Düştü!
Mart ayının 16sından 19una kadar dört gün boyunca Uşakta faşizme karşı direnişin en yiğit örneklerinden birisi sergilendi. Fagistler, halkın can evlatlarından iki tanesini hunharca katlettiler. Uşaklılar faşistlerin saldırısını geri püskürttü. Yüzlerce, binlerce Uşaklı, polisin, jandarmanin yaylım ateşine göğüslerini açtı. İşkencehanelere götürülen 200 devrimciyi Valinin elinden söküp almasını bildi. |
![]() |
|
17 Mart günü faşist komandolar Eğitim Enstitüsündeki
devrimci kızlara saldırdılar, birçoğunu yaraladılar. Okul içinden çığlık
sesleri yükselmesine rağmen kapının önündeki polisler hiçbirşey
yapmadılar. Faşistlerin saldırısı polisin desteğinde sürüyordu. Bunun
üzerine içerideki evlatlarını kurtarmak amacıyla halk ve devrimci
öğrenciler olaya müdahale etti. Pusuya yatan faşistler halka ve YAYKUR-DER
(DGDF) üyesi ögrencilere ateş açtılar. Bu sırada Haydar Öztürk faşistlerce
açılan ateş sonucu ağır olarak yaralandı. Bu silah sıkan saldırganların, Eğitim Enstitüsü öğretmenlerinden Fadıl ve Ahmet ve öğrencilerinden Cemal, Can, Nihat ve Okan adlı faşistler olduğunu halkımız gördü ve tanıdı. Bundan sonra olaylar şöyle gelişti: Arkadaşları, ağır yaralı Haydar Öztürkü hastahaneye götürdüler. Ne var ki, MHP yanlısı faşist Dr. Kemal Savaş ve Mehmet Hatay, Haydara devrimci oldugu için bakmayacaklarını söylediler. VE HAYDAR KAN KAYBINDAN ÖLDÜ.. Bunun üzerine, 5000i aşkın halk, "Haydarlar Ölmez",
"Tek Yol Devrinı", "Katil Oligarşi", "Kahrolsun Faşizm" sloganlarıyla
cenazeyi almak için hastahanenin önünde toplandı. Faşist doktorların
arabaları tahrip edildi. Kısa bir mücadeleden sonra halk cenazeyi aldı.
Şehir içinde büyük bir miting düzenlendi. Onbinlerce halk devrim şehidine
sahip çıktı. Daha sonra cenaze Haydarın okulu olan YAYKURa getirildi.
Halk akın akın gelerek devrim şehidini ziyaret etti. Okulda marşlar
söyleniyor, nöbet tutuluyordu. Okul binasının 2. ve 3. katında bulunanlar merdivenlere barikat kurdular. Direndiler. Devrimciler teslim ol çağrılarına uymadılar. Polis ve jandarma okulu yaylım ateşine tutmaya devam etti, Ne var ki; sabaha karşı, okulun önünde toplanan halk polis ve jandarmaları dağıttı. Direniştekileri kurtardı. Burada toplanan 7-8 bin kişi, işkencehanedeki evlatlarını da kurtarmak için Vilayete yürüdü. Vali, toplanan halka ateş açtırdı. Valinin kendi açıklamasına göre 2500 mermi yakıldı.. Ama aslında 10.000 den fazla mermi kullanıldı. Fakat halk yine de dağılmadı. Vali işkencedekileri serbest bırakmak zorunda kaldı. İşkenceden gelenler "Kahrolsun Faşizm", "İşkencecilerden hesap sorulsun" sloganlanyla alana girerken, çoğu ana-baba gözyaşlarını tutamıyordu. Daha sonra kalabalığın bir kısmı Semihanın köyü Susuza giderek cenaze törenine katıldı. Haydarın cenazesini polis kaçırmıştı. Ama yine de bir miting yapıldı. Mitinge katılan büyük bir kitle devrim andı içerek dağıldı. Polis ve jandarma hemen operasyona geçti. Vali, Emniyet Müdürüne işten el çektirdi. Saldırıları İzmir MİT 1. Şube müdürü yönetmeye başladı. Uşakın civarındaki illere, kazalara köylere baskınlar düzenlenmeye devam edildi. Şehir 5000 jandarma ile kuşatıldı. Köylere hâlâ baskınlar düzenleniyor, operasyonlar devam ediyor.... Yukardaki olaydan anlaşılacağı üzere, Uşak halkı, faşizme karşı yiğit bir direniş örneği verdi. Uşakta faşist komandoların cinayetleri, polisin jandarmanın terörü ile bir kez daha birleşti. İlericilerin, yurtseverlerin devrimcilerin faşizme karşı mücadele azmi bir kez daha bilendi. Halkın evlatları faşistlere karşı cansiperane döğüştüler, iki şehit verdiler, yüzlercesi dipçiklendi, kurşunlandı, zindanlara atıldı. Binlerce kişi, tek bir yürek tek bir yumruk oldu. Tutuklanan devrimcileri valinin savcının elinden kurtarmasını da bildi... Kısacası, sıcak kavga günlerini yaşadı Uşak ve daha bir dolu kavga günleri yaşayacak. Tıpkı bundan 2 yıl önce olduğu gibi, Ankarada
faşistlerce öldürülen Veli Yıldırımın cenazesine yigit Uşak halkı nasıl
sahip çıktıysa, nasıl onbinler yürüdüyse, bugün de, büyüyen bir çığ gibi
Uşaklılar yüzlerle, binlerle faşizme karşı direndiler... Demokratik kuruluşlara polis tarafından devamlı saldırılır, sık sık baskınlar düzenlenir. Son olarak, bundan 2.5 ay önce DGDF (DEVRİMCİ-GENÇLİK) üyesi YAYKUR-DER valilik tarafmdan hiçbir gerekçe gösterilmeksizin kapatılmıştır. (Aslında "Gerekçeleri" var: Devrimci Gençlik Dergisi bulundurmak. Ölen devrimcilerin resimlerini asmak!) Okulların hiçbirinde kitle tabanına sahip olmayan faşistler, okul dışından saldırılar düzenlemekte, polis-idare-faşist işbirliğiyle, öğrenciler öğretmenler sürgün edilmektedir. Ülkü Ocaklı faşistler, esnaftan, CHPlilerden, halktan haraç toplamaktadırlar. Uşakta tam bir terör havası esmektedir. Ne var ki, faşistlerin Uşaktaki tüm saldırıları devrimciler tarafından boşa çıkarılmakta, her seferinde faşistlere gereken ders verilmektedir. Bu da faşistleri daha da saldırganlaştırnıaktadır. İşte Uşaktaki son olayların sebebi de budur. Yani
faşizm, kitle tabanı oluşturmak için, kendisine karşı çıkanları yıldırmak,
korkutmak, sindirmek için kanlı saldırılara, cinayetlere başvurmak
zorundadır. Bu yüzden, Oligarşi olaylar sonrasında halkın tepkisini yatıştırabilmek için Valiyi, Emniyet Müdürünü görevden almıştır. Yeni Vali "can güvenliğini sağlayacağını" (!) söylemektedir. Yani halkı kandırmak istemektedir. Valinin "tarafsız" olduğunu iddia etmesine ve bazı çevrelerin bunu böyle göstermeye çalışmasına rağmen, toplum polisleri okullara saldırmaya devam etmektedir. Köylere jandarma baskınları devam etmektedir! İşkenceler devam etmektedir! Ve elbet, buna karşılık halkın kararlı mücadelesi de devam etmektedir. Himmet Akça adlı devrimci bir işçi arkadaşımız faşistlerce kurulan bir pusuda sırtından kurşunlanmış ve İzmirde hastahaneye kaldırılmıştır. Eğitim Enstitüsünde faşist işgal sürmektedir. Okul, polislerin ve faşistlerin yuvası, karargahı haline getirilmiştir. Ne var ki, E. Enstitüsü ve İmam Hatip Lisesi dışında tüm okullarda faşistler tecrit edilmiştir, okullara devam edememektedirler. Bu yüzden bütün okullara toplum polisi yığınağı yapılmıştır. Ticaret Lisesinin karşısındaki İmam Hatip Okuluna faşistler gelmişler ve saldırmışlardır. Saldırıya seyirci kalan polis, faşistler bozguna uğratıldığı zaman devrimci öğrencilere sis ve gaz bombaları atmış, birçoğunu coplamıştır. Bu arada, Sanayi Çarşısındaki işçileri yıldırmak amacıyla, geceleri polis desteğindeki 15-20 faşist işçilere saldırmaktadır. 2,5 aydır kapalı olan DGDF üyesi YAYKUR-DER hâlâ açılmamıştır. YAYKUR'un okul binasının yeri de değiştirilmiştir. Faşistlerin amacı YAYKUR'u şehrin dışına atıp istedikleri gibi terör estirebilmektir. Elbette devrimciler, faşistlerin bu amaca ulaşmalarına imkan vermeyecek, eski okullarını alıncaya kadar direneceklerdir... CHP MİTİNGİ Son olarak, CHP'nin Uşak Mitingine de değinmemiz
gerekir. 58.000 lik bir nüfusa sahip Uşaktaki bu mitinge 100.000i aşkın
insanın katılmasını CHP yöneticileri kendi "kerametlerinde" göstermeye
çalışmışlardır. Besbelli ki, bu kadar yüksek bir anti-faşist potansiyelin
kaynağını, Uşak'ta sürdürülen devrimci mücadelede görmek gerekir. Aslında
bunu çok iyi bilen CHP yöneticileri, işte bu yüzden, devrimcileri mitinge
sokmamaya çalışmışlardır. Ne var ki Devrimci-Gençlik pankartlarının ve
sloganlarının miting alanının dört bir yanını tutmasını
engelleyememişlerdir. Köyden gelenlerle, şehirdeki devrimcilerin
oluşturduğu kortejin birleşmesini engellemişler ve saldırmaya
hazırlanmışlardır. İzmir pavyonlarından bu tür saldırıları için özel
fedailer kiralamalarına rağmen halk yığınlarıyla kaynaşan Dev-Gençliler
karşısında geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Ecevit umduğunu
bulamamıştır. Halk, en çok devrimcilerin sloganlarını haykırmıştır: "Uşak
Faşistlere Mezar olacak", "Semihalar, Haydarlar, Veliler Ölmez", "Haşhaşı
Ekeceğiz, Üsleri Sökeceğiz" sloganları miting alanında yankılanmıştır.
CHPnin bu mitinginden sonra devrimciler dağılmamış halkla birlikte
yürüyüşe geçilmiştir. Polis bu yürüyüşe müdahale edememiştir. "Tek Yol
Devrim" "Yaşasın Uşak Direnişi", "Katil Oligarşi", "Mahir, Hüseyin, Ulaş,
Kurtuluşa Kadar Savaş" v.b. sloganlar atıldıktan sonrs 7-8 bini aşkın
kalabalık Devrim Andı içip dağılmıştır. UŞAK HALKININ DİRENİŞİ MÜCADELEMİZE ÖRNEK OLSUN Uşakta olup bitenler, Türkiyenin şu ya da bu yerinde faşizme karşı verilen mücadele açısından, dikkate alınması gereken çarpıcı bir örnektir. Özellikle seçim "sath-ı mealine" girdiğimiz şu günlerde, en geniş yığınları örgütlü şekilde bir kale gibi faşizmin karşısına dikmek, vazgeçilmez-bir yurtseverlik görevidir. Faşistlerin saldırılarına gereken cevabı vermek, faşist yuvalarını yerle bir etmek zorunludur. Maddi bir güç olan faşizme karşı iyiniyetli söylevlerle, bildirilerle mücadele edilemeyeceği açıktır. Maddi bir güce ancak başka bir maddi güç karşı koyabilir. Devrimcilerin görevi işte bu noktada odaklaşmaktadır. Sorun, bu faşist terörün, nasıl kırılması gerektiğidir. Bunun için ne yapılması gerektiğidir. Namuslu beyinler bu sorudan başkasıyla ilgilenemezler. Ulaşılacak ortak cevap faşizme boyun eğmeme, ona teslim olmama onu etkisizleştirme olmalıdır. Uşaklılar yiğit mücadelelerinde bunu gösterdiler. Uşaklılar faşistlerin saldırganlığın kaynağının, yine faşistlerin güçsüzlükleri olduğunu gördüler. Niçin işçileri, öğretmenleri, kendi can evlatlarını vurduklarını, kendilerini haraca kestiklerini, yani "kuvvet gösterisi" yaptıklarını anladılar. Faşistlerin saldırıları karşısında teslimiyeti savunanlann, herşeyin seçimle halledileceğini ileri sürenlerin görüşlerini mahkum ettiler. Uşakta olup bitenler bu bakımdan da dikkate alınmalıdır. Faşistlerin saldırısına, onların oyununa gelmeyelim diye karşı çıkmamanın saçmalığını kanıtlamıştır Uşaklılar. Bugün faşistlerin yaygarasına kanmamak, ondan korkmamak gerekir. Halk yığınlarının bu faşist çetelere karşı en aktif direnişini örgütlemek gerekir. Faşizme karşı uslu durmakla bir şey elde edilemez. Şurası iyi bilinmelidir ki, bugünkü kanunsuzluklara, faşist cinayetlere aktif olarak karşı çıkmayanlar, yarın seçim sandığının başında da faşizme teslim olurlar. Halbuki yapılması gereken, faşizme karşı mücadelenin içine girmektir, en önüne atılmaktır, emekçi halkla ilişkiler kurmaktır. Mevcut ilişkileri genişletmek ve derinleştirmek gerekir. Devrimcilerin bu konudaki siyaseti açıktır. Uzun zamandır Devrimci Gençlik Dergisinde vurgulanan bu konuyu bir kez daha tekrarlamakta yarar görüyoruz: Devrimciler anti-faşist mücadeleyi, siyasi önderliğin niteliğini kavrayabildikleri ölçüde becerirler. Bunun anlamı, anti-faşist mücadeleyi bir devrim meselesi olarak ele almaktır. Anti-faşist mücadeleyi devrimci mücadelenin genel akışı içinde ele alırken her somut duruma tekabül eden tavrı ve mücadele biçimini gündeme getirmektir. Anti faşist mücadeleyi bütün ülke çapında yaygınlaştırabilmek ve sürekli kılabilmek için kavganın en kızgm yerinde, en ön saflarda yer almaktır. Faşistleri mümkün olduğu kadar tecrit edip, onları küçük ve cılız bir hedef haline getirmek; bunun için faşizme karşı olan herkesle, her kuruluşla birlikte tavır almaktır. Nihayet, yurtsever saflardaki tutarsız unsurları ikna yöntemleriyle kazanmak, bozguncuları teşhir ve tecrit etmektir. Faşistlere karşı mücadelenin yerini ve zamanını kendimiz tespit ederek, onlar karşısında militan üstünlüğü sağlamak, aktif bir savunmayı gerçekleştirmek için zorunludur. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org