MÜCADELEMİZ
HER TÜRLÜ ENGELİ AŞARAK ZAFERE ULAŞACAKTIR

GİRİŞ

Son günlerde piyasaya KİMSAN-İŞ Yayınları "Eleştiri Dizisi 1" adlı bir broşür çıkarılmıştır.
Devrimci halk güçlerinin saflarında yılgınlık ve bulanıklık yaratmaktan başka bir amacı olmayan bu kitapçık, - ne yazık ki askıcılara bekledikleri "faydayı" sağlayamamıştır.

 

Emekçi halkımız, toprağa her gün bir can verdiği ve her günkünden daha çok birliğe ihtiyacı olduğu bu mücadele günlerinde artık bu türden saflarımızı dağıtıcı yalan ve safsataları nefretle karşılamaktadır.

Bugün emekçiler ülkemizin dört bir yanında aç kalmamak, sömürülmemek, insanca yaşayabilmek içirı direnmektedir. Emekçi halkın insanca yaşama talebine, başımıza çöreklenmiş bir avuç sömürücü zorbanın (OLİGARŞİ) cevabı ise, her geçen gün daha fazla baskı olmaktadır.

Faşistlerin azgınca saldırılarına karşı emekçilerin tek umudu olan devrimcileri halkın gözünden düşürmeye çalışmak, sömürücülerin, baskı ve zulmün yanında kullandıkları yöntemlerden biridir.

Emekçiler ve devrimciler, saldırıların yanısıra bu tür alçakça tezgahları da göğüslemek zorundadırlar.

Ne yazık ki, bugün Oligarşinin halk saflarında dağınıklık yaratmak için düzenlediği karanlık saldırılara, devrimcilik adına ortaya çıkan bazı gruplar da yaptıkları "işlerle" zemin hazırlamakta, alet olmaktadırlar.

Oligarşinin ekmeğine yağ sürecek şekilde, polise yaptıkları ihbarlarla devrimcileri karanlık zindanlara tıktırarak düştükleri ihanet bataklığında son çırpınışlarını yapan bu insanların, emekçilere ihanetlerinden bir örneğini der Kimsan-İş üyesi işçiler bizzat yaşamışlardır.

Emekçi halkımız, kurtuluşa giden sarp ve engebeli yolda devrimcilere yakışmayan yöntemlerle hayatta kalmaya çalışan bu gibi işçi sınıfı hainlerini de ezerek ilerleyecektir.

N O T :
Bu broşürde esasen, devrimci sendikacılıkla ilgili görüşlerine başka bir yerde rastlıyamadığımız askıcılar tarafından bir süre önce "Kimsan-İş Yayınları, Eleştiri Dizisi - 1" adıyla çıkarılan broşürde ortaya attıkları fikir kırıntılarının eleştirisi amaçlanmıştır. Ancak, bu ara, tüm varlıkları, herşeyden önce ve herşeye rağmen Devrimci Yol'a. karşı olmak noktasında düğümlenen ve bu tavırları, devrimcileri polise ihbar etmeye kadar varan askıcıların, adı geçen broşürde, işçileri ve tüm emekçi halkımızı devrimcilerden soğutma pahasına ortaya attıkları ve devrimcilerin hiç bir şekilde kabullenemeyecekleri yalan, iftira, dedikodu ve sahtekarlıkları hakkında da, gerçeklerin ortaya konması açısından, kısaca açıklama, yapılması gerekli görülmüştür.

 DEVRİMCİ SENDİKACILIK NEDİR

Doğru siyasi görüş, sendikalarda işçi sınıfının yaşam koşullarının yükseltilebilmesi için verilen ekonomik demokratik mücadelenin, işçi sınıfının kendi iktidarını kurma mücadelesine (politik mücadele) bağımlı olmasını kabul eder. Sendikalarda verilen ekonomik demokratik mücadele, mevcut sömürü düzenine bağlanan umutları arttırmak için değil, gerçek kurtuluşun demokratik halk iktidarında olduğunu emekçi kitlelere benimsetmek amacıyla yürütülür.

Devrimci sendikalarda kitle çalışması iki temel amaca yöneliktir:

  1. Kitlelere faşizmin toplumsal bir suç olduğunu kavratmak ve kitle tabanı oluşturmasını engellemek, en geniş kitleleri anti-faşist saflara çekebilmek.
  2. Kitlelere, geri bıraktırılmış - emperyalizme bağımlı bir ülkede elde edemeyecekleri insanca yaşama hakkını benimsetmek ve kitleleri sahip çıktıkları bu talepler doğrultusunda mücadeleye çekmektir.

Devrimci sendikalarda ana amaçları, en geniş emekçi kitlelere siyasetlerini götürmek, onları bugün verilen faşizme karşı mücadelede duyarlı ve aktif hale getirmek, kurtuluşun devrimde olacağını göstermek, bu kitle içindeki öncü unsurları kalıcı elemanlar, kadrolar haline getirmektir.

Faşistler ülkemizde kitle tabanı oluşturmak çabaları içinde sendikalara da önemli bir yer veriyorlar. Sendikaları faşist demogojinin kitlelere iletildiği yerler olarak kullanıyorlar. (İşçi fabrikaya ortak, vb.) Faşistler patronlarla anlaşarak işsizleri işe yerleştirmekte, bu işsizleri faşistleştimekte ve bunlar aracılığıyla işyerinde terör uygulamaktadırlar. Hatta buraları üs olarak kullanıp, çevredeki devrimcilere ve emekçi halka saldırmaktadırlar. Seydişehir, Aliağa, Tariş bunun örnekleridir. Faşist sendikalar, faşist demogoji ile kitlelerin düzene karşı olan muhalefetini devrimcilerin üstüne döndürürken, kendilerine kitle tabanı da oluşturmaktadırlar. Bu faşist terör ve demogojiye karşı her fabrikada ve her mahallede devrimci işçilerin önderliğinde, bütün yutseverlerin katıldığı FAŞİZME KARŞI DİRENİŞ KOMİTELERİ OLUŞTURULMALI, FAŞİSTLER İŞYERLERİNDEN VE MAHALLELERDEN ATILMALI, FAŞİSTLER VE PATRON UŞAKLARI CEZALANDIRILMALIDIR.

Devrimci sendikalar, işçiler arasında oluşturulan kadroları ve sempatizanları çeşitli "ikna" yöntemlerini kullanmaya alıştırırlar.

Devrimci sendikalar işçileri bireysel bir düşünce ile, sadece kendi fabrikasını, sadece kendi sınıfını veya sadece kendi halkını düşünmekten kurtarmaya çalışır. Başka fabrikaların işçilerinin, başka emekçi sınıf ve tabakaların ve başka halkların mücadelesi işçilere kavratılır, kurtuluşun tüm emekçi sınıf ve tabakaların ortak mücadelesinden geçtiği öğretilir. Irkçılık, bölgecilik teşhir edilir. İşçilere bütün ülkelerin işçilerinin ve bütün ezilen halkların birleşmesi gerektiği kavratılır.
Devrimci sendikalarda devrimci işçiler yönetimdedir. Yöneticiler bunun gerekli kıldığı fedakarlık, bilinçlilik, mütevazilik ve namusluluğu gösterirler.

Devrimci sendikalar işyerlerindeki tüm işçileri yukarıdan aşağıya genişleyen bir ilişki zinciri içine sokarlar. Bu ilişki işçileri sürekli olarak örgütlü tutar. İşçilerin eğitim çalışmaları ve her türlü eylemlerini örgütler ve denetler. Direnişlerde tüm işçiyi bir ordu halinde eyleme sokar. Yardımlaşma sandıkları ve tüketim kooperatifleri kurar. Bu sandık ve kooperatifler ekonomik kazançtan çok, direnişlerde işten atılan işçilere bir güvencedir. İşçilerin eşleri ve çocukları da mahalli örgütlere ve gençlik derneklerine sokulur. Buralarda onların siyasetle ilgilenmeleri, faşizme karşı kocalarıyla, oğullarıyla omuz omuza mücadele etmeleri sağlanır.

Özetle; devrimci sendikacılık anlayışı, işçiyi ve ailesini en geniş bir örgütlenmenin, hayatın tüm alanlarını kapsayan bir örgütlenmenin bir parçası haline getirip, onun mücadeleye daha aktif bir şekilde girmesini sağlamaya çalışır.

Devrimci sendikalarda eğitim, mücadelenin bir parçasıdır. İşyerinde öncelikle öncü unsurların çok iyi bir eğitimden geçmeleri sağlanır. Bu kadrolarla işçiler arasında geniş eğitim seminerleri yapılır. Bu eğitimler kafalara yararsız bilgilerin sokulması değil, işçilerin büyük çoğunluğunu eyleme çekmeye yöneliktir. Devrimci sendikalar kendi üyelerine ve onlar aracılığıyla da ulaşabildikleri emekçilere ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasi gerçekleri açıklamaya çalışırlar. Bunun yollarından biri de kitlelerin somut sorunlarından hareket ederek siyasi çözüm yollarını vurgulayan, kapitalist düzenin pisliklerini teşhir eden, sosyalizmi öğreten sendika gazetesi ve broşürleri yayınlamaktır.

Devrimci sendikalarda toplu sözleşmelere birer kurtuluş yolu olarak bakılmaması öğretilir. Ama toplu sözleşmelerde en iyi ekonomik ve demokratik haklar elde edilmesi için çalışılır. Toplu sözleşme taslak hazırlık çalışmaları birer eğitim alanı haline getirilir. Taslak beraber hazırlanır. Toplu sözleşme masasına işyerindeki işçi temsilcileri ve sendikacılar oturur. Her toplu sözleşıne görüşmesinden önce ve sonra bütün işçinin katıldığı toplantılar yapılır. Görüşmelerin gelişmesi konusunda ayrıntılı bilgi verilir.

Toplu sözleşme görüşmeleri anlaşma ile sonuçlanmazsa ve grev olursa, devrimci sendika grevi sadece o fabrika işçilerinin değil, çevredeki tüm emekçilerin örgütlendiği eğitildiği ve anti-faşist mücadeleye çekildiği bir savaş okulu haline getirilmelidir. Devrimci sendikaların eylemleri emekçiler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinin bir aracı olmalıdır.

Devrimci sendikalarda eğitilen işçi tabanı arasında en geniş sendikal demokrasi uygulanmalı, sık sık genel toplantılar yapılmalı, işçiler eleştiriye ve özeleştiriye alıştırılmalı, çalışmasından memnun olunmayan örnek bir işçi gibi davranmayan temsilciler kendilerini seçen işçiler tarafından her an görevden alınabilmeli, sendika tüzüğü gerçekten demokratik olmalıdır.

Özetle; devrimci işçilerin yönetimde bulunduğu; tabanın söz ve karar sahibi olduğu sendikalara devrimci sendikalar diyebiliriz.

Ancak bu anlayışa göre örgütlenen ve çalışmalarını yürüten bir sendika işçi sınıfının ekonomik ve demokratik mücadelesini en iyi şekilde emekçi halkın iktidar mücadelesine bağımlı olarak geliştirebilir ve emekçi kitleleri insanın insanı sömürmediği bir düzen kurmak için harekete geçirerek devrimci harekete hizmet edebilir.

ASKICILAR, SENDİKACILIKTAN NE ANLIYORLAR

Askıcıların bu güne kadar devrimci sendikacılık konusunda getirilmiş herhangi bir görüşleri yoktur. Devrimci Yol'u devrimci sendikacılık konusunda açık ve net bir proğram getirmemekle suçlayan Askıcıların, kendi açık ve net programlarına şimdiye kadar rastlayamadık. Ancak "Eleştiri Dizisi - 1" broşüründe şimdiye kadar TİKP'den TKP'ye kadar bütün siyasetlerin ağızlarına sakız ettiği harcı-alem ilkelerden bahsediyorlar. Günümüz koşullarında faşizme karşı mücadelede sendikalara düşen görevler, anti-faşist mücadelede sendikaların yeri gibi somut pratiğe ışık tutacak görüşler Askıcıların faşizme karşı mücadele gibi bir sıkıntısı olmadığı için yer almıyor.

Ancak broşürde yazılan genel devrimci sendikacılık ilkeleride Askıcılar tarafından askıya alınmış olmalıki, Kimsan-İş'te sarı sendikacılık yapıyorlar.

Halkımızın güzel bir deyimi vardır: "Ayinesi iştir kişinin Iafa bakılmaz".

İşte Askıcıların yaptıkları ve söyledikleri:

- En alt düzeyden en üst düzeye kadar tüm sendika organları seçimle işbaşına gelirler. (Askıcıların Eleştiri Dizisi - 1, s. 8)
Mintax işyerinde boşalan iki temsilcilik için 120 işçinin imza toplayarak seçim istemesine rağmen Askıcılar, Devrimci Yol'cular kazanacak korkusu ile temsilcilik seçimini yapmamışlardır. İşçinin seçtiği işyeri temsilcisi tepeden inme azledilmiştir. İşçiler olayı patronun eliyle asılan kağıtlardan öğrenmişlerdir. Madem devrimci sendikalarda sendika organları seçimle işbaşına geliyor, madem Askıcılar burjuva yasalarının arkasına sığınmamakla öğünüyor, neden azledilen temsilcinin yerine bırakın seçimi, işçilere sorulmaya bile gerek duyulmadan kendilerinden biri temsilci olarak atanmıştır.

- Kararların alınması, hazırlanması ve uygulanmasında tabanın görüşleri alınır. (Askıcıların Eleştiri Dizisi - 1, s- 9).

Askıcıların düzenledikleri gezinin yeri ve zamanı ile ilgili işçilere danışılmamıştır.
Mintax'ta 4 vardiya çalışma, işçilere sorulmadan patronun isteği ile kabul edilmiş, işçiler, sendika başkanı tarafından bu karara uymazlarsa Askıcıların deyimi ile "kapı önüne konacakları", söylenerek tehdit edilmiştir. Fer-Özgür Kimya işyerinde işyeri muhalefet tarafından örgütlendiği halde toplu sözleşme taslağı hiç kimseye danışılmadan hazırlanmıştır.

- Tartışmalarda, eleştiri - özeleştiri - ikna yöntemi uygulanır. (a.g.e.)

Mintax işçileri, Askıcı sendikacıların toplantılarına katılmadığı için işten atılmakla, asfalta konmakla, kara listeye alınmakla tehdit edildi. Kendilerinden olmayan işçi kız arkadaşların aileleri "toplantıya gidiyor" diye şikayet edilerek Askıcılar tarafından "ikna" edildiler.

Denetim Kurulu Başkanı, sendikayı denetlemek için başvurduğu sendika başkanı tarafından "sen hep benimle uğraşıyorsun" denilerek kovuldu. İşte Askıcıların eleştiri - özeleştiri anlayışları ve ikna yöntemleri.

Eleştiri dizisinden çıkan "İhanetin Belgesi"nde diyorlar ki: "Tüzükte hiçbir yetkileri olmamasına rağmen kendilerine çalışma imkânı tanıdık.", (a.g.e., s. 10)

Genel Kurul'da seçilen sendika Eğitim Sekreteri ve Genel Yönetim ve Yürütme Kurulu üyeleri Askıcıların bu lütuflarına minnettar kalmışlardır mutlaka. Hele hele "sendikal demokrasi"yi uygulayarak Sendika Genel Eğitim Sekreteri'nin işyerlerine girmesini yasaklayıp işyerinin kapılarına işveren eliyle sendikadan gönderdikleri yazıyı astırmaları övgüye değer doğrusu. Sınıf ve kitle sendikacısıyız diyorlar. Askıcılar herhalde Ağustos ayının 12'sindeki genel kurullarına da mümkün olan en geniş kitlenin katılmasını isterler. Ama, garip tesadüf genel kurullarını tamda 220 aidat ödeyen üyesi olan Kimsan-İş'in 145 işçisini oluşturan Mintax işçisinin toplu izine çıktığı Ağustos ayına rastlatmışlardır. Hem de ayın 28'inde altında imzası bulunanların işyerinde çalıştığı bir yönetim kurulu kararıyla almışlar bu kongre kararını.

Kongrede kendilerini, devrimci işçilerden korusun diye de 100 tane "güvenlik görevlisi", tespit etmişlerdir.

Böylece Askıcıların kongresi broşürlerinde yazıldığı gibi "emperyalizme ve faşizme karşı mücadele"de değilde devrimcilere karşı mücadelede bir basamak taşı olacaktır her halde.

Askıcılar almışlar ellerine bir davul, çalıp duruyorlar: "Biz devrimciyiz, biz işçi sınıfı sendikacısıyız" diye. Biz devrimci sendikacılıktan, bir takım yalanlarla örgütleme yapmayı, muhalefeti bastırmak için alçakça iftiralar uydurmayı anlamıyoruz. İşçilere yalan söylemeyi, hiç anlamıyoruz. Askıcıların sırtlarına yapıştırdıkları yaftaların tam tersine, sendikacılıktan ne anladıkları, Atom Kimya (404)' - daki uygulamalarından ortaya çıkmaktadır.

Sekiz aydır toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, Askıcıların ihmali ve tembelliği yüzünden bir sonuca bağlanamamış olan Atom Kimya işyerinde 20 kadar işçi işverenin önerisi üzerine çıkışlarını imzalamışlardır. Derin kongre hesapları içerisinde olan askıcılar, işyerinde sendikanın yetkisinin düştüğünü de anladıktan sonra büsbütün şaşkınlaşarak, işçileri ne olduğu belirsiz bir direnişe çıkarmışlardır. 404'deki durumu düzeltmek için artık yapacak birşeyleri olmayan Askıcılar işçilerin, içinde bulundukları durumdan kaynaklanan hırsını Devrimci Yol'a çevirebilmek için, işyeri yetkisinin düşmesine; Mintax'ta Devrimci işçilerden sopa yedikleri için mahkemeye gidememelerini sebep göstermişlerdir. Saat 18.00 -19.00 arasındaki kavganın, iş saatlerinde olması gereken bir mahkemeye gidilmesini nasıl engelleyebildiğini biz anlayamadık. Anlamamız da mümkün değil. Bankadan çektikleri sendika parasından haberi olmayan 404 işçilerini "Devrimci Yol'cular bankadaki paraya el koydurdu, bu yüzden size yardım edemiyoruz" diye kandırmışlardır. Acaba Devrimci Yol'a çamur atan onca bildiriye, "ihanet belgesine", "güvenlik kartlarına" gereken parayı ve sonradan işçilere dağıttıkları 1500'er TL.'sını Sultanahmet camisinin önünde dilenerek mi topladılar? (Bankadan 140.000 TL. çektikleri bilinmektedir.) İşte Askıcıların devrimci sendikacılıktan anladıkları bunlar. Bütün bunlardan şu sonuç ortaya çıkıyor: Askıcılar devrimci sendikacılıktan birşey anlamıyorlar ama, sarı sendikacılığı, iyi biliyorlar.

Mintax işyerindeki işçilerle (sendikanın belkemiğini teşkil eden bir işyeridir.) Hiçbir sağlıklı ilişkileri olmayan, artık işçilerin gözünden iyice düşmüş olan Askıcılar, düşünmüşler, taşınmışlar, (belki de hayatlarında ilk defa bu kadar düşünmüşlerdir) işçilerin devrimcilere güvenini sarsmak, devrimci işçilerin yapacakları kongrede, koltuklarını kurtarabilmek ümidiyle, oyunlar hazırlıyorlar. Bu oyunun ilk bölümü, işyerinde bütün işçiyi etrafında toplayan, işçi tarafından sevilen ve güvenilen Devrimci Yol'cu işçi temsilcisini "işveren yardakçılığı ve bölücülük" yaptığı iddiasıyla temsilcilikten azlederek, sahneye koyuyorlar. Tabii işyerinde işçilerin haklarını savunan, temsilcinin azledilmesine en çok işverenler memnun oluyor. Öyle memnun oluyor ki, bu konudaki belgeleri işyerine kendi eliyle asarak Askıcılara yardım ediyor. Askıcılar temsilciyi azletmekle de kalmıyorlar, onlara öyle birşey lazım ki Mintax işçisi devrimcilerden nefret etsin. Böylece oyunun ikinci bölümünü tezgâhlıyorlar: Bu işe uygun daha önce birçok kimseyle hakkında dedikodular çıkmış, bu tür yalanları söylemekten zevk alan (özellikle önde gelen kişilerle ilgili) bir kadın buluyorlar. Bu kadının davranışlarından ve konuşmalarından yararlanarak işçiler arasında bir kuşku ve dedikodu furyası yaratmaya çalışıyorlar. Kadının kocasına gidip bir sürü yalanla dolduruyorlar ve bir şikayet dilekçesi yazdırıyorlar. Ardından fabrika kapılarına yazı yazarak, bildiriler dağıtarak, broşür çıkartarak, işçi temsilcisinin "ırz düşrnanı" olduğunu herhalde namuslu gördükleri işverene kanıtlıyor ve işten attırıyorlar (17. madde ile yani tazminatsız). Oysa iddialarına göre aynı "suçu" işleyen diğer kişi kendi isteği ile ayrılıyor, daha doğrusu işveren tarafından fabrikanın huzurunu bozan bir "mikrobun!" temizlenmesine yardımcı olduğu için mükafatlandırılıyor. İşveren memnun, sendikacı memnun, öyleyse mesele yok. Patronların ve tüm halk düşmanlarının ekmeğine yağ süren, fakat emekçi halkımızda devrimcilere karşı güvensizlik ve kuşku yaratan alçakça ve sahtekarca tertiplenmiş bu olay hakkında sayfalarca yazı yazacak değiliz. Bu olayın tamamen düzmece olduğunun en iyi kanıtı Mintax işçilerinin Devrimci Yol'a güvenidir.

Bu çirkin iftira saflarımızdan bir tek kişiyi dahi eksiltememiştir; aksine. Askıcıları destekleyen birkaç kişi de onları terketmişlerdir. Eğer böyle bir olay gerçek olsaydı, muhakkak öncelikle Mintax işçisinden saklanamazdı. Bu konuda devrimci hareketimizin, emekçi halkımıza vereceği tek güvence, şimdiye kadar sürdürdüğümüz onurlu, kararlı, yiğit mücadeledir. Onlarca şehit vererek, faşizme karşı mücadeleyi kucaklayan Devrimci Yol hareketi, şimdiye kadar hiçbir ırz düşmanına sahip çıkmamış, bu türden hiçbir olayı ört bas etmemiştir. Bunu emekçi halkımız çok iyi bilir. Askıcıların bize atfettiği "hissi ilişki"ler konusunda söylenebilecek çok şey olmasına rağmen (Mintax işçileri bunu çok iyi bilirler) biz bu konuda sessiz kalmayı tercih ettik. Çünkü Devrimci hareketimiz Türkiye Devriminin sorumluluğunu taşımaktadır. Ve bu sorumluluğumuz, bizlerin ucuz polemiklere girmesini engellemektedir.

MUHBİRLİĞİN VARDIĞI YER...

Askıcılarca bir süre önce dağıtılan bildiride, halka "devrimcileri ihbar etmeme"leri konusunda çağrı yapılıyor. Oysa Mintax'ta ve Sefaköy'de gelişen bazı olaylarla ilgili Askıcıların, takındıkları tavır, halktan yapmamalarını istedikleri şeyin tam tersini, Devrimci Yol'a karşı olmak noktasında, kendilerinin çekinmeden yapabileceklerini gösteriyor. Olaylar şöyle gelişiyordu; Mintax işçilerinin Noter vasıtasıyla kongre istedikleri konusunda ifade beyanında bulundukları gün Askıcı taraftarı biri, telefonla bu durumu sendikaya haber vermek isterken, bir arkadaş tarafından, bizimde tamamiyle tasvib etmediğimiz bir şekilde engelleniyor. Bu olay tartışılacağı yerde, ertesi gün sendika genel sekreteri tarafından ancak köprü altı serserilerine yaraşır bir dille, o olay nezdinde, tüm devrimcilere küfrediliyor ve ve aynı gün işyerinde -daha önce haber verilmemiş- bir toplantı düzenlenerek, sekiz on kişilik bir lumpen grubuyla, -işverenin izniyle- içeri giriliyor, hernasılsa işçilerin haberinin olmadığı bu toplantıdan işverenlerin haberi oluyor. İş yerinde makinalar durduruluyor, tüm işçiler (bazıları tehdit edilerek) yemekhanede toplantıya çağırılıyor. Amacı, tamamiyle devrimci işçilerin çalıştığı bir vardiyada, göstermelik bir toplantıyla makinaların durdurulup, böylece, ya kavga çıkartıp, hasar yaptırarak, ya da makinaların durdurulduğuna dair, patronun noter tesbiti yapmasına imkan yaratarak, (yasal olmayan direniş gerekçesiyle), öncü işçileri işten attırmak olan bu toplantıya işçilerden hiçbiri katılmıyor.

Sonuç olarak devrimci işçilere gövde gösterisi yapmaya çalışan Askıcı sendikacılar ve fedaileri gerekli dersi alıyorlar. İşte Dev Sol'cu (Askıcı) bazı kişilere doğrudan polislik görevi yükleyen olaylar zinciri bundan sonra gelişiyor. Mintax'daki devrimci işçiler polise ihbar edilerek yakalattırılıyor ve devrimcilerin ihbar etmiyeceğine güvenilerek asılsız daha doğrusu aslı kendilerine ait bir takım yalanlar uyduruluyor. 

B e l g e l e r

Zaman geçmiş değil, çevrende, fabrikada, mahallede kısaca hayatın her alanında bu düzenin halk savaşıyla son bulacağını haykıran ve bu uğurda savaşan insanlar her yerde vardır
-Onlarla ilişki kur, onlara yardım et,
- Bu düzenin değişmesi gerektiğinin propagandasını yap,
- İşkencecileri, faşistleri çevrenden tecrit et ve devrimcilere bildir
- Devrimcilerii ihbar etme
- Ve çalıştığın her alanda örgütlen
Kısaca işçiler, köylüler, esnaflar, gençler, memurlar, hatta askerler ve ilerici polisler herkes bulunduğu alanda Emperyalizmi kovmak, demokrasiyi kurmak için, teşkilatlanıp birbiriyle kenetlenerek bu düzeni değiştirmek zor değil.
Oligarşi o denli korkuyor ki devrimcilerden dişe diş mücadeleyi dahi göğüsliyemiyor. İşte İzmir’de iki yurtsever

DEVRİMCİ SOL

Bu olaylardan sonra Askıcılar sık sık Söğütlü Çeşme'ye uğramaya başlıyorlar ve her seferinde işçilerden gerekli dersi alıyorlar. Askıcıların Söğütlü Çeşme'ye son ziyaretleri bir kaç gün önce oldu. Askıcılar 50-60 kişi ile bu mahalleye gelerek pankart asmışlar, duvarlara yazı yazıp biraz da kahvelerde Devrimci Yol'cu arayıp gitmişler. Bulsalardı ne yapacaklarını bilmiyoruz, ama oraya gelmekle ne yapmak istediklerini biliyoruz. Tamamıyla anti-faşist olan bir mahalleye hiçbir çalışmaları hatta hiçbir taraftarları olmadığı halde kalabalık bir gurupla gelip "gövde gösterisi" yapmak tek bir anlam taşır: polisin ve jandarmanın, daha doğrusu oligarşinin dikkatlerini bu mahalleye çekmek, diğer adıyla provokasyon. Kitleyi oraya getiren insanlarda objektif olarak ajan görevini üstlenmişlerdir. Onlara biraz daha imkan verilse, değme provokatörlere taş çıkarttıracakları bir gerçektir.

BU GÜNE KADARKİ GELİŞMELER VE BUGÜN VARILAN YER

Bundan bir süre önce, Kimsan-İş üyesi devrimci işçiler Kimsan-İş'i sarı sendika durumundan kurtarmak ve devrimci işçileri sendika yönetimine getirmek amacıyla 17 Haziran için kongre kararı almışlardı.

Kongre kararının alındığı Genel Yönetim Kurulu toplantısı 70-80 işçinin -Askıcı yöneticilerin de sendikada bulunduğu bir sırada- huzurunda Sendika Genel Merkezinde yapılmıştı.

Genel kurul kararı çıkacak korkusuyla aylardır Yönetim Kurulunu toplamayan Askıcılar, Genel Yönetim Kurulu toplantısına katılan bazı yöneticilerin mal beyanında bulunmadığını ve kendilerine haber verilmediğini ileri sürerek -oysa, toplantı sırasında Askıcı yöneticiler de sendikadaydı- engellediler. Sonradan dağıttıkları bildirilerde, kendilerinin de genel kurul yapılmasını istediğini açıkladılar ve tam sarı sendikalara yakışır bir şekilde katılması gerekenlerin işyerinde çalıştığı, kendilerinden olmayan yönetim kurulu üyelerinin haberdar olmadığı bir ‘yönetim’ kuruluyla Ağustos ayının 12'sinde kongre kararı aldılar. Burada dikkati çeken bir nokta, bu kongre kararının işçilere dayanılarak değilde, mahkemelerde Has Taş A. Ş.'nin ve faşist Tamer Yiğit'in avukatının "hukuksal yeteneğine" dayanılarak alınmasıdır.

DEVRİMCİLERE DÜŞEN GÖREVLER

Artık şu iyice açığa çıkmıştır: ortada bir korsan (kendi deyimleriyle) kongre varsa, bu Askıcıların kongresidir.

Bu gün önümüzdeki iki yol vardır.

Birincisi: devrimci sendikacılık anlayışımıza uygun olarak, en geniş işçi kitlesini kongreye katabilmek için, kongrenin Mintax işçişinin toplu izinde bulunduğu Ağustos ayında yapılmasını engellemek. Çünkü, Askıcıların koltuklarını kaptırmamak için ellerinden geleni artlarına koymayacakları, üyelikten düşmüş, yetki alınmamış veya yetkisi düşmüş işyerlerinin işçilerine oy kullandırılacağı tüzükteki "aidat ödeyen üye kongrede oy kullanır" ilkesinin çiğneneceği ortadadır. Ayrıca, 100 kişilik "güvenlik görevlisinin", görevlerinin ne olacağı da herkesçe malumdur:

Kongreye bir kaç gün kalmasına rağmen delege listeleri bile henüz işyerlerine asılmamıştır

İkinci yol ise: kongreye bütün gücümüzle katılmak, yapılan oyunları, kurulan tezgahları en geniş kitleye açıklamak, Kimsan-İş yöneticilerinin işçi düşmanı yüzlerini, çeşitli yalanlarla düşman edilmiş işçi arkadaşlara göstermektir. Ancak, her durumda açık olan nokta, Kimsan-İş'in devrimci önderliğe kavuşması, devrimci işçilerin sendika yönetimine gelebilmesi için, tüm sahtekarlıklara ve zorbalıklara karşı mücadelede kararlı olduğumuzdur.

Devrimcilerin, devrimci sendikacılık anlayışına uygun olarak, sendikamıza üye tüm -işçi arkadaşlar arasında birlik ve dayanışmayı sağlamaları, "mücadelemizin ortak, kurtuluşumuzun bir" olduğunu bütün işçilere kavratmaları gerekirken: Askıcı yöneticiler gibi işçiyi işçiye düşman etmek, burjuvazinin "böl ve yönet" taktiğine hizmet etmektir. Bunun en güzel örneği 404 işçisinin, direnişte kendilerini ziyarete gelen Mintax işçisine karşı aldıkları tavırdır. İşçiler, ziyaretçilere ayağa kalkıp bir hoşgeldiniz demekten bile uzaklaştırılmıştır. Böylece bir gurup işçi kendi saflarında kemikleşmiş olacaktır. Bu çalışma tarzı devrimcilere ait olamaz. Çabamız bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için olmalıdır.

Kimsan-İş üyesi işçi arkadaşlar bilmelidir ki: sendikalar devrimciler için çeşitli oyunlarla yönetime gelinecek yerler değil, işçi sınıfının kendi iktidarını kurma mücadelesinde demokratik mevzilerdir. Şimdiye kadar devrimci işçilerin bütün çabası Kimsan-İş'i faşizme karşı mücadelede ileri bir mevzi haline getirmeye yönelikti. Bundan sonra da böyle olacaktır.

Emekçi halkın kurtuluş mücadelesi, oligarşinin baskı ve zulmü ve devrimci gözüken bazı gurupçukların ihanetlerini göğüsleyerek sürecektir.

Askıcıların bize yönelttikleri devrim anlayışına hizmet edecek çalışmalarımızın olmadığı konusundaki ucuz suçlamalarına verilecek yüzlerce örnek vardır. Eğer Askıcılar bunu çok öğrenmek istiyorlarsa gitsinler Amasya, Yeni Çeltek işçilerinden, Hekimhan'dan, Aşkale'den sorsunlar, Gereken cevabı alacaklardır.

YAŞASIN EMEKÇİ HALKIMIZIN FAŞİZME KARŞI VERDİĞİ ÖRGÜTLÜ KARARLI MÜCADELE
KAHROLSUN FAŞİZM
DEVRİMCİ İŞÇİLER SENDİKA YÖNETİMİNE


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org