DİRENİŞ KOMİTELERİ
VE FAŞİZME KARŞI
MÜCADELE

Faşizme karşı DİRENİŞ KOMİTELERİ'nin örgütlendirilmesi önerisi ve DİRENİŞ KOMİTELERİ KAVRAMI, 1975'ler sonrası Türkiye'sinde, alabildiğine yaygın bir FAŞİST TERÖR KAMPANYASININ toplumun bütün kesimlerini kapsayarak sürdürüldüğü bir dönem içinde ortaya atılmıştı.

Emperyalizmin; ve burjuvazinin en gerici kesimlerinin öz kaynaklarından beslenen faşist güçler, resmi devlet kurumlarının desteğiyle örgütlenmelerini yaygınlaştırmışlar ve ilerici halk güçlerini sindirip

  dağıtmak ve geniş halk kesimlerini teslimiyete zorlamak amacıyla yaygın saldırı ve katliamlar düzenlemişlerdir. Öğrenciler-öğretmenler, işçiler, memurlar, aydınlar, kadınlar, çocuklar, özetle toplumun her kesiminden insanlar vurulup öldürülmüş, yaralanmış yada tehdit edilmişler, otobüsler kurşunlanmış, kahveler taranmış, topluca okula giden, pastahanede yada çay bahçesinde oturan insanların üzerine bombalar  atılmış, insanlar kaçırılarak işkenceyle öldürülmüşlerdir...

Bu faşist terör kampanyasının azgınca ve pervasızca sürdürüldüğü bir dönemde, faşist güçlerin saldırıları ve buna karşı halk güçlerinin kendilerini savunmaları sonucu ortaya çıkan çatışmalar ülkenin her yanını ve toplumumuzun bütün kesimlerini sarmıştır.

Faşist terör kampanyası bir yandan toplumun örgütsüz ve bilinçsiz kesimleri üzerinde amaçlanılan doğrultuda bir korku ve teslimiyet eğitimi yaratmakla birlikte, diğer yandan da en geniş halk kesimleri içerisinde bir savunma ve dayanışma eğiliminin doğup-güçlenmesine de yolaçmıştır. Her türden revizyonist-oportünist akımın teslimiyet eğilimlerini (çeşitli siyasi teorik kılıflar altında) güçlendirmeye çalışmalarına rağmen, devrimcilerin sahip çıktığı direnme eğilimleri giderek güç kazanmış ve bütün ülke sathında yaygınlaşmıştır. Üzerlerine ölüm yagdırılan insanlar birbirlerine kenetlenmişler, bu ölüm makinasına yani faşizme karşı, birleşmeye savunma tedbirleri bulmaya ve örgütlenmeye çalışmışlar, bu amaçla komiteler kurmaya yönelmişlerdir...

İşte Direniş Komiteleri böyle bir dönemde, en geniş  halk kesimleri içinde doğup gelişen faşizme karşı direnme eğilimlerinin örgütlendirilmesi, bu eğilimlerin devrimci bir direniş mücadelesine dönüştürülmesi, gereğinin bir ifadesi olarak önerilmiştir. Okullarda, fabrikalarda, mahallelerde, köylerde özetle faşist saldırı ve terörün ortaya çıktığı her yerde faşizme karşı ortak mücadele komiteleri kurulmalı; en geniş anti-faşist halk kesimlerini bir araya getirecek olan bu komiteler, yeralınan birimde faşist saldırılara karşı her türden savunma tedbirleri almaya, faşist saldırı ve tehditleri etkisizleştirip geçersiz hale getirmeye çalışmalıdır. Devrimci Yol, bu örgütlerin sadece faşizme karşı geçici savunma örgütleri değil, faşizme karşı mücadeleyi bir devrim sorunu olarak gören devrimci bir anlayışın sonucu olarak, uzun vadeli ve kalıcı örgütlenmeler olması gerektiği ve halk iktidar organlarının nüveleri olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymuştur.

Kuşkusuzdur ki, ülkedeki çatışma ve kutuplaşmaların alabildiğine yaygın boyutlara ulaştığı ve toplumun bütün kesimleri içinde faşizme ve mevcut sömürü düzenine karşı tepkilerin ve direnme eğilimlerinin yaygınlaştığı bir dönemde, devrimci olma iddiasındaki bir hareketin bu eğilimlere sahip çıkarak, onları örgütlemekten, bu eğilimleri devrimci bir doğrultuya kanalize etmeye çalışmaktan ve buna uygun örgütlenmeler bulup geliştirmeye çalışmaktan daha önemli bir görevi olamazdı.

Bugüne kadar yaşanan bütün olaylar (hatta daha ileri giderek söyleyelim, yaşananlardan bir teki-birtek Maraş olayları bile), Direniş Komiteleri önerisinin ne denli yerinde ve ne denli zorunlu bir öneri olduğunu (artık herhalde) tartışmasız bir gerçek haline getirmiş sayılmalıdır.

(Buna rağmen bugün kısmen yaşanmakta olan iç savaş olgusu ve Direniş Komiteleri olgusu üzerine hala hiç bir ciddi yaklaşıma sahip olmayanlar Türkiye'deki devrimci mücadelenin dışına düşmüş sayılmalıdırlar).

Bu önerinin ortaya atılmasından bugüne, başarılı-başarısız sayısız örnek yaşanmıştır. Ülkemizin her tarafında sayısız komiteler kurulmuş, deneyler yaşanmıştır. Ve daha bugünden Direniş Komiteleri Türkiye devriminin canalıcı meselelerinden biri haline gelmeye baglamıştır. Bu mücadele, amaçlarına ulaşır, başarıya ulaşabilir veya ulaşamaz; bu ayrı bir meseledir. Ama Direniş Komiteleri Türkiye devrimci mücadelesi açısından daha şimdiden, somut bir olgu haline dönüşmeye başlamıştır.

Öte yandan Direniş Komitelerinin, amaçlanılan doğrultuda başarıya ulaşabilmesi, faşist güçlerin bütün emekçi halklarımıza karşı yürüttükleri bir sindirme ve yoketme savaşına karşı devrimci halk güçlerinin birer kalesi haline gelebiimesi, daha ziyade Devrimcilerin önderlik görevlerini doğru bir anlayışla ve yeterince kararlı ve inançlı bir şekilde yerine getirip getirememelerine bağlı bir şey olarak görülmelidir.

Bu nedenle şimdi, bugüne kadarki deneylerin irdelenerek, çalışmalarımızdaki hata ve eksikliklerin saptanmasına ve bunların düzeltilmesine çalışmalı, faşizme karşı güçlü bir direniş mücadelesinin ve giderek güçlü bir birleşik direniş cephesinin yaratılıp örgütlendirilmesi yolundaki devrimci mücadelemizi daha ileri boyutlara yükseltmeliyiz.

 l. DİRENİŞ KOMİTELERİNİN SÜREKLİLİĞİNE İLİŞKİN SORUNLAR

En çok rastlanılan durum, faşist saldırıların yoğunlaştığı durumlarda bölgedeki siyasal canlanmayla birlikte Direniş Komiteleri konusunda ileri ve canlı gelişmelerin olması, daha sonra saldırıların püskürtülmesinden, mahallelerin-işyerinin faşistlerden temizlenmesinden sonra bir siyasal durgunluğun ortaya çıkması, komitelerin fonksiyonsuzlaşması ve giderek dağılmasıdır. En iyi örneklerinde bile halkın geniş katılımlarıyla komiteler kurulmakta, toplantılar yapılmakta, başlangıçta önemli başarılar sağlanmakta, faşistler püskürtülmekte veya bir takım olumlu sonuçlar elde edilmekte, fakat zamanla herkes kendi işine gücüne yönelerek komite dağılmaktadır. Bunun yanısıra Direniş Komitelerinin  kuruluş aşamasında karşılaşılan başarısızlıklar da az  rastlanılan bir durum değildir. Özellikle faşist saldırıların kitlelere yönelik yaygın bir tehdit haline gelmediği, faşist güçlerin zayıf olduğu yerlerde ise Direniş Komitelerinin oluşturulması için ciddi bir girişimde bulunulması bile sözkonusu değildir.

Bu durumun, yani Direniş Komitelerinin kurulması, kalıcılığının ve işlerliğinin sağlanılması konusunda karşılaşılan zorlukların nedenlerini incelemek gerekir.

Öncelikle gözönünde bulundurulması gereken bir nokta şudur: Direniş Komitelerinin örgütlendirilmesi sorunu geniş halk kesimlerinin faşizme karşı direniş eğilimlerinin örgütlendirilmesi sorunudur. Halk kesimleri içindeki direnme eğilimleri eğer bilinçli bir eyleme dönüştürülmemişse, kendiliğinden ortaya çıkmış bir eğilim olarak, kalıcı olamaz. Dolayısıyla bu eğilimlerin örgütlendirilmesinde de kalıcılık saglanamaz. Bunun için ise halk içindeki mevcut direnme eğilimlerinin direniş eylemlerine, yani bir siyasal aktiviteye dönüştürülmeş olması gerekir. Bunun için varolan her türlü direnme eğilimleri geliştirilmeye çalışılmalı, direnme eğilimi içindeki unsurlara konumlarına uygun mücadele biçimleri bularak, onların güven ve cesaretleriniartırarak, inançlarını pekiştirerek anti-faşist eyleme çekilmeye çalışılmalıdır. Bu  doğrultuda ne kadar basit ve küçük olursa olsun faşizme karşı mücadelede daha çok kişinin görev almasına çalışılmalıdır.

Eğer bu sağlanmamışsa, halk içinde potansiyel olarak belirli bir direnme eğiliminin bulunmasına rağmen bunun eyleme dönüştürülmesi sağlanamaz; dolayısıyla da başlangıçta bir komiteleşme oluşturulmuş olsa bile, bunun işlerliğe, hayatiyete kavuşturulabilmesi saglanamaz.

Bu konuda özellikle Devrimci Önderliğin rolü üzerinde durulmalıdır. Halk içindeki direniş eğilimlerinin kalıcı hale getirilebilmesi, eyleme dönüştürülebilmesi uzun vadeli, sabırlı ve bilinçli bir çatışmayı gerektirir. Halk yığınlarının mücadeleye katılabilmesi, eyleme sokulabilmesi önemli olduğu kadar başarılması oldukça zor birşeydir.
 

Bu konularda, bizim durumumuz ise, çogunlukla herhangi bir komiteleşmeyi sağladıktan sonra işlerin oluruna bırakılması ya da baştan savma bir şekilde yaklaşılması noktasındadır. Bu durumda da, faşist saldırıların yarattığı ortam içerisinde oluşan kendiliğinden nitelikli direniş egilimleri, bir siyasal durgunluğun doğmasıyla birlikte zayıflamakta; Direniş Komiteleri çalışmalarının dagılması kaçınılmaz bir  olay haline gelmektedir. Burada, yer yer, Direniş Komiteterini sadece bir akıl danışma yeri, bir akıl hocalığı olarak görme şeklinde ortaya çıkan hatalara da değinmek gerekiyor.

Bu konu bizim siyasal çalışmalarımızdaki yetersizliklerimizi vurgulayan bir noktadır. Halkın bilinçlendirilmesi (ve bu şekilde kendiliğinden direniş eğilimlerinin kalıcı hale dönüştürülebilmesi) için yaptığımız çalışmalar büyük ölçüde yetersiz kalmaktadır. Genellikle halk bizleri dinlemekte, anlamak istemektedir. Bu durumlarda çoğu kez halka devrimci bilinç götürmekte olağanüstü becerisizlikler gösteriyoruz. Halk yığınları içindeki propaganda-ajitasyon çalışmalarının faşizme ve yoksulluğa-sömürüye karşı sloganların biteviye tekrarından  ibaret bir olay haline düşmesine imkan verilmemelidir. Uğrunda savaştığımız şehitler verdiğimiz, davamızı emekçi halk yığınlarına en iyi bir şekilde, en açık-basit ve anlaşılabilir bir şekilde anlatabilecek bir durumda olmalıyız. Oysa öyle durumlar olmaktadır ki bir salonu hınca hınç doldurmuş ve bizi can kulağıyla dinleyen kadınlı, kızlı, çocuklu ihtiyarlı halk toplulukları karşısında konuşan arkadaşımız bu büyük olanakları gereksiz-faydasız ve sıkıcı açıklamalarla heba etmektedir.

Besbellidir ki bu işler o kadar basit değildir. Bunu layıkiyle başarabilmek için çok çalışmamız, kendi kendimizi eğitmemiz lazımdır. Ve daha da önemlisi her şeyi çok iyi bildiğimizi, en iyisini yaptığımızı zannetme hatasına düşmememizdir, Kitlelere birşeyler öğretmeye çalışırken, daha da fazlasını öğrenme ihtiyacında olduğumuzu hiç unutmamalıyız. Daima içinde yeraldığımız topluluk içinde yeni ve anlamlı sorular açmasını, bu sorular etrafında kitleleri tartışmaya katmasını bilmeliyiz. Halkla, bu şekilde, canlı bir diyalog kurabilmeliyiz.

Özellikle Direniş Komiteleri bünyesinde sürdürülen eğitim çalışmalarına son derece büyük bir önem verilmelidir. Bu çalışmalar asla  bir kitap okuma meselesine indirgenmemelidir. Bu konuya ilerde yeniden değineceğiz.

Bu noktadaki temel sorunumuzun kadrolarımızın çoğunlukla genç-tecrübesiz ve bu nedenle de yetersiz olmalarından ileri geldiği bilinmektedir. Herhangi bir birimde halka önderlik edebilecek kadrolara sahip bir siyasal örgütlenmemiz mevcut değilse Direniş Komiteleri çalışmalarının başarıya ulaşması da mümkün olamaz. Bu nedenle kadrolarımızın siyasal eğitimine büyük ihtiyaç vardır. Bu eksikliğimizin giderilmesi için canla başta çalışılmalıdır.

Direniş Komitesi çalışmalarımızda karşılaşılan başarısızlıkların-güçlüklerin kaynağında önemli ölçüde bizim bu noktadaki eksikliklerimiz ve yetersizliklerimiz yatmaktadır.

Halk yığınları içindeki direniş ve dayanışma eğilimlerini örgütleyip-geliştirmeye çalışacağımız yerde bunun tersine seçilecek komitelerde sadece Devrimci Yol'cuların görev alması için çalışıldığı durumlar olmaktadır. Bu, tehlikeli bir "dar kapıcılık"eğilimine müttefiklerin değerini bilmeyen bir sekterliğe tekabül eder. Faşizme karşı en geniş bir Birleşik Direniş Cephesinin oluşturulmasını sağlayabileceksek, bu cephe içerisinde bizim görüşümüzden olmayan, komünist-devrimci olmayan halk kesimleri de bulunacaktır. Daha bu günden, bir yanda en sıkı devrimci örgütlenmemizi oluşturup-geliştirmek için çalışırken diğer yandan da en geniş halk kesimlerini devrimimizin müttefikleri saflarına kazanmaya, onlarla ortak mücadele içine girmeye, ve yine onlarla devrimci halk demokrasisi ilkeleri altında örgütlenmeye (ortak örgütlenmeler geliştirmeye) çalışmalıyız. Direniş Komiteleri bir bakıma bu anlayışın bir ifadesi değil midir? Eğer halkın en geniş kesimlerini  kendi müttefıklerimiz saflarına çekmesini başaramazsak, devrimin başarı şansının bulunmadığını bilmek gereklidir. Halk saflarında farklı görüşlerin bulunması, devrimden sonra bile kaçınılmazdır. Halk içindeki farklı-hatalı görüşlere karşı eleştirici fakat hoşgörülü bir tavır içinde olunmalıdır. Oysa şimdi biz çoğunlukla herkesi (tek bir kalıptan çıkmış gibi) kendi görüş ve sloganlarımızı benimsemiş bir durumda görmeye lüzumundan fazla bir yatkınlık içindeyiz.

Gene Direniş Komiteleri birçok durumda bir bölgede halkın bizim oluşturduğumuz savunma birliklerince korunması olayi olarak ele alınabilmektedir. Direniş Komiteteri çalışmaları içinde ve genelde anti-faşist mücadelenin geneli açısından silahlı direniş birliklerinin oluşturulması son derece önemli bir mesele olmakla beraber Direniş Komitelerinin sadece bu boyutuyla ele alınması herşeyden önce halk içindeki direniş eğilimlerinin devrimci bir doğrultuya kanalize edilmesi gereğine ters bir anlayıştır.

Direniş Komitelerinin kalıcılığı konusunda nihayet şu noktaya da işaret etmek gereklidir: Gerek nesnel durum, gerekse bizim yetersizliklerimiz sonucu siyasi ortamdaki gevşeme ve yumuşamanın kendiliginden direniş eğilimlerinin de gerilemesine yolaçması doğaldır. Bu durumda bilinçli direnme unsurlarının örgütlendirilmesi ve direniş mücadelesinin sürekliliğinin sağlanılması için çalışılmalıdır. Bu durumlar  da direniş birliklerinin bilinçli eylem ve mücadelelerinin rolü son derece öne çıkacaktır. Ayrıca bu gibi durumlardaki bütün çalışmalar "siyasal hareketliliğin" yüksek boyutlara ulaşacağı durumlara bir hazırlık niteliği taşımaktadır.

Direniş Komitelerinin zaman zaman çeşitli nedenlerle dağılma egilimi göstermesi bizim bu konudaki çalışmalarımızın gevşemesine neden olmamalıdır. Devrimci siyasi örgütlenmemizin varolduğu her yerde Direniş Komitelerinin propagandası, onun gerçek halk iktidarını  hedefleyen ve faşizme karşı devrimci bir mücadele anlayışını içeren muhtevası kararlı bir şekilde halkın en ileri kesimlerine kavratılmaya çalışılmalıdır. Faşist saldırı ve tehdit karşısında, halk içinde direnme ve dayanışma eğilimlerinin doğduğu her yerde Direniş Komiteleri örgütlenmesi ve bu örgütlenmelerin sürekliliğinin sağlanılması için çalışılmalıdır.

Öte yandan faşist saldırı ve tehditin nisbeten daha az bulunduğu  yerlerde de Direniş Komiteleri propagandasının sürdürülmesi ile birlikte, halkın çeşitli sosyal ve ekonomik-somut sorunları çerçevesi içerisindeki komiteleşme çalışmaları yapılmalıdır.

2. HALK İKTİDARININ NÜVELERİ OLARAK DİRENİŞ  KOMİTELERİ

Direniş Komiteleri, yalnızca faşizme ve faşist saldırılara karşı savunmayı hedefleyen geçici bir örgütlenme olarak görülmemekte aynı zamanda halk iktidarının nüveleri olarak ele alınması gerektiği kabul  edilmektedir.

Faşist saldırılar karşısında sonuna kadar savunma konumunda kalmak, sözkonusu olamaz. Açıktır ki bu, yenilgiyi baştan kabul etmek demek olurdu. En iyi savunma saldırganın ortadan kaldırılmasıdır. Bunu gerçekleştirebilecek devrimci bir halk iktidarı bugün gündemde olmadığına göre, faşist saldırı ve tehdidin sürekliliği ve buna karşı uzun süreli bir direniş mücadelesinin örgütlendirilmesinin gerekliliği sözkonusudur. O halde Direniş Komiteteri sadece pasif bir savunma anlayışı ile değil, devrimci bir halk iktidarını hedefleyen bir anlayışla ele alınmalı ve devrimci halk iktidarının birer nüvesi olarak görülmelidir.

Böyle bir anlayış altını çizerek vurgulanmalıdır ki, faşizme karşı mücadeleyi bir devrim sorunu olarak ele alan bir devrimci anlayışın zorunlu bir sonucudur. Halkın faşizme karşı direnme eğilimlerinin demokratik halk iktidarına yönelik uzun dönemli bir direniş mücadelesine ve ona yönelik örgütlenmelere yönlendirilmesi zorunludur. Bu, faşizme karşı mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için zorunlu bir yaklaşımdır.

Bugün ülkemizde faşizmi ortadan kaldıracak kısa dönemli bir siyasal seçenek sözkonusu değildir. Kısa vadeli bütün anlayışlar kaçınılmaz olarak burjuva reformist hükümetlerin başarılarına bel bağlamak durumundadır. (Ki ülkemizde bugün yaşanmakta olan CHP reformizminin iflası aynı zamanda bu revizyonist-kuyrukçu mücadele anlayışının da bir iflası sayılmalıdır). Kısa vadeli başarıları hedefleyen, onunla sınırlanan bütün anlayışlar kaçınılmaz olarak, yenilgiye götürecektir. Faşizme karşı mücadele halkın kendi devrimci iktidarının, demokratik halk iktidarının kurulması mücadelesinden ayrılamazlar.

İşte, eğer faşizme karşı mücadelemiz, bütün anti-faşist halk güçlerinin devrimci-demokratik iktidarının kurulmasıyla zafere ulaşabilecekse, bugün faşizme karşı mücadele örgütlenmelerimiz de demokratik halk iktidarı kavramından kopuk olarnaz. Birçok yönleriyle eksik, tamamlanmamış olsa da, sözkonusu muhtevaya uygun en tam biçimlenişleri mücadelenin çok daha ilerki aşamalarında gerçekleşebilecek olsa da, "bugün", "yarın"ın nüvelerini kendi içinde barındırmak zorundadır. İşte Direniş Komiteleri de bu anlayışla ele alındığında gelecek halk iktidarımızın birer nüveleri, demokratik halk cephesinin birer alt birim örgütü olarak görülmeli, giderek gelişkin biçimlerinde halk iktidarının birer çiçeklenmesi olarak ortaya çıkmalıdır.

Halkın kendisi tarafından oluşturulmuş komiteler iktidar gücünü yavaş yavaş parça parça üstlenmeye, eski merkezi devlet yapısının yanıbaşında ve ona alternatif olarak yeni bir iktidar odağı haline gelmeye başlayacaktır. Mücadelemizin geliştiği dönemlerde, ve mücadelenin ileri boyutlara ulaşabildiği bölgelerde, Direniş Komitelerinin birer "Halk İktidar Organı" haline dönüştürülebilmesi devrimimizin başarıya ulaşmasındaki en önemli unsurlardan biri olacaktır. Bu olay, eski sömürü ve zorbalık düzeninin bağrında yepyeni bir toplumun fılizlenmeye başlaması demektir. Eşitsizlikler, haksızlıklar-zulüm ve baskı üstüne kurulmuş eski devletin çatlakları arasında eşitlit-kardeşlik ve yepyeni bir demokrasi temeli üzerindeki yeni bir "devlet"in tohumlarının yavaş yavaş filizlenmeye başlaması demektir. Burjuva toplumunun sınırsız çürümüşlükleri arasında yepyeni bir toplumun tohumları böylece fılizlenmeye başladıktan sonra eski devletin yıkılışını ve DEVRİM'i  önlemek baskı güçleri için son derece güç, imkansız bir olay haline gelecektir.

Elbetteki Direniş Komiteleri, devrimin farklı aşamalarında farklı görevler yüklenecek, buna uygun olarak farklı biçimlenmeler kazanacaktır. Bugünkü aşamada da halkın en geniş-ileri kesimlerinin faşizme karşı direniş eylemlerinin, direniş mücadelelerinin örgütlenmeleri konumunda olmak zorundadır. Faşizme karşı mücadelemizin, her türden direniş örgütlenmeleri olmak zorundadır. Ama bizim daha bugünden DK konusuna ve DK çalışmalarına, onları özünde halk iktidarının birer nüvesi olarak gören devrimci bir anlayışla yaklaşmamız zorunludur.

Bunun pratikte anlamı şudur: Direniş Komitelerinin programının kapsamını sadece faşist saldırılara karşı savunma eylemleriyle sınırlı tutmaktan özenle kaçınmalı, bölge ya da birimdeki emekçi halk yığınlarının her türden sorunlarının devrimci bir anlayışla çözümü için ekonomik, sosyal-kültürel çalışmalar örgütlemelidir. Bugüne kadarki Direniş Komiteleri deneylerinde bu yönün çok zayıf kaldığı ve oldukça yüzeysel bir şekilde ele alındığını söylemek gereklidir. Çoğunlukla çalışmalara "halktan yaşlıca birkaç kişinin katılması", halkın katıldığı  birkaç toplantı yeterli görülmekte, kitlelerle ilişkilerimizin ve komite faaliyetlerinin derinleştirilmesi yönünde yeterli bir çaba sarfedilmemektedir.

Bu konu, devrimci halk kesimlerinin kontrolu altındaki bölgelerde oldukça önemli bir yer tutar. Bu bölgelerde, devrimciler halkla ilişkilerine son derece dikkatli ve bilinçli bir tarzda yaklaşmalıdırlar. Devrimciler, (komünistler) gelecek (yeni) toplumun öncüleridir. Bugunkü, her yönüyle çürümüş ve bireysel çıkarlar temelinde yükselen toplumsal  sisteme karşı yepyeni bir toplumun, yepyeni bir insan ilişkileri sisteminin öncüleridir. Devrimin propagandası bir anlamda bu yeni toplumsal ilişkiler düzeninin kitlelere açıklanmasıdır da. Devrim mücadelesi bugünkü düzenin sınırsız kötülüklerine karşı gelecek günlerin sınırsız güzelliklerine methiyelerden ibaret olamaz. Bugün devrim için savaşırken bir yandan da kollektiflik temeli üzerine kurulu olan yeni yaşam tarzını, devrimci bir hayat tarzını nasıl kendimizde somutlamak durumundaysak, halkla ilişkilerimizin ileri bir konumda olduğu devrimcilerin kontrolu altındaki bölgelerde de aynı şekilde, bu yeni toplumsal ilişkilere ait unsurların yeşerip gelişmesi için çalışılması gerekir. Bunu sağlayabilmek için komiteleşme çalışmalarımızı yepyeni bir anlayışla derinleştirmeye çalışmalıyız.

Bu noktada yeniden eğitim çalışmalarının önemi konusuna değinmek gerekir. Bugüne kadarki deneylerden "eğitim çalışmalarının halka kitaptardaki Marksizm-Leninizm öğretilmesi demek olmadığını"  birçok arkadaşımız kavramış durumdadı.

Halkın eğitimi ve Direniş Komiteleri bünyesindeki eğitim çalışmaları son derece geniş kapsamlı bir sorun olarak ele alınmalıdır. Eğitim çalışmaları,çok yönlü ve canlı bir sorun olarak ele alınmalıdır. EIbetteki öncelikle faşizme karşı devrimci mücadelemize ait konularda  halkın bilinçlendirilmesi, Devrimci Hareketimizin görüş ve tezlerinin halka anlatılması gereklidir. Ama bu işin sadece bir yanıdır. Sosyal ve kültürel çalışmalar eğitim çalışmalarının içinde önemli bir yer tutmalıdır. Özellikle halk içinde her konudaki dayanışma ve yardımlaşma eğilimleri teşvik, edilmeli ve geliştirilmelidir. Devrimciler bu konuda da  örnek bir davranış sergilemeli, her zor durumda olanın yardımına koşmalıdır. Ancak bu sayede nasıl bir düzen için savaştığımız halkın gözlerinde somutluk kazanabilecek, halk kitleleri mücadelemize daha bir  kararlılıkla sahip çıkabileceklerdir. Ve halkın böyle bir anlayışla eğitimi konusunda ciddi bir çaba içerisinde olduğumuz bölgeleri devrimci hareketimizin gerçek kaleleri haline getirebileceğiz.

Direniş Komiteleri halkın her türden sorunlarını çözümlemek isterken, devrimci bir anlayışla yaklaşmalı, devrimci bir anlayışla çözümler getirmelidir. Yoksa geleneksel burjuva toplumuna has değerlerle değil. Örneğin bir bölgede halktan iki kişi arasında meydana gelen bir anlaşmazlıkta, suçlu bulunan tarafa Direniş Komiteleri tarafından para cezası verilmiş, bu ceza da Direniş Komitesine bağış olarak alınmıştır. Bu, doğru değiklir. "Suçlu" kişilere verilecek cezalar, para cezası olarak değerlendirilmemelidir. "Ceza" özellikle kendi hatasını düzeltme noktasında ele alınmalıdır. Para "ceza"sının alınması ise yanlış yorumlanmaya ve istismara son derece açık bir konudur. Para cezasının uygulanabileceği özel durumlarda da bu işlem hiç bir tereddüt ve istismara yer bırakmayacak bir tarzda uygulanmalı, para cezaları doğrudan bölge halkının ortak ihtiyaçları için kullanılmalıdır.

Burada yeri gelmişken, para-yardım toplama konusu üzerinde durmalıyız. Birçok yerde Direniş Komitesi çalışmaları "yardım toplama" çalışmalarına dönüşmekte, bazen de işe "yardım toplama"dan başlanılmaktadır. Birçok arkadaşımızın işaret ettiği gibi bu oldukça tehlikeli birşeydir. Çok kere çeşitli kötü niyetli kişilerin spekülasyonları bilinçsiz halk kesimleri içinde şüphelere tereddütlere neden olmaktadır. Halkın yüzyıllardır çeşitli yollardan istismara uğratıldığı bir toplumda bu durumu son derece doğal karşılamalı ve bu konuda son  derece dikkatli olmalıyız. Elbetteki halkın davası uğruna yürütülen bu mücadelenin çeşitli ihtiyaçlarını karşılayabilmek için halkın kendi katkısının sağlanılması gereklidir. Ama bunun bilinçli ve gönüllü bir katkı olması esastır ve bu katkının bir istismar konusu olmadığı konusunda hiçbir şüpheye yer bırakmayan bir tutum içinde olmalıyız.

Halktan, esnaftan yardım isterken de, bunun faşistlerin haraç toplamalarıyla hiçbir ilgisi olmadığı konusunda en ufak bir tereddüt bırakmayan bir tutum içinde olmalıyız. Yardımda bulunmayan insanlara karşı en ufak bir tehditkar ifade kullanılmamalı, tersine kendilerine, bu konuda baskı yapmaya kalkanlar olursa (bizim dışımızdaki bazı  gruplar içinden böyle şaşkınlar çıkabileceği gibi, lumpenler veya faşistler de devrimci kılığına girerek böyle şeyler yapmaktadırlar) onlara karşı mücadele edilmeli ve baskıya uğrayanlar korunmalıdır.

Eğitim çalışmaları bünyesinde eleştiri-özeleştiri toplantılarının düzenlenmesi de halk içindeki hatalı eğilimlere karşı mücadelede ihmal edilmemesi gereken bir yoldur. Bu yolla hem halk içindeki hatalı eğilimlere karşı etkili bir mücadele yürütülebilir hem de kendi hata ve eksikliklerimizin görülüp düzeltilmesi için değerli bir imkan yaratılmış olur. Eleştiri-özeleştiri mekanizması devrimci bir anlayışın en güçlü  silahlarından birisidir.

3. ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİNE İLİŞKİN SORUNLAR

Direniş Komiteleri, bir cephesel örgütlenme birimi olarak tanımlanmıştır. Öyleki, kapsamına giren en geniş anti-faşist halk kesimlerini  bağrında toplayabilmeli, bütün halk kesimlerinin faşizme karşı barışçı-kitlesel-silahlı, vb. -hertürlü eylem biçimlerini hayata geçirmeye elverişli bir örgütlenme yapısına sahip olmalıdır.

Böyle bir anlayışla örgütlendirilmeye çalışılan Direniş Komiteleri bugünkü biçimlenişleriyle, çoğu kere yarı legal, gevşek, ağırlıklı olarak da kendiliğindenlik içinde ve istikrarsız örgütlenişler konumunda kalmaktadır. Mücadelenin gelişimi içinde ve pratiğin ortaya çıkardığı sorunların-derslerin ışığında giderek daha ileri niteliklere ve ona uygun biçimlere bürüneceği ve de gelişen mücadelenin özelliklerine uygun biçimler alacağına şüphe yoktur.

Bu nedenle, Direniş Komitelerinin örgütlenme biçimine ilişkin sorunlarda "formülcü" bir anlayıştan sakınmalıdır. Yani başlangıçtan, bize (merkezi olarak!) onun bürünebileceği en "mükemmel biçimlenişlerin" formülünün, şemasının verilmesini beklememeliyiz. Ne bu aşamada ne de daha ilerideki herhangi bir aşamada, ortaya çıkan komitelerin örgüt biçimlerini en "ideal" biçimler olarak, donmuş biçimler olarak görmemeliyiz. Ve daima pratiğin ortaya koyduğu derslerin ışığında mevcut örgütlenmeleri ilerletmeye, mücadelenin somut gelişimiyle uyumlu biçimlenişlere kavuşturmaya çalışmalıyız.

Bugün ülke çapında, henüz Direniş Komitelerinin oluşum aşamasında bulunulmaktadır. Bu aşamada, Direniş Komitelerinin oluşturulmasına ilişkin sorunların bugüne kadarki deneylerin ışığında değerlendirilmesi gereklidir.

Direniş Komitelerinin oluşturulmasında birim veya bölge farklılıklarından ileri gelen biçimsel farklılaşmaların doğması kaçınılmaz birşeydir. Bir köyde, bir fabrikada, bir kasabada ve büyük yerleşim merkezlerinin mahallelerinde farklı farklı biçimler ortaya çıkması kaçınılmazdır. Keza faşistlerin veya resmi devlet güçlerinin kontrol ve denetimlerinin fazla olduğu yerlerle, devrimcilerin kontrolu altındaki ve karşı devrim güçlerinin denetiminin az olduğu hölgelerde yine farklılaşımlar olacaktır. Bütün özgül durumlar gerektiğince değerlendirilmelidir. Herhangi bir birimde bir DK oluşturulması için girişimlerde bulunmadan önce o birimin yapısına-konumuna en uygun örgütlenme biçiminin nasıl olabileceği konusunda ciddi bir ön çalışma yapılmalıdır. Bu değerlendirmeyi yaparken temel kriter, "o birimde, faşizme karşı etkili-yaygın eylem biçimlerinin en sağlıklı bir tarzda nasıl bir örgütlenmeyle gerçekleştirilebileceği" sorusuna göre belirlenebilir. Örgütlenme sorunu bir eylemin, bir işin gerçekleştirilebilmesinin organizasyonudur. O halde herhangi bir birimde bir Direniş Komitesi oluşturulması için genel koşullar tespit edildikten sonra, harekete geçileceği zaman öncelikle o birimde somutta ne gibi anti-faşist eylem biçimlerinin sözkonusu olabileceği ve Direniş Komiteleri kapsamına giren diğer konularda ne gibi çalışmalar yapılabileceği tespit edilmeli, daha  sonra bu eylemleri en iyi bir şekilde sürdürebilecek örgütlenmelerin oluşturulmasına çalışılmalıdır. Bu durumda da en önemli sorumluluğun bölgedeki siyasi örgütlenmeye ait olduğu ortadadır.

Genişce bir bölge veya birimde bir üst komite ve bu komiteye bağlı çeşitli alt birim ve görev komitelerinin bulunması uygun bir biçim olarak görülmektedir. A1t birim örgütlenmeleri, işlerliğin sağlanılmasında en önemli unsurlardan biridir. Bir bölge halkından genişçe bir kesimin katıldığı toplantıların düzenlenmesi ve burada bir üst-genel komitenin seçilmesiyle işin bittiği sanılmamalıdır. Zira kitle, bundan sonra herşeyi bu 3-5 kişinin, kendileri adına halletmesini, kendilerine de "bir vazife düştüğünde" bildirilmesini bekleyecek - gene işine gücüne yönelecektir. Oysa, istenen, ileri konumdaki 3-5 kişinin diğerleri  adına işleri halletmesi-yürütmesi değil, bu mücadeleye mümkün olduğunca çok insanın katılmasının sağlanılmasıdır. Bunun için de sözkonusu bölge içinde alt birim unsurlarının kendi içinde örgütlenmesi ve bunların görevlerinin belirlenilmesiyle çok sayıda değişik alt görev komitelerinin oluşturulması, elverişli bir yol olarak görülmektedir.

Önce dar bölge örgütlenmelerini oluşturmak, (sokak, vardiya, vb.) daha sonra belirli bir bütünlüğü olan bir bölge içindeki dar bölge  komitelerin temsilcilerinin biraraya getirilmesi yoluyla (aşağıdan yukarıya) üst komitelerin oluşmasını sağlamak da uygun bir biçim olarak görünmektedir. Bunun avantajı (diğerindeki) bütün bir bölgeyi kapsayan toplantıların düzenlenmesinin ve bu toplantıların işlerliğinin-sürekliliğinin sağlanmasının zorluğunu ihtiva etmemesi ve üst komitenin gizliliğinin sağlanılmasına daha elverişli olmasıdır.

Her iki durumda da komitelerin çalışması alt birim komitelerinin ve görev koınitelerinin işlerliğinin sağlanmasına bağlıdır.

Herhangi bir birimde Direniş Komitelerinin oluşturulabilmesi için öncelikle o bölgede/birimde örgütlü-disiplinli bir siyasi çalışmanın bulunması zorunludur. Bir bölgedeki Direniş Komiteleri çalışmalarını değerlendiren arkadaşlarımız bu konuda haklı olarak şöyle söylüyorlardı:  "Kafamızdaki soyut şekilleri durumu iyice araştırmadan hemen o birime kalıp gibi uydurmaya çalışıyoruz. Birim ve insanlar tam tanınmadan işe girilmektedir. Siyasi örgütlenmenin olmadığı birimlerde sonuç başarısız olmaktadır. Hatta o birimde siyasi örgütlenme zayıf ise, sonuç yine başarısız olmaktadr. Bu yüzden, bölgemizde ki komite çalışmaları büyük darbeler yemiştir. Siyasi örgütlenme zayıf olduğundan,  çalışmalarda  karşılaşılan sorunlar çözülememiştir. O halde öncelikle o birimdeki siyasi örgütlenme asgari bir düzeye ulaştırılmalıdır. Aksi halde çalışmalarımız propaganda düzeyinde kalacaktır. "

Herhangi bir ön-siyasi çalışma/hazırlık yapmadan ve yeterli kadrolara sahip bir önderlik bulunmadan yapılan girişimlerin başarı şansının zayıf olduğu açıktır. Bunun doğrulabileceği önemli bir sakınca da, yeterli ön hazırlık oluşturulmadan yapılan girişimlerle konunun dejenerasyonuna ve halkın güveninin yitirilmesine yolaçmasıdır.

4. DİRENİŞ KOMİTELERİNDE FARKLI GÖRÜŞLERİN BİRLİĞİ

Direniş Komiteleri çalışmalarında diğer sol grupların görüşlerini benimseyenlerinde bulunmalarının gerekliliği genelde kabul edilen bir görüştür. Ancak bu kabullenişin gereklerinin pratikte yeterince yerine getirildiğini söylemek mümkün değildir. Bu konuya da baştan savma  bir şekilde yaklaşmamız sonucu olumlu gelişmeler sağlayamamaktayız. Bu, konunun öneminin yeterince kavranamayışından ileri gelmektedir.

Türkiye'de sol bölünmüş durumdadır. Bunun en büyük zararı, çoğunlukla zannedildiği gibi, sadece çeşitli sol gruplar bünyesindeki anti-faşist potansiyelin harekete geçirilemeyişinden ileri gelmemektedir. Daha önemlisi, bölünmüşlük görüntüsünün halk kitleleri içinde devrimci harekete olan yönelmeleri frenleyici bir etki yapmasıdır. Bizim için diğer sol gruplar bünyesindeki militan unsurların anti faşist eylemde seferber edilmesinden daha çok halk kitleleri içindeki bu "solun bölünmüşlüğü" görüntüsünün yarattığı yıkıcı etkilerin giderilmesidir. Bu yüzden halk kesimlerindeki umutsuzlukları kırarak devrimci mücadele saflarında yeralmalarını sağlamak için anti-faşist eylemde ve Direniş Komiteleri bünyesinde diğer sol grupların görüşlerini benimseyenlerin örgütlenmesi için tutarlı bir çaba. yürütmemiz gereklidir.

Çoğu kere diğer grupların oportünist tutumları, ortak çalışmalara yanaşmamaları gibi olumsuz faktörler bizi bu konuda ısrarlı bir çalışma yapmaktan alıkoymaktadır. Çoğu kere varolan makul mazeretleri göstererek suçun bizde olmadığını savunuruz. Bu doğru bir yol  değildir.  Eğer devrimci mücadelenin sorumluluğunu taşıyorsak, en büyük sorumluluğun bize ait olduğunu da bilmeliyiz. Diğer sol grupları ortak eylemlere ve Direniş Komiteleri çalışmalarına çekmek için  ısrarlı,  kararlı,  tutarlı  ve esnek bir tutum içinde olmalıyız. TKP ve TİKP gibi ihanet mihrakları dışındaki gruplara karşı izleyeceğimiz böyle tutarlı bir mücadele ile küçümsenemeyecek başarılar elde etmemiz mümkündür.

5. SİLAHLI DİRENİŞ BİRLİKLERİ

Silahlı Direniş Birlikleri, Direniş Komiteleri bünyesinde bir alt  özel görev komitesi konumundaki örgütlenmelerdir. Her Direniş Komitesi mutlaka bu türden özel görev birliklerine sahip olmalıdır.

Burada hemen belirtilmelidir ki böyle bir özel görev birliğinin  oluşturulması, halkın diğer direniş örgütlenmelerinin faşist saldırılara karşı silahlı savunma görevlerinden soyutlanması anlamına gelemez. Direniş Komiteleri örgütlenmesinin bütün unsurları faşizme karşı aktif savunma görevleriyle yüklüdür. Bu onların asli fonksiyonudur. Silahlı Direniş Birlikleri ise aynı konudaki özel bir ihtisas birliğidir.

Bunun yanısıra Silahlı Direniş Birlikleri'nin proletarya partisinin oluşturma konumunda olduğu merkezi askeri örgütlenmelerden de farklı bir konumda olduğunu da unutmamak ve onlara, merkezi askeri örgütlenmelerin görev alanına giren ileri düzeydeki saldırı görevleri yüklememek gerekir. Silahlı Direniş Birlikleri gerilla birlikleri değil, halkın faşist saldırılara karşı savunma örgütlenmeleri olmalıdır. Her ne kadar gizliliği esas olan örgütlenmelerse de profesyonet eğitilmiş unsurlardan oluşan gerilla birliklerince yerine getirilebilecek önemli saldırı görevlerini yerine getirmeleri beklenemez.

Silahlı Direniş Birlikleriyle Direniş Komiteleri arasında ilişki üst komite tarafından sağlanmalıdır. Silahlı Direniş Birlikleri eylemleri  konusunda üst komiteye gerekli bilgi ve denetleme imkanının sağlanılması da önemli bir sorundur. Bütünüyle kendi bilgileri dışındaki olaylar karşısında, komite üyelerinin güvenlerinin azalması sözkonusu olabilir.

Silahlı Direniş Birliklerinin oluşturulması için önce bir Direniş Komitesi oluşturulması beklenilmemelidir. Devrimci Hareketin siyasi örgütlenmesinin oluşturulduğu her birimde mutlaka Silahlı Direniş Birlikleri oluşturulmalıdır. Bu, faşist saldırıların yoğunluğu karşısında aktif savunma görevlerinin yeterince sağlanılamamasına yolaçan askeri yetersizliklerin sonucu olarak ve bu yetersizlikleri bir ölçüde aşma amacıyla gündeme gelen bir zorunluluk olarak görülmelidir.

irimin "sabit" olması, "kontrolun fazlalığı" veya başkaca nedenlere dayandırılarak ileri sürülen Silahlı Direniş Birliklerinin bir kısım birimlerde oluşturulamayacağı şeklinde düşünceler geçerli değildir. Her birimin kendi özgül koşullarına uygun bir şekilde bu birlikterin oluşturulması mümkün ve gereklidir.

Bu birliklere halktan ileri unsurların katılmaması gerektiği konusundaki düşünceler de doğru değildir. Gerek gizlilik ihtiyaçları gerekse diğer bazı zorluklar gerekçe gösterilemez. Bunlar olsa olsa, Silahlı Direniş Birliklerinin biçimlenmesinde bu gibi sakıncalara karşı tedbir alınması gerektiğini ortaya koyar. Gerçi, bugünkü aşamada bu katılım son derece sınırlı bir düzeyde kalabilir. Ama bizim yaklaşımımız, anlayışımız değişmemelidir. Ve giderek bu katılımın giderek artan oranda gerçekleşmesine elverişli bir anlayışı daima esas almalıyız.

6. ÖNDERLİK

Devrimcilerin rolünün 'buyrukçuluk" olmaması, komite içinde hatalı görüşlere karşı bilhassa oportünist ve hedef şaşırtıcı görüşlere karşı tavizkar bir tavır takınılması demek değildir. Bir yandan esnek-hertürlü tartışmaya açık bir tutum, bir yandan da doğru fıkirlerin hayata geçirilmesi için sağ-sol oportünist eğilimlere ve hatalı görüşlere karşı tavizsiz-kararlı bir mücadele; devrimcilerin temel politikaları bu olmalıdır.

Elbetteki Direniş Komiteleri içinde doğru-devrimci siyasetlerin hakim hale gelebilmesi için, devrimcilerin komite içinde planlı sistemli ve tutarlı bir çalışma içinde olmaları gerekir. Bunun için de her komite örgütlenmesi bünyesindeki Devrimciler kendi aralarında disiplinli bir örgütlenme oluşturmalıdırlar.

8. PROGRAM HEDEFLERİNİN ÖNEMİ

Faşizme karşı devrimci mücadelenin başarıya ulaşabilmesinde temel unsurlardan biri de devrimci mücadelenin program hedeflerinin halka kavratılmasıdır. Bilhassa demokratik devrim programının çerçevesi içindeki orta sınıflara yönelik program hedeflerinin dikkatle ortaya konulması önemli bir yer işgal etmektedir Bilindiği gibi faşizm, bilhassa orta sınıflardaki mülkiyet tutkularını harekete geçirerek, bütün  mülkiyetine el koyacak bir kömünizm korkusu yaratarak çeşitli demagoji ve yalanlarla kitle desteği oluşturmaya çalışmaktadır. Buna karşılık, devrimci hareketin demokratik muhtevalı program hedeflerinin ortaya konulmasına ve kitlelere kavratılmasına çalışılmalıdır.?

9. BİRLEŞİK DİRENİŞ CEPHESİ

Direniş Komiteleri aşağıdan yukarıya doğru giderek daha genişçe alanları kapsayacak şekilde kademeli olarak merkezileştirilmelidir. Bu çaba, ülke çapındaki bir Birleşik Direniş Cephesinin oluşturulmasının en önemli halkalarından biri olacaktır. Direniş Komitelerinin ve SiIahlı Direniş Birliklerinin oluşturulması ve ülke çapında merkezileştirilmesi, proletaryanın öncü savaşçı partisinin rehberliğinde faşizme  karşı halkın zaferini gerçekleştirecek bir Silahlı Direniş Hareketinin oluşturulmasında önemli bir yer tutacaktır.

U KÖYÜ

U köyü coğrafi  olarak elverişsiz denilebilecek bir konuma sahiptir. İlçe merkezine çok yakın (4 km) ve direk bir yolla ilçeye bağlı, çevresi bir kuşatmaya elverişli, savunulabilmesi için köyün dışında mevzilenmeyi gerektirecek bir konumdadır. 60-65 hanelik bir köydür. İlkokul dışında resmi bir kurum yoktur. 6-8 hanelik bir mezrası vardır. Çevre köyler içinde hayvancılıkla en az uğraşan köylerden biri olduğu için komları da çok az sayıdadır. (Birkaç tane). Bu aynı zamanda ekonomik bakımdan da en yoksul köylerden biri oluşunun göstergelerinden biridir. Köyün genç nüfusunun oldukça yüksek olması ve bunların büyük  kısmının okullarda  olması, ayrıca bu köydeki öğretmenlerden ikisinin uzun  bir süreden beri burada sürdürdükleri çalışmalar, çevre köylerden farklı olarak  devrimci bir örgütlenmenin koşullarını yaratmıştır. Bu koşulların ortaya çıkmasında, ilçede sürdürülen devrimci çalışmaların özellikle bu köyün gençleri tarafından yürütülmesinin de etkisi vardır. Bu özellikler çevre köylerin, bu köyle çok  daha değişik nedenlerle (bu köydeki devrimcilerin kendi sorunlarının çözümü  için yardımcı olmaları talebiyle) ilişki kurmalarına yol açmıştır. Bütiin bunlar, ilçedeki kolluk kuvvetlerinin de özel ilgisini çekmektedir. Aynca köylülerin aşiret çelişkilerinin olmaması, farklı aşiretlerin varlığına rağmen bu aşiretlerin, akrabalık, vb. bağlarla, ilişkilerinin olumlu olması köylüler arasında ortak bir görüşün ortaya çıkmasını; ortak tavır alışı mümkün kılmaktadır. Köylülerle ilişkileri olan, onlarla sürekli diyalog kuran devrimcilerin de kendi çocukları, yakınları olmaları özel bir kolaylık sağlamaktadır.

Ancak köylülerin, geniş bir bölgede de geçerli olan özel bir "yılgınlık"tan etkilenmeleri de sözkonusudur. Çevre köylerde pek raslanmayan bir başka özelliği de, diğer siyasetlerin bu köyde varolmayışıdır. Bu nedenle de köylülerle ilişkiler çok daha sağlıklı ve açık bir biçimde gelişmektedir.

Köy komitesinin oluşmasına yol açan olay bundan 4 ay kadar önce (Nisan ayınuı başlarında) ilçe merkezinde faşist bir öğretmenin vurulmasından sonra ortaya çıktı. Bu olaydan sonra, olayı, üstlenenlerin propaganda kaygusuyla köylere saldıkları haberlerin abartmalı ve telaşlandırıcı oluşu yüzünden (İlçe'de çatışma çıktığı, bir faşistin öldüğü, faşistlerin ayaklandıkları, köylerin basılıp, aranabileceği, vb. şeyler) tüm çevre köylcrden bir kısım halk silahlanıp, örgütsüz bir şekilde, tedirginlik içinde ilçeye giden yol üzerindc beklemeye başladılar. Bu  örgütsüzlüğün nedeni bu olaylar sırasında halka önderlik edebilecek arkadaşların orada bulunmayışlarıdır. Çevre ilçelerin de olayı haber alışı ve köylülerin kalabalıklaşmasıyla ilçeye bakan sırtlara kadar gelindi. Jandarmanın çevre il vc ilçelerden aldığı takviye ile köylere doğru saldırıya geçmesi köylüleri geri çekilmeye  zorladı ve bu geri çekilme sırasında mevzi çatışmalar oldu.

Olaylar yatıştıktan sonra, devrimciler, köylüleri toplayarak olayı bütün  yönleriyle tartıştılar. Bu tür kitlevi hareketlerin çok daha dikkatli ele alınması gerektiğini aksi taktirde bir kıyımla karşı karşıya kalınabileceğini ve bu tür olaylara müdahale edebilecek bir komitenin kurulması gerektiğini halka anlattılar. Köy komitesinin diğer yararlarını da anlattılar. Köy ihtiyar heyetinin de katıldığı bu toplantıda herkes endişelerini ortaya koydu. Bu endişelerin başhcaları bu tür bir komiteleşmenin kanuna aykırı olduğu endişesi ve köyün korunması için  böyle bir komiteye gerek olmadığı düşüncesiydi. Bu konular yeniden herkesin görüşü alınarak tartışıldı.  Sonunda fıkir birliğine varılarak köy komitesi seçimine geçildi. Adaylar önerildi. Önerilen kişilerin görüşleri alındı. Komiteye biri  köy ihtiyar heyetinden, biri köy öğretmenlerinden (bizim çalışmalarımızı sürdüren iki öğretmenin dışında) biri de bizim genç arkadaşlarımızdan olmak üzere altı kişi seçildi. Toplantıyı yöneten arkadaşlarımızın komiteleşme konusunda yetersiz bilgiye ve deneye sahip oluşları başlangıçta bu komitenin işlevi konusunda tereddüt yarattı. Ancak komitenin oluşması gerek köy içinde gerek çevre köylerde ilgiyle karşılandı. Eskiden sorunlarının çözümlenmesi talebiyle  devrimcilerin yanına gelen köylüler, komiteye yollanıyorlar. Bunun dışında komite ikişer üçer bölünerek köylüleri akşam ziyaretlerine gidiyorlar. Bu şekilde  tüm sorunlar derlenip toparlanarak çözümlenmeye çalışılıyor. Bu sorunlar arasında, tarla, mal anlaşmazlıkları, mera kullanımı konusundaki anlaşmazlıkları, aşiret farklılığından doğan anlaşmazlıkları sayabiliriz. Komitenin oluşmasından   sonra iIk görevlerinden biri köydeki silahların tespit edilip, onlara bir yer ayarlanması oldu. Ayrıca iki ayrı listeyle nöbet tutacak olanlar ve tarla işlerinin yoğunlaşması dolayısıyla imeceye katılacak olanlar tespit edildi. Komite zaman zaman biraraya gelerek kcndi iç eğitimini de yapmaya karar verdi. Yaz aylarında köy arazisindcn geçen sürülerden normal olarak alınan "konma parası" ihtiyar heyetiyle anlaşılarak köy komitesinin harcamaları için ayrıldı.

Şimdi köy komitesine ycni bir biçim verme düşünülmektedir. Örneğin bu komiteye şöyle bir biçim verilebilir.
 

KÖY KOMİTESİ

Politik ve Kültürel Kol  İrtibat ve İkmal Kolu Silahlı Köy Birliği

Politik ve kültürel kol, köylülerin sorunlarının çözümü, politik düzeylerinin yükseltilmesi moral açıdan desteklenmeleri ve kişilerin istihdamı sorunlarıyla ilgilenir.

İrtibat ve ikmal kolu, olağanüstü durumlarda, çevre köylerle irtibatı sağlayacak, köylüler arasındaki desteğin ve haberleşmenin hangi yollardan, ve ne şekilde sağlanacağını araştıracak, bunun dışında yiyecek, giyecek, lüzumlu eşya, vs. depolayacaktır.

Silahlı köy birliği, köyün savunmasını üstlenecek, çevreyi en ince ayrıntısına kadar tanıyacak, silahların bakımını üstlenecek, köylük alanların dışında giz1i saklanma ve barınma yerleri oluşturacak, silahlı eğitimini tatbikatlarla gerçekleştirecektir. Kendisine bağlı bir sağlık ekibi, ya da kendi içinden 1-2 kişinin ilaç yardım, kanama ve yaralara müdahale, ufak çaplı ameliyatlar konusunda uzmanlaşmasıyla acil ihtiyaçlardan birisini karşılamış olacaktır.
 

Z MAHALLESİ,

Şehirden 1 km. uzaklıkta olup, faşistlerin hakim olduğu ve ilericilerin de  bulunduğu bir köy yolu üzerinde. Yarısı şehire dahil, diğer yarısı da köye bağlı. Doğusunda ve kuzeyinde gericiler ikamet etmektedir. Batısında B Mahallesi ve C Mahallesi bulunmaktadır. Anlattığımız bölgede ilericiler hakim ama tek tük gericiler de var. Mahalle halkı özellikle dışardan şehire yerleşmiş kişilerden oluşuyor. Çoğunun mali durumu kötüdür. Özellikle mevsimlik ve inşaat işçileridirler. 100'e yakın aile barınıyor. Faşistlerin mahallede bir etkinlikleri yoktur. Ancak  kuzeyinde ve doğusuna yerleşmiş olan ve sayı bakımından bu bölgeden fazla  olan gericiler içinde faşistler var ama, örgütlülükleri sözkonusu değil. Direniş Komitesi örgütlenmesi öncesinde mahalle kahvesi faşistler tarafından dinamitlendi. Bir arkadaşımız yaralandı. Daha sonra ise polis ve faşistler tarafından defalarca gece kurşunlandı. Bölgenin her yerinde faşist saldırı vardır. Ama bu bölge diğer bölgelere göre çatışmanın en az olduğu bir bölge.

Bizim dışımızda, parmakla sayılacak kadar "UKO", "HK" ve üç tane de askıcı var. Bizim tüm çalışmalarımızı dedikodu ve halk arasındaki yanlış cğilimleri körükleyerek engel olmaya çalışıyorlar. Ayrıyeten DK örgütlenmesi süresince komite kararlarını çiğnemeyi kendilerine görev sayan kişi ve gruplardır. Bunların bu tür tavırları kendi teşhirlerini de beraberinde getiriyor.

Bizim bu bölgede Direniş Komitelerimiz, Direniş Komiteleri örgütlenmelerinin ilk örnekleri idi. Tüm spekülasyonlara ve engellemelere rağmen örgütlenme yapıldı. Artan faşist saldırılar mahalle halkının kendiliğinden hareketlerini gündeme getiriyordu:

Şöyleki: Gece Mahalle faşistler tarafından kurşunlandığı zaman, evinde kırmasını, tabancasım alan, ya pencerede ya da sokağa çıkıp rastgele sağa sola ateş ediyorlardı. Bu ve buna benzer dağınık eylemlcri örgütlü hale getirmeyi düşündük. Ve o günler DK tartışmaları alabildiğine sürüyordu. Bunun üzcrine bir akşam tüm mahalle halkı bir kahveye toplatıldı. Siyasi durumlardan ve faşist saldırıların bölgede eriştiği boyutlar ve bunun karşısında ne yapılması gerektiği  halkla uzun uzun tartışıldı. Daha önce de tespit ettiğimiz dürüst ve mahalle halkı tarafından sevilen ve bizlerle ilişkileri iyi olan anti-faşist unsurlar DK örgütlenmesinin üst (mahalle) komitesine aday gösterildi vc demokratik bir şekilde isteyen ve istemeyenler şeklinde oylama yapıldı. Oylama sonucu üst komite oybirliğiyle seçildi.

Seçim yapıldıktan sonra mahallenin faşist saldırılardan korunması ve çeşitli sorunları halk tarafından tartışılıp ortaya atıldı. Bu sorunların DK bünyesinde çözülmesi için, sorunlar içeriklerine güre sınıflandırıldı. Ve buna göre: Maha1lenin tüm sorunları ile ilgilenen ve Alt Komiteleri denetleyen ÜST KOMİTE, ona bağlı; GÜVENLİK KOMİTESİ, EĞİTİM KOMİTESİ, MALİ KOMİTE ve İSTİHBARAT KOMİTESİ şekillendi. Bunlar kendi aralarında, şöyle bir işlerliğe ve görev taksimine sahiptiler. Yani bir nevi iç tüzükleri:

ÜST KOMİTE: Altı kişiden oluşuyor. Alt komitelerin tüm çalışmalarını düzenli kontrol eder. (Ama düzenli kontrol ve bilgi alışverişi düşündüğümüz gibi olmadı). Mahalledeki uyuşmazlıkları, yani halk arasındaki çelişkilerin çözümünü  bizzat üstlenir. Örneğin, Mahallede ev sahibi ve kiracı kavgası feodal ilişkilerden dolayı büyüdü. Ev sahibi silah çekti, birbirlerini şikayet için karakola başvurma çabaları Komite tarafından engellendi ve bir gün ara vererek olayda yer alan tüm kişiler toplatılıp olayın değerlendirilmesi yapıldı. Değerlendirme sonucu suç ev sahibinde bulundu. Ev sahibi silah çektiği için "500 TL" cezaya çarptırıldı. Diğerleri de olayı engellemeyip olaya katıldıkları için 100 TL ile 250 TL cezaya çarptırılıp barıştırıldılar. Para da DK'nın bütçesine aktarıldı.

Bu ve buna benzer olayların dışında DK örgütlenmesi öncesi halk arasındaki kırgınlıkları tespit etti vc çözüm aradı. Çoğunluğunu çözdü. Güvenlik komitesine lazım olan malzemeleri temin etmek için halkı toplayıp toplanan aidatların dışında para toplatıldı. Hazine arazisi üzerindeki halk odası açılması için  kanuni formalite, malzeme ve gerekli parayı toplayıp binanın büyük bir kısmı tamamlanırken faşist muhtar tarafından yıktırıldı. (Sıkıyönetim süresince).

Mahalledeki ve şehrin diğer mahallelerinde tutuklanma vs.lere karşı vali ve emniyet müdürüne defalarca başvurması. (Diğer bölgelerden tutuklanma olduğu zaman o bölgedeki komite varsa komite, yoksa ilericilerin oluşturduğu bir heyetle birlikte gidiyorlardı). Heyetler toplandığı zaman otuzun üzerinde adam  sayısı çıkıyordu. En son bölgedeki Dev-Genç başkanına işkence yapıldığı için 30 kişilik heyet vali, emniyet müdürü ve Kolordu Komutanı ile görüştüler. Tabii  bunlar sıkıyötim idaresinden önce yapılıyordu. Sıkıyöntim içinde birkaç kere  toplanılıp konuşulup tartışıldı ise de şimdilik fiilen çalışmıyor.

GÜVENLİK KOMİTESİ: Üç kişiden oluşur. Mahallenin faşist saldırılardan korunması ve mahallede gece nöbetini düzenlemek amacı ile savunmayı yapabilecek kişileri tespit edip belli çizelgeler yapıp, onlara çizelge dahilinde nöbet tutturur.

Herhangi bir saldırı olduğu zaman savunma komitesinin görevlendirdiği kişiler ilk müdahaleyi yapar. Ve ondan sonra mahalle halkı saldırı karşısında  uyandırılıp sokaklar tutulur. (Bu bölgeyi faşist ve polisler özellikle gece arabalarla kurşunlayıp kaçıyorlardı. Bu da bölgede ki havanın özellikle elektrikli olduğu zamana rastlıyordu). Mahalle halkı bu tür saldırılar karşısında uyarıldı, önlemler alındı. Yola bakan pencerelere kepenk yaptırıldı ve bu tür saldırıları boşa çıkaracak veya cevap verecek şekilde nöbet yerleri tespit edildi. Bu saldırılar birkaç  sefer yapıldı. Bunun gibi eylemleri polis de düzenliyordu. Ama tüm sa1dırılara sınırlı ve güç olanaklar dahilinde cevap veriliyordu. Halk arasındaki boşa silah sıkmaların önüne geçildi ve olay esnasında ne yapılması gerektiği öğretildi.

Nöbet tutmalarda arada kaçamak yapıp nöbeti tez terkedende az değildi ve tabi bunlar kontrol edilmediği zaman oluyordu.

Sıkıyönetim süresince de bu işi uzun zaman kendi adamlarımızla yaptık. Nöbet ikişer tutuluyordu. Akşamdan sabaha kadar. Operasyon ve polisin adam toplanmasına karşı idi.

İlk dönemde tespit edilen kişi sayıları son dönemde gittikçe azalma gösterdi. Bunu etkileyen faktörler: Çoğunluğu inşaat işçisi olması nedeniyle bütün gün  çalışmaları nöbeti de etkiliyordu. Ayrıyeten bir diğer husus da güvenlik komitesinin faşist saldırılar olmadığı zaman işi sıkı almamalarından ileri geliyordu.  Mahallede bizden başka üç askıcı da bize inat olsun diye arada bir nöbete çıkıyorlardı. Bunların nöbete çıkıp çıkmamaları veya komiteye neden girmedikleri defalarca halk tarafından sorulduğunda-askıcı kafası ile cevap veriyorlardı. "Biz  direniş komitelerine karşıyız" gibi laflarla.

EĞİTİM KOMİTESİ: Eğitim komitesinin görevleri şöyle tespit edilmişti; üst komite dahil alt komitelerle birlikte onlara halkın ve komiıte içinde yer alan unsurların anlayıp kavrayacakları  şekilde düzenli cğitimlerinin yapılması ve onları siyasi yönde uyanık kılmak. Öz olarak böyle idi.

Z Bölgesindeki DK'nin dağılmasının en büyük faktörü eğitimin yani halkın eğitiminin hiç yapılmaması sorunundan ileri geliyor dersek doğru olur her halde. Bu eksikliğin en büyük yanı ise o güne kadar halk ile böyle bir ilişkiye girilmediğinden acemilik çekmemizden ileri geliyordu. Bir diğer husus da eğitimi verecek olan arkadaşların sıkıntısını çekiyorduk. Eğitimi yapan veya yapabilecek arkadaşların başka alanlarda görev yapmalarından ileri geliyor. Yani o bölgedeki işe yarar unsurları diğer alanlara çekmekten doğuyordu.

MALİ KOMİTE: Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi bu bölgenin halkı çok fakir sayılır. Bu anlamda, mahallen tüm listesi çıkarıldı· (Aile başına) Ayda bir toplanmak üzere ve 25-5-75 TL olmak üzere üç kademeden aidat belirlendi. Aylık toplam 5000 civarında oluyordu. Aidatlar şuna göre şekilleniyordu. Hiç çalişmayanlardan alınmadığı gibi verebilecekler varsa ayda 25 TL, mevsimlik çalışanlardan 50 TL, bir iş yerinde kadrolu olarak çalışıyorsa 75 TL olarak duzenlendi.

Çalışmalarımızın eksik yanlarından birisi ise, komitenin kalıcı ve uzun dönemli olacağı gözönünde bulundurulmadan bir nevi para toplama komitesi ile  özdeş tutuluyordu DK'leri. Bır eksiğimizin üzerine bu güne kadar hiç gidilmedi.

Mali komite içinde yer alan unsurlardan birisi mahallede bakkallık yapıyordu. Para onda merkezileşiyordu. Bir diğer bakkal  parayı toplayıp falana verıyorlar. O da işletiyor" söylentisini yaydı. Diğer siyasetler de körüklüyorlardı. Bu tür yanlışlar yüzünden de çalışmalarda eksiklik gündeme geliyordu.

İSTİHBARAT KOMİTESİ: Özel olarak böyle bir komite inşası düşünüldü ise de sonradan bu iş  Güvenlik Komitesine devredildi. Ama istihbarat yönünde oldukça zayıf sayılırdı. Birkaç kere faşistlerin saldıracağı öğrenildi ama böyle birşey olmadı. Mahalle içinde faşist muhtarla ilişkisi olan kişiler tespit  edildi. Bu ilişkiler bugün bizce bilinmektedir Halk Odasının yıkılmasına imza atanlar ve yıktırmada perde arkasında rol alanlar tespit edilmiştir

SONUÇ

Bugün DK çalışmaları dağılmış durumdadır. Yukarda sıraladığımız eksik ve yanlış  tavırlarımız sonucu olduğu gibi, sıkıyönetim süresince sessiz kalmamız da bunu etkileyen faktörler arasındadır.

Mahalle içindeki ihbarcı ve muhtarla ilişkisi olanlara veya muhtarın tüm namussuzluklarına karşı sessiz kalınması bizim halk içindeki prestijimizi sarsan en büyük etkenlerden birisidir.

Bugün burada çalışan arkadaşların yeni ve yetersiz olmasının yine birtakım eksiklikleri beraberinde getireceği malum ama DK örgütlenmesinin geçmişte olduğu gibi tekrar kısa zamanda şekillenmesi (legal olarak) zor olacaktır. Bu anlamda, daha uzun vadeli ve kalıcı bir çalışmayı şekillendirmek için geçmiş deneyimizde de tanıdığımız iyi unsurlarla ilişkileri geliştirme ve gizlilik çerçevesi içinde tekrar örgütlendirme süreci içindeyiz.

K BÖLGESİ

PRATİKTE KARŞILAŞTIĞIMIZ BAZI SORUNLAR:

Direniş   Komiteleri örgütlenme çalışmaları içerisinde karşılaştığımız birçok pratik     güçlükler sözkonusudur.
 Birinci olarak: Gerek polis baskıları ve gerekse halk kitlelerinin merkezi otoriteye karşı güven korku ilişkilerini aşamamış olması ve bu noktada halk kitlelerinin çalışmalarımıza sempati duymasına rağmen çalışmalara, örgütlenmeye yanaşmamaları ve hatta devrimcilerden uzak durmayı yeğlemeleri sözkonusu olmaktadır.

İkinci olarak: Halk yığınlarının içinde bulunduğu içki kumar, vb., gibi davranışlar calışmaları zorlaştırıcı bür rol oynamaktadır.

Üçüncü olarak: Küçük burjuva meraklılığının ve dedikoduculuğun yaygın olduğu yerlerde gizlilik ilişkiler çabucak deşifre olabilmektedir. Ancak mücadelenin ve kitlesel yapımızın geliştirebildiği alanlarda bu problem büyük oranda ortadan kalkabilmektedir.

Dördüncü olarak: Özellikle köylerde feodal bağların akrabalık bağlarının çok güçlü ve yerleşik olması çalışmaların başlangıcında büyük zorluklarla karşılmasına neden olmaktadır.

Beşinci olarak: Yine özellikle köylcrde, köylü kitlesinin içinde bulunduğu genel güvensizlik, kendine güvensizliği, yakın arkadaşlarına güvensizliği, çalışmaların istkrarlı ve yerleşik hale getirilememesine yolaçmaktadır.

Altıncı olarak: Köylü kitlesinin kendisinin işe karışmayacağı bir platformda, bir önderden, bir partiden medet umma anlayışı ve bizim de bu konuda yeterli bir cevap veremeyişimiz aşılması gereken engellerden biri olmaktadır.

Yedinci Olarak; Özellikle küçük üretici köylülüğün küçücük toprağına olan bağnazca bağlılığı onları propagandaya ve mücadeleye kapalı hale getirmekte, "toprağım, bağım, bahçem telef olur" korkusuyla mücadeleye karşı tavır bile almaktadırlar.

Bütün bu olumsuz faktörlere bir de çalışma yapan arkadaşlarımızın küçük  burjuva bir acelecilik içinde olmaları, bu konunun önemini kavramamaları, kafalarının bu konuda yeterince açık olmaması eklenince birçok bölgede başlatılan   çalışmalar dağılmayla karşı karşıya kalmaktadır.

DK çalışmasının ilerleyebilmesi açısından önemli bir eksiğimiz de diğer çalışma alanları ile düzenli bir koordine sağlayıp çalışmalara katılması mümkün arkadaşların bu çalışmalara katılamamasıdır. Çeşitli derneklere üye, okullarda, öğretmenler arasında, fabrikalarda, vb. birimlerde birçok sempatizanımız bulunmasına rağmen, bu arkadaşlarımızı mahalli çalışmalarda harekete geçiremiyoruz. Bu konudaki eksikliğimiz, öğretmen, gençlik, işçi örgütlenmeleri ile mahalli çalışma ekipleri arasında düzenli bir koordinasyon sağlayarak giderilebilir ve bu yolla birçok mahalle ve köyde çalışma başlatmak ve giderek çalışmayı zenginleştirmek mümkündür.

Faşistlerin olmadığı alanlarda bu çalışmayı halkın yol, su, vb. gibi ekonomik sorunları üzerinde yoğunlaştırarak bir sonuca ulaşmak mümkün olmaktadır.

Direniş birlikleri örgütlenmesinin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için bu konudaki çalışmaları yürüten elemanların belli bir askeri eğitimi olmalıdır. Köy direniş birlikleri özellikle yoksul köylü tabanında militan bir yapı içinde örgütlenebilir.

Diğer bir açıdan direniş komiteleri  biçiminde kitlevi örgütlenmenin mi  yoksa direniş birliklerinin mi daha önce örgütlenmesi gerekir? Bu sorun herşeyden önce pratik bir sorundur. Şüphesiz ki ikisinin beraber gerçekleşmesi en doğrusudur. Fakat genel olarak faşistlerin bulunmadığı alanlarda öncelikle kitlevi örgütlenme gelişmekte, ancak süreç içinde direniş birlikleri oluşturulabilmektedir. Faşist güçlerin etkin olduğu alanda ise öncelikle direniş birliklerinin gerçekleştirilmesı gerekmekte, ancak başlangıçta bu tür birliklerin gerçekleşmesi oldukça zor olmaktadır. Gizlilik sorunu çalışmalarm devam edip başarıya ulaşması açısından bu tür yerlerde daha bir önem kazanmaktadır. Aksi taktirde faşistlerin bir iki darbesiyle çalışma dağılabilmektedir.

Ve yine en önemli problemlerden biri de çalışmaların finansman ve gerekli araç, teçhizat sorunudur. Halk kitleleri içinde kendiliğinden var olan araçlardan başlangıçta faydalanmak mümkün olamamaktadır. Mümkün olsa bile nitelikli teçhizat gerekmektedir. Bu tür sorunların çözümünde faşist güçlere nazaran  çok geri olmamız birçok yerde mücadele ve örgütlenmeye sekte vurmaktadır. Resmi faşist güçlere karşı daha nitelikli bir tcçhizatlanmaya vc eğitime gereksinmemiz olduğu açıktır.

Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen sabırlı ve inatçı bir çalışma yürüttüğümüz yerlerde başanya ulaşabilmekteyiz. Herşey bizim sabırlı, inatçı ve inançlı çalışmamıza bağlıdır. Herşey bizim fedakarca ve örgütlü olarak uğraş vermemize bağlıdır. Başarmak istedikten ve bu uğurda fedakarca çalıştıktan sonra başarmamamız mümkün değildir.
Bir çok bölgede, devrimci hareket içinde yer alan unsurların kendini ayrı, devrimci hareketi ayrı görme anlayışı, devrimci hareketi kendi kişiliğine sindirememe, ve bu noktada herşeyi "üst düzeydeki birtakım insanlar"dan bekleme eğilimi, faşist güçlere karşı yeterli bir mücadele gerçekleşememesine, faşist güçlere daha fazla kayıp verdirilememesine yolaçmaktadır.

Bütün bu açılardan saflanmızda, varolan hatalı eğilimlerin ve zaafların hızla giderilmesi gerekmektedir. Yapmamız gereken ve yapabileceğimiz birçok iş bizzat bizlerin eksikliklerinden, zaaflarından, yeterince örgütlü ve kollektif bir çalışmayı hakim hale getiremeyişimizden dolayı yapılamamaktadır.

Direniş komiteleri ve birlikleri örgütlenmesini başarıya ulaştırmak zorundayız. Bunun için konuyu daha iyi kavramak ve kavratmak, bu işe gereken önemi vermek gerekmektedir.

Bu konuda ısrarlı, fedakar, örgütlü kollektif bir çalışma başarıya ulaşmamızın ilk koşuludur.

F MAHALLESİ

F mahallesinde ise sıkıyönetim içinde DK örgütlenmesi için halkla iki sefer toplantı yapıldı. Olumlu gelişmeler vardı.

Örgütlenmenin yapılmamasının en büyük engeli ise DK örgütlenmesi içine girecek kişiler sıkıyönetimce gözaltına alındılar. Bırakıldıktan sonra yılgınlık eğilimi hakim oldu ve bu yılgınlıklarını halka da yaydılar ve çalışmalar da durdu.

Y MAHALLESİ

Tüm sol fraksiyonların var olduğu bir yer. Buradaki DK örgütlenmesi çalışmalarımız iki kahve toplantısından öteye varmadı. Bu toplantılarda da olumlu bir sonuç alınmadı. Tüm fraksiyonlar engel olmak için ellerinden geleni yaptılar.  


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org