|
|
|
|
Cuntaya karşı Direniş eylemleri yükseliyor Amerikancı generallerin bütün baskı ve zulüm politikasına karşı darbeden hemen sonra başlayan çeşitli protestolar her geçen gün artan bir şekilde devam etmektedir. Başta Devrimci Yol olmak üzere çeşitli devrimci gurupların cuntaya karşı yürüttüğü direniş mücadelesi sırasında gazetelere de yansıyan bazı önemli eylem ve olaylar şunlardır: 15 Eylülden itibaren birçok şehirde cuntayı lanetleyen ve halkı mücadeleye çağıran çok sayıda pankart asıldı, bildiriler dağıtıldı, afişleme ve yazılama yapıldı. 14 Eylül'de Aykut Genç isimli bir komiser öldürüldü. Ekim |
![]() |
|
ayı içinde, Ankarada Ali Mehmetoğlu isimli bir polis
vuruldu. İstanbul Şehremini'de Mecidiye karakolu önce bombalandı, sonra da
silahla tarandı. İstanbul Beşiktaş'ta Fulyaderesi mevkiinden geçen polis
otosu uzaktan kumandalı bir bombanın patlaması sonucu yandı. Adana'da
Bağlar karakolunda görevli polis evinin önünde vurularak ağır yaralandı.
İstanbul Çeliktepe'de duvarlara cunta aleyhine sloganlar yazan
devrimcilere askerlerin müdahale etmesi sonucu çıkan çatışma bir saate
yakın devam etti. İstanbul Rami'de Türk Ticaret Bankası önüne asılan
bombalı pankart polislerce indirilirken patladı. Ankara'da Amerikan
Haberler Merkezi bombalandı. Kasım ayı içinde: İstanbul Emniyet Müdürlüğü
1. Şube'de görevli işkenceci polis Mehmet Taci Türkan Kumkapı'da
öldürüldü. Diyarbakır'da Yılmaz Altınordu adlı polis yaralandı. İstanbul
Kadıköy Emniyet amirliği bombalandı. Kağıthane ve Gültepe semtlerinde çok
sayıda bombalı pankart asıldı. Kadıköy'de İş Bankası şubesine bomba
atıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü asayiş şubesi ekipler amirliğinde
görevli polis Servet özdemir Fikirtepe'de öldürüldü. Ankara Mamak'ta
pankart asan ve gösteri yapan direnişçilerle polis ve askeri birlikler
arasında silahlı çatışma çıktı, sokak aralarına kadar uzanan ve saatlerce
süren çatışmada çok sayıda asker ve polis yaralandı. İstanbul'da
Tarlabaşı, Kalyoncu ve Bebek karakolları aynı saatte bombalandı ve silahla
tarandı. İstanbul Taksim'de yeni açılan Etap oteline asılan bombalı
pankart uzun süre polisler tarafından indirilemedi. Ankara Seyranbağları
Ümit mahallesinde devriye gezen polis ekip otosu otomatik silahlarla
tarandı. İstanbul Gaziosmanpaşa ve Yıldırım mahallelerinde çok sayıda
pankartları etkisiz hale getirmek için uzun süre uğraştılar. İzmir'in
çeşitli semtlerinde de pankartlar asıldı. İstanbul Küçükçekmece'de trafik
bürosu kurşunlandı. İstanbul Fatih Belediye'si önündeki askeri birliğe
yaylım ateşi açıldı. Adana'da İncirlik hava üssünde görevli ABD'li bir
çavuş yaylım ateşi ile öldürüldü. İstanbul Erenköy polis karakoluna bomba
atıldı. İzmir'in Hatay semtinde inşaata asılan bombalı pankartı indirmek
isteyen uzman polis ağır yaralandı. Öte yandan çeşitli şehirlerde çok
sayıda MHP'li faşist katil de öldürülerek cezalandırıldı. Ayrıca muhbirlik
yapan bazı kapıcı ve muhtarların öldürüldüğü, muhbirlerin cezalandırıldığı
yurdun her tarafından gelen haberler arasında yer almaktadır. Güvenlik
kuvvetlerinin çıkardığı çatışma ve saldırılar sırasında devlet kuvvetleri
çok sayıda kayıplar vermekte, ancak bunlar cunta tarafından (kendi
kuvvetlerinin morali bozulmasın diye) açıklanmamaktadır.
Devrimci Yol tarafından gerçekleştirilen direniş eylemlerinden elimize ulaşan bazı haberler ise aşağıda yer almaktadır: ANKARA 26 Eylül Cuma günü Anıttepe'de Gençlik caddesinde jandarma garnizonunun hemen yakınında saat 18.30'da yapılan gösteri, yolun iki tarafına barikatlar kurulmasıyla başladı. Sayıları 70 civarında olan bir halk topluluğu 'Cuntanız da sökmeyecek' şeklinde sloganlar haykırarak yürüyüşe geçtiler, bu sırada gösteriye müdahale etmek isteyen güvenlik kuvvetleri, direnişçilerin kararlılığı karşısında çareyi kaçmakta buldular. Civardaki halkın da büyük bir sempati ve ilgi ile izlediği gösteri devrim andının içilmesi ile sona erdi. Aynı saatlerde Cebeci Seyhan sokak'ta da 50 kişilik bir topluluk meşaleli bir gösteri düzenledi. Cuntayı yeren sloganların atıldığı gösteri 5 dakika kadar devam etti ve devrim andının içilmesiyle son buldu. Göstericiler kayıp vermeden dağılırken, gösteri yapılan yerin yakınına gelen bir polis ekibinin gösteriyi görmezlikten gelerek uzaklaştığı görüldü. 29 Eylül Pazartesi günü Küçükesat Başçavuş sokak'ta 60 kişilik meşaleli bir gösteri daha yapıldı. Gösteri sürerken barikatlara yanaşmaya kalkan bir jandarma taşıtı etkisiz hale getirildi. Çıkan çatışma sırasında bir subay kasığından ağır yaralandı. Direnişçilerden ise yakalanan ve yaralanan olmadı. Bu olaydan iki gün sonra, cunta kuvvetleri aynı sokaktan geçmekte olan yüze yakın insanı yakaladılar ve bir yüzbaşı elindeki makasla halkın saçını ve bıyığını kestikten sonra yat-kalk talimi yaptırdı ve zorla Atatürk'ün gençliğe hitabesini okuttu. 2 Ekim Perşembe günü saat 19'da Anıttepe Ordular sokak'ta 50 kişilik bir topluluk korsan gösteri yaptı. Gösteri ilgi ile izlendi. Cunta aleyhinde pankartlar da asan göstericiler bir kayıp vermeden dağıldılar. Aynı gün aynı saatte Kubilay sokak'ta 50 kişinin katıldığı bir meşaleli gösteri daha yapıldı. 3 Ekim'de, Esat caddesi üzerinde yaklaşık olarak 100 kişinin katıldığı gösteride iki ayrı yerde polis ve jandarma ile çatışma çıktı. Cunta kuvvetleri çareyi yerde sürünerek kaçmakta buldular. Devrimciler 6 Ekim günü cuntanın en fazla denetim
kurduğu Kızılay Meydanı'nda ve çevre sokaklarda 500'den fazla kişinin
katıldığı gösteriler düzenlediler. Aynı anda 25 tane bombalı pankart
asıldı. Çeşitli yerlere bırakılan bombalı kutularla Kızılay trafiği uzun
süre kapalı kaldı. Bu sırada Kızılayın çeşitli yerlerinde halka Gecekondu bölgelerinde cuntayı protesto eden sloganlar dört bir yana yaygın bir şekilde yazıldı. Faşist cunta gövde gösterisi amacıyla slogan silme işine özel bir önem vermekteydi. Bu nedenle, cuntanın, evinin duvarına yazı yazılan halka zulüm yapmasını engellemek için sloganlar sahipsiz yerlere ve faşist-gericilerin evlerinin duvarlarına yazıldı. Slogan yazılması yanısıra, tellere ve ağaçlara afişler asıldı. Cunta, elektrik direkleri ve ağaçların altına birer nöbetçi dikmek zorunda kaldı. Faşistlerin hakimiyeti altında olan veya faşistlerle çatışmaların sürmekte olduğu Abidinpaşa, Gülveren, Boğaziçi, Akdere, Natoyolu, vb. yerlerde 60 kadar bombalı pankart asıldı. Gülveren'de 60 kişinin katıldığı ve halkın büyük bir ilgiyle izlediği bir gösteri yapıldı. Bölgenin her sokağında jandarmanın dolaşmasına rağmen gerçekleştirilen bu gösteri 10 dakika kadar sürdü ve halkın övgüsünü kazandı. Seyranbağları'nda ise 60 kişinin katıldığı bir gösteri de aynı anda çevreye bombalı pankartlar asıldı. Tuzluçayır'da 15'er kişilik guruplar halinde aynı anda aynı türden gösteriler yapıldı ve el ilanları atıldı. Ankara'daki liselerde cuntanın gerçek yüzünü anlatan sınıf konuşmaları ve pullama çalışmaları gerçekleştirildi. Bazı liselerde devrimcileri cuntaya ihbar eden kişiler (ve bazı yöneticiler) cezalandırıldı. ODTÜ, SBF gibi okullarda muhbirlere, işkencelere, idamlara karşı bölüm forumları düzenlendi. Binlerce pullama yapıldı ve el ilanları atıldı. Cuntanın bu faaliyetleri durduramadıkları için baskı yaptığı öğretim görevlileri arasında cuntaya karşı hoşnutsuzluk başladı. -10 Ekim Cuma günü, cuntanın işkencecileri tarafından katledilen ve idam edilen devrimcileri anmak ve işkencecileri-idamları protesto etmek için Gaziosmanpaşa Fıskiye sokak'ta 100 kişilik meşaleli bir gece gösterisi düzenlendi. Geniş bir alanı denetim altına alan direnişçiler "Kemal'in, Zeynel'in, Hasan'ın hesabı sorulacak", "işkencecilerden hesap sorulacak","idamlar mücadelemizi durduramaz", "Necdet'ler yaşıyor" şeklinde sloganlar haykırarak üç ayrı koldan yürüyüşe geçtiler. Yürüyüş kollarının birleşmesiyle devam eden gösteriye faşist güçler müdahale ettiler. İki ayrı barikatta cunta kuvvetleriyle çıkan çatışmaların ardından beş ayrı yere pankartlar asıldı ve gösteri kayıp verilmeksizin sona erdi. Aynı amaçla 14 Ekim günü İçcebeci camii önündeki meydanda tüm çevre yolları ateşli barikatlarla trafiğe kapatılarak bir başka gösteri düzenlendi. Beş dakika kadar devam eden bu gösteri çevre halkının büyük ilgisini topladı. Cunta kuvvetleri direnişçilere müdahale etme cesaretini bulamadılar. Devrim andı içildikten sonra ise gösteri yerine gelen polis ve jandarma, çevrede bulunan esnaftan 10 kişiyi gözaltına aldılar. Onları, gösteri yapan devrimcileri söylemeleri için zorladıkları, ancak esnafların muhbirliği kabul etmedikleri ve serbest bırakıldıkları öğrenildi. GÜNEY ANADOLU-EGE BÖLGESİ KARADENİZ BÖLGESİ İÇ ANADOLU BÖLGESİ İSTANBUL 12 EYLÜL ÖNCESİ... Mersin'de devrimci yoldaşımız Ali Uygur'un işkencede katledilmesinden sonra gerçekleştirilen direniş eylemlerinde devrimcilerle polis arasında yer yer çatışmalar çıktı. Eylül başında ise Adana'da Sabancı Holding'in işyerlerinde çalışan 7 000 işçi, gözaltına alınan devrimci işçi arkadaşlarının serbest bırakılması için direnişe geçtiler. Adana halkı direnişçi işçilere büyük destek verirken, Akdeniz ve Çukobirlik işçileri de bu direnişe katıldılar. 11 Eylül günü işçi direnişini desteklemek amacıyla 3 000 kişilik bir halk topluluğunun katıldığı yasadışı bir yürüyüş yapıldı. Gösteriden hemen sonra halk ile güvenlik kuvvetleri arasında çatışma çıktı. Bir saat kadar süren çatışmada 2 devrimci ve bir çocuk katledildi, bir de asker öldürüldü. Tarsus'ta Kutsal Çelebi ve Tayfun Selen adındaki devrimci gençlerin işkencede öldürülmüş olarak bulunmasından sonra, cenaze töreni yapmak isteyen halk ve resmi-sivil faşist güçler arasında şehrin çeşitli yerlerinde silahlı çatışmalar çıktı. Onlarca barikat arkasında çatışmaları sürdüren halk güçleri resmi sivil faşistlere karşı yiğitçe direndiler; 2 devrimci şehit oldu, bir faşist öldürüldü. Mersin'de faşist katiller tarafından sinema önünde kurşunlanarak katledilen ve aralarında çocukların da bulunduğu 4 kişinin cenaze törenine 10 000 kişilik bir halk kitlesi katılırken, işçiler de fabrikalarda direnişe geçtiler. Faşizmin Ordu-Fatsa operasyonu nedeniyle yurdun dört bir yanında direniş eylemleri gerçekleştirildi. Ankara'nın çeşitli semtlerinde 100 ile 1200 kişi arasındaki halk kitlelerinin katıldığı çok sayıda miting yapıldı, bombalı pankartlar asıldı. Ayrıca devlet dairelerindeki ve çeşitli işyerlerindeki çalışanlar da düzenledikleri eylemlerle bu kampanyaya katıldılar. İstanbul, Adana, İzmir, Manisa, Trabzon, Havza, Erzincan, Mersin, İzmit, Denizli, Kızılhisar, Sakarya-Karasu, Tunceli-Ovacık ve birçok yerde gerçekleştirilen kitle gösterileri ve çeşitli direniş eylemleriyle Ordu halkını destekleme kampanyası Ağustos ve Eylül aylarında sürdürüldü. Bu arada, Devrimci Savaş Birlikleri'nin de yer aldığı çeşitli eylemlerde faşist polislerin ekip otolarına ve karakollara, resmi-sivil faşist güçlerin saldırı üslerine yönelik çok sayıda baskınlar düzenlendi. Ordu emniyet müdürlüğüne patlayıcı atılarak büyük hasar meydana getirildi. İstanbul'da önce bombalanıp sonra kurşunlanan Tarabya karakolunda bir polis öldürüldü. İstanbul'da Kanarya ve Anadolu Hisarı karakolları kurşunlandı. Ankara'da Mamak Karakolu ve Kocatepe emniyet bölge müdürlüğü bombalandı. Cebeci'de bir polis otosu tarandı, beş polis yaralandı. Kırkkonaklarda askeri time ateş açıldı, çatışma çıktı. Aktepe'de ekip otosu kurşunlandı. Küçükesat ve Mamak semtlerine asılan bombalı pankartları indiren iki polis yaralandı. Kızılay'da Fatsa operasyonunu kınayan 6 bombalı pankart asıldı. Gülveren'de iki ekip otosu kurşunlandı. Faşistlerin üs olarak kullandığı Ziraat Birliği'ne düzenlenen baskında 4 faşist öldürüldü. Fatsa'da ise faşist Hergün gazetesinin bürosu ile ÜYD kurşunlandı. Ertesi gün faşistlere "geçmiş olsun" demeye gelen Ordu valisi Akkaya makam otomobilinde iken kurşun yağmuruna tutuldu. Ve yurdun çeşitli yerlerinde de Fatsa operasyonu nedeniyle resmi-sivil faşist güçlere karşı başarılı eylemler düzenlendi. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org