Emperyalizme ve Oligarşiye karşı
DEVRİMCİ GENÇLİK


 

Bazı teorik konular ve
"KSD" nin sefaleti

Devrimci Gençlik. Sayı 14, 9 Kasım 1976

"Yani hep aynı düşünce eğilimi, Kievsky’nin her adımda gözünü kırpmadan yaptığı aynı teorik ve pratik siyasü hata. 
"O, yalnızca Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkına karşı çıktığını sanıyor, yalnızca Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkına karşı çıkmak istiyor, fakat sonuç o kadar tuhaftır ki kendi iradesine ve ‘bilincine’ karşı genelinde demokrasiye kolaylıkla uygulanamayacak bir tek tartışma bile ileri süremiyor. 

"Onun bu tuhaf mantıksal hatalarının ve kafa

 

karışıklığının esas kaynağı -ki bu yalnızca Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı’na değil fakat aynı zamanda anavatan savunması, boşanma, genel olarak ‘haklar’a da ilişkindir- onun düşünmesinin savaş tarafından baskı altında tutulmasındandır. Bu durum onun demokrasi hakkında marksist tavrı tamamen şekilsizleştirmesine neden oluyor. 

"‘Emperyalizm çok gelişmiş kapitalizmdir, emperyalizm ilericidir; emperyalizm demokrasinin inkarıdır. ‘Bu yüzden’ kapitalizmde demokrasiye ulaşılamaz’. Emperyalist savaş, geri monarşilerde olsun, ilerici cumhuriyetlerde olsun, bütün demokrasinin apaçık ihlalidir. ‘Bu yüzden’, ‘haklar’dan (yani demokrasiden!) bahsetmenin anlamı  yoktur. Emperyalist savaşa ‘karşı çıkabilecek’ ‘yegane’ şey sosyalizmdir, yalnızca sosyalizm ‘çıkış yoludur’. ‘Bu yüzden’ kapitalist dönemde, asgari programımızda demokratik sloganları ileri sürmek bir aldatmaca veya aldanmadır, bulanık kafalılıktır, sosyalist devrim sloganını ertelemektir. 

"Kievsky’nin farkına varmamasına rağmen, onun başına gelen tersliklerin esas kaynağı budur. Bu onun temel mantıki hatasıdır ve temel olduğundan ve yazar tarafından farkedilmediğinden her pedal çevirişte delinmiş bisiklet lastiği gibi patlamaktadır." (Kievsky’e Cevap, İngilizce basımından)


"KSD" LENİN’İ KABA ŞEKİLDE TAHRİF EDİYOR. KİEVSKY’E AİT BİR PARAGRAFI (=MANTIĞI) LENİN’E MALEDEREK ATIFTA BULUNUYOR

KSD sözümona devlet ve demokrasi konusunda "derin" tahliller getirirken Marksist-Leninist görüşleri alabildiğine saptırıyor ve Lenin’i kaba bir şekilde tahrif ediyor.

En son 5. sayısında Lenin’in aynı makalede kıyasıya eleştirdiği, (Kievsky’e ait mantığın ifade edildiği) bir paragrafa -Lenin’e malederek- atıfta bulunuyor. Bu bizim bugüne kadar karşılaşabildiğimiz en kaba tahrifat örneğidir.

Bu konuyu açıklamaya geçmeden önce şunu belirtelim ki, biz "KSD" ile "buradan" ayrıntılı bir tartışmaya girmeyeceğiz. (Bu D.Gençliği kısır bir tartışma içine sokmak olurdu. "KSD" ile görüş ayrılıklarımızı ve teorik sorunlardaki görüşlerimizi ayrıca açıklamayı tercih edeceğiz.) Burada bazı konularda kısaca durmakla yetineceğiz.

"KSD USULÜ ALINTI"

Kurtuluş’un 5. sayısında yer alan "DEMOKRASİ" makalesinde şöyle bir alıntı yer alıyor:

"Emperyalizm yüksek derecede gelişmiş kapitalizmdir; emperyalizm ilericidir; emperyalizm demokrasinin olumsuzlanmasıdır -’bundan dolayı’ demokrasi kapitalizm şartları altında ‘elde edilemez’. Emperyalist savaş bütün demokrasinin alevlenen şiddetidir; geri monarşilerde ya da ilerici cumhuriyetlerde- ‘bundan dolayı’ ‘haklardan’ (yani demokrasiden!) bahsetmek boşunadır." (27)

(27) numaralı dipnotta alıntının yapıldığı yer (C.W. Volume 23, Reply to P.Kievsky, V.İ.Lenin, Lawrence and Wishart, London 1976, sayfa 37) belirtiliyor( ı ). Başka bir yorum katılmadan makale devam ediyor.

Besbelli ki yazar paragrafı pek beğenmiş, "demokrasi" konusundaki görüşlerini açıklamak amacıyla, alıntıya başvurmuş.

İşte KSD’nin "son model" "demokrasi" ve devlet biçimi tahlilinin "tekerleğinin patlak verdiği" yer tam da burasıdır.

Zira bu paragraf (=fikir) Lenin’e ait değildir! Söz konusu paragraf Lenin tarafından, ama Kievsky’nin mantığını ortaya koymak amacıyla yazılmıştır. Yani bu paragraftaki mantık Kievsky’nin mantığıdır. Aynı makalede Lenin tarafından kıyasıya eleştirilen ve Marksizmin bir karikatürü olarak ifade edilen, Lenin’in "Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm" makalesinde, bütün bir makale boyunca reddedilen görüşün ta kendisidir.

KSD’nin bu gafı basit bir hata değildir. Bu KSD’nin olur olmaz ve rastgele yapılan alıntıların eklektik bir şekilde "monte" edilmesinden ibaret olan teorik sefaletinin kesin bir itirafıdır. Bundan başka hiçbirşey "KSD"nin teorik iflasını bu kadar açık bir şekilde sergileyemezdi.

Lenin Kievsky ile görüş ayrılıklarını "Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm" isimli makalesinde bu makaleden daha geniş bir şekilde ele alarak etraflıca incelemiştir. Halkın Yolu yayınlarınca Türkçesi basılan adı geçen yazının 8. sayfasında Lenin konuyu şu şekilde sunuyor: "Eski ekonomistler 1894-1901 arasında kapitalizm başarı kazanmıştır, bu yüzden siyasi meselelerle uğraşmaya gerek yoktur, diye düşünüyorlardı. Bugünkü emperyalist ekonomistler de emperyalizm zafer kazanmıştır bu yüzden siyasi demokrasinin meseleleriyle uğraşmaya gerek yoktur diye düşünüyorlar. Diğerlerinden önce basılan Kievsky’nin makalesi bu düşüncelerin bir örneği olarak, Marksizmin bu tür bir karikatürü olarak(...) dikkate değer."

Bu düşünce silsilesi "KSD alıntısı" metinde de şu biçimde ifade edilmektedir. "Emperyalizm demokrasinin olumsuzlanmasıdır, -bundan dolayı demokrasi kapitalizm şartları altında elde edilemez (abç}... bundan dolayıdır ki haklardan bahsetmek boşunadır" (abç).

Asıl metinde paragraf şu şekilde devam etmektedir: "Emperyalist savaşa karşı çıkan biricik şey sosyalizmdir;(...) Bundan dolayıdır ki kapitalizm şartlarında asgari programımızda demokratik sloganları ileri ölçülere vardırmak (...) sosyalist devrim sloganının bir kenara atılmasıdır" (abç).

Kievsky ve benzerlerinde Lenin’in karşı çıktığı mantık da budur. Söz konusu "KSD alıntısı"ndan önceki paragraflar incelendiğinde, burada Lenin, Kievsky’nin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkına karşı çıkarken genel olarak demokrasiye uygulanamayan bir tek tartışma bile ileri süremediğini belirtiyor. Yani aynı mantık silsilesi demokrasiye de uygulanabilir diyor. Ve Kievsky’nin mantık sakatlığını daha açık bir şekilde açığa çıkartmak amacıyla söz könusu paragrafı düzenliyor. (Paragraf içindeki tırnak işaretleri doğrudan Kievsky’e ait sözcükleri vurgulamak içindir.)

KSD alıntısı paragrafın devamındaki paragraf ise bu paragrafla ilgili. Lenin bu mantığı kastederek, "Kievsky’nin farkına varmamasına rağmen onun başına gelen tersliklerin esas kaynağı budur" diyor. "Bu onun temel mantıksal hatasıdır ve temel olduğundan ve yazar tarafından farkedilmediğinden her pedal çevirişte delinmiş bisiklet lastiği gibi patlamaktadır."

Durum açık olmakla beraber okuyucularımıza yardımcı olmak ve diğer bazı noktaların anlaşılmasını kolaylaştırmak için konu ile ilgili bazı noktaları burada belirtmek faydalı olacaktır.

Lenin de, Kievsky de 1914-16 savaşında "anavatan savunması"na karşıdırlar. Ancak Kievsky anavatan savunmasına karşı çıkarken emperyalist çağda bunun ve Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkının "elde edilemez" olduğu noktasından hareket etmektedir. Lenin ise aynı konuda şöyle diyor; "Polonyalı sosyal demokratların ulusların kaderlerini Tayin ilkesine karşı sürdürdükleri polemik, tamamiyle, bunun kapitalist düzende gerçekleşemeyeceği iddiasına dayanır. Daha 1903’ biz, ISKRA taraftarları RSDİP ikinci kongresinin program komisyonunun iddialarına gü1müş ve bunların (kötü şöhretli) ekonomistler tarafından savunulan marksizmin çarpıtılması niteliğindeki görüşün bir yinelenmesi olduğunu söylemiştik"(UKTH, s.165).

Lenin bu konu ile ilgili olarak "ulusların kaderlerini tayin ilkesinin kapitalizm sınırları içinde gerçekleşemeyeceği iddiası ya mutlak şekilde, iktisadi anlamda ya da koşullara bağlı olarak, siyasi anlamda anlaşılabilir" dedikten sonra;

"Birinci anlamda bu iddia teori bakımından kesin olarak yanlıştır. UKTH’nın uygulanmasını aynı şekilde olanaksız saymak kesin olarak yanlıştır... Finans kapitalin ya da gene1 olarak sermayenin tahakkümü siyasal demokrasi alanında herhangi bir reformla ortadan kalkacak değildir, (abç) ve UKTH da ancak bu anlama gelir...

İkinci anlamda da bu iddia eksik ve yanlıştır. Çünkü emperyalist sistemde, sadece ulusların kaderlerini tayin hahkı değil, siyasal demokrasinin tüm istemleri ancak kısmen "gerçekleştirilebilir" (abç) ve bu da ancak çarpıtılmış şekilde ve istisnai durumlarda. (Örneğin 1905’de Norveç’in İsveç’ten ayrılması gibi)." (age., s.l45)

Ve yine aynı yerde 166. sayfadaki aynı konu ile ilgili şu pasaj konuyu yeterli açıklığa ulaştırabilecek niteliktedir: "Genel olarak siyasal demokrasi ("saf" kapitalizm için normal üst yapı olmakla birlikte) kapitalizm üzerinde yükselmesi olanaktı üst yapı biçimlerinden ancak biridir. Gerçekten hem kapitalizmin hem emperyalizmin herhangi bir siyasal biçimin çerçevesi içinde geliştiğini ve bunların tümünü kendine bağımlı kıldığını gösterir. Bu bakımdan demokrasinin biçimlerinden birinin, onun istemlerinden birinin ‘gerçekleştirilemez’ olduğunu iddia etmek temel teorik yanılgıdır" (age., s.166).

Bütün bunlara şunu ekleyebiliriz. KSD alıntısı paragrafın son kısmı; " ‘Bu yüzden’ kapitalist dönemde asgari programımızda demokratik sloganlar ileri sürmek (...) sosyalist devrim sloganını ertelemektir" şeklinde idi: Oysa Lenin "demokrasi uğruna savaşımın, proletaryanın dikkatini sosyalist devrimden başka bir yöne çekeceğini, ya da bu devrimi gözden gizleyeceğini, ikinci plana iteceğini vb. sonmak büyük yanılgı olur" diyor (age., s.113).

Bu konudaki bütün tartışmalar özünde ekonomi ile politika arasındaki ilişkilerin doğru kavranılması ile ilgilidir. "Ekonomik etkenin ağır bastığını kabul ediyoruz, fakat bunu a la Kievsky yorumlamak marksizmin bir karikatürünü yapmaktır" (Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm, s. 62).

Bunun, "KSD" vari yorumunun ise onu içine düşürdüğü durum ortadadır. Ve "KSD" kendi mantığına uyan Kievsky mantığını Lenin’e yakıştırırken kendi teorik sefaletini en iyi şekilde yine kendisi sergilemiştir.

"KSD"yi böyle bir gafa sürükleyen marksizmi kaba ve ilkel bir biçimde yorumlaması, lafızlar ve kelimeler üzerine gözlerini dikmek suretiyle işin özünü kavrayamamasıdır. Kelimelerle (şu evrim-devrim sorunlannda olduğu gibi) oynarken sık sık ipin ucunu kaçırmasıdır.

EMPERYALİZM VE DEMOKRASİ

"KSD" yazarı kendisini böyle bir teorik iflasa götüren temel mantık sakatlığını 3. sayıdaki "‘Devrimci Gençlik Eleştirisi" sırasında ortaya koymuştu. 81. sayfada şöyle bir parça var. "Devrimci Gençlik metropol ülkelerde burjuva demokrasisinden bahsetmekle de yanılgı içine düşmüştür. Çünkü "tekelci kapitalizmin (emperyalizm tekelci kapitalizmdir) siyasi üst yapısı demokrasiden siyasi gericiliğe değişmiştir. Demokrasi serbest rekabete tekabül eder, siyasi gericilik tekele tekabül eder... Emperyalizm hem dış hem de iç siyasette demokrasiyi yıkmaya doğru, gericiliğe doğru mücadele eder. Bu anlamda emperyalizm söz götürmez bir biçimde genel olarak demokrasinin, bütün demokrasinin "inkarı"dır..."

"KSD" Lenin’in bu paragrafından ne anlıyor? Kesinlikle hiç bir şey! Hiç bir şey anlamadığı buradan artık burjuva demokrasisinin ortadan kalktığı sonucuna varmasından belli. Burada ortaya konulmakta olan şey emperyalizmin ekonomik tabiatından kaynaklanan gerici siyasi karakteridir Bunu bugün en açık bir şekilde şöyle söyleyebiliriz: İktisadi tekel, siyasi tekel eğilimini de (faşizmdir bu!) beraberinde getirmektedir. Bu anlamda emperyalizm demokrasi ile, "biçimsel eşitlik" ile çelişmektedir. Evet ama bunlardan ne gibi sonuçlara varacağız. Madem ki emperyalizm istemiyor (uyuşmuyor, inkar ediyor), o halde demokrasi (haklar) kalkmıştır. (Sanki o her türlü hakları istermiş gibi) "KSD" ekonomi ile politikanın simetrik ilişkisi kanununa(!)mı inanmaktadır. Ekonomiden politikaya düz bir çizgi. Bunu söylemek burjuva demokrasisinin emperyalizm ile "uyuşamayacağını" sanmak olmaz mı? "KSD" emperyalizmin demokrasi ile hem çeliştiği hem de uyuştuğu alıntısını yapıyor. Ama bunun anlamını kavrasa idi düştüğü çıkmazın içine düşmeyebilirdi.

Lenin’in yukarıdaki paragrafında yer alan "emperyalizm hem iç siyasette hem de dış siyasette demokrosiyi yıkmaya doğru, siyasi gericiliğe doğru mücadele eder" şeklindeki sözlerini ele alalım ve dış siyasette inceÎeyelfm. Paragrafın devamında (age., s. 28-29) bu meseleyi nasıl ele almaktadır? "Ekonomik ‘ilhak’ siyasi ilhak olmaksızın tamamıyla ‘elde edilebilir’ bir şeydir. Ve geniş ölçüde uygulanmaktadır" denmiyor mu? Dış siyasette siyasi gericilik siyasi baskı ve tahakküm demektir. Peki nasıl oluyor da emperyalizme rağmen siyasi demokrasi dış politikada "geçerli" kalabiliyor? Kurtuluş’un mantığına göre siyasi bağımsızlıkların ortadan kalkması gerekmez mi? Emperyalizm ilericidir, emperyalizm dış siyasette ulusal bağımsızlıkların ortadan kaldırılmasına tekabül eder, "Bundan dolayı siyasi bağımsızlık" elde edilebilir bir şey değildir! Şüphesiz ki bu savunulamaz. "KSD" de savunamaz.

Ama "KSD" usulü alıntı bu saçmalığı da Lenin’e maletmeye imkan tanımaktadır. (Bu usulün temel özelliği bir cümlenin, bir paragrafın, parçanın bütününden koparılarak kaba bir yoruma tabi tutulmasıdır. Bu yolla kuşun at, atın da deve olduğunu alıntılarla kanıtlayabilirsiniz!)

"KSD" Lenin’den yaptığı alıntıyı "artık emperyalizm geldi, burjuva demokrasisi gitti" biçiminde yorumluyor. Lenin’in aynı makalede uğraştığı çarpık mantık da özetle bundan ibarettir.

Yinelersek, Kievsky de Lenin de 1914-1916 savaşları sırasında anavatan savaşı şiarlarına karşı çıkmaktadırlar. Ama Kievsky emperyalizm çağında ulusal savaşların, anavatan savaşının artık imkansızlaştığını savunmakta bunu emperyalist çağın genel karakterinden çıkarmaktadır. Bu suretle anavatan savunması fikrinin ve genel olarak hakların toptan inkarı "genel ilke"sine varmaktadır. Oysa Lenin ulusal savaşların ve demokratik hakların bu çağda da mümkün olduğunu söylemekte, bu yüzden bu savaşın reddini "her savaşın ayrı ayrı somut tarihsel özelliklerinin tahlilinden çıkarırlar, ama tutumlarını herhangi bir ‘genel ilkeye’ ya da programdaki herhangi bir maddeye dayandırmazlar" demektedir. (Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı, s.149).

Demokrasi sorununu da böyle ele alıyor. Kapitalizmin ve emperyalizmin çeşitli siyasi biçimler, demokrasinin çeşitli biçimleri altında mümkün olduğunu ve bunlann herbirini kendine tabi kılarak (onu çarpıtarak) onunla "uyuştuğunu" bu yüzden kapitalizm ve emperyalizm altında demokrasinin biçimlerinden birinin "elde edilemez" olduğunun savunulmasının saçmalığını tekrar tekrar anlatmaktadır.

Peki "KSD" ne yapıyof? Tam tersini. Lenin’in emperyalizmin demokrasi ile çeliştiği, demokrasi istemediği sözlerini emperyalist ülkeler için artık demokrasiden bahsadilemeyeceği biçiminde "emperyalizm geldi, demokrasi gitti" biçiminde tam da Kievsky vari biçimde yorumlamakta siyasi demokrasi sorununu somut olarak ayrıca ele almak yerine bu konuda "genel bir ilke" koymaktadır. Bu, onun şu alıntı hatasınm kaynağı değil mi?! "Faşizm 2. bunalım döneminin deulet biçimidir" dlyor. "3. bunalım döneminin deulet biçimi ise ‘oligarşik dikta"(!) Sorun bu kadar basit! Peki burjuva demokratik devlet biçimi, demokratik cumhuriyet? O serbest rekabete tekabül ettiği için, emperyalizm gelince, "ortadan kalktı!". Bu yüzden "Devrimci Gençlik" metropol ülkelerde burjuva demokrasisinden bahsetmekle de yanılgı içine düşmüştür. (KSD, 5.3, s.81)

Arkadaşlar müsaade ederlerse bu tartışmayı burada daha fazla uzatmadan bu "yanılgılarımıza(!) Dimitrov’u ortak etmek" istiyoruz! "Fakat bugün kapitalizm koşulları içinde yaşayan milyonlarca emekçi, çeşitli ülkelerde burjuva egemenliğinin biçimlerine karşı tavrını belirlemek zorundadır. Biz anarşist değiliz ve bu bakımdan belirli bir ülkede ne gibi bir siyasal rejim, son derecede kısılmış hak ve özgürlükler sağlasa da, burjuva demokrasisi biçimine bürünmüş burjuva diktatörlüğü mü, yoksa açık faşizm şeklinde burjuva diktatörlüğü mü var olduğu sorunu karşısında hiç de kayıtsız kalamayız.(...) Birçok kapitalist ülkelerde emekçi kitleler bugün somut olarak proletarya diktatörlüğü ile burjuva demokrasisi gibi iki rejimden birini değil ya burjuva demokrasisini ya da faşizmi seçmek zorundadırlar" (abç) (Seçme Eserler, C.l, s.293).

Bu "yanılgı"ya Mao, Stalin ve III. Entemasyonali de ortak etmek mümkündür! Ama bu gibi genel doğruları ikide bir alıntılarla kanıtlayıp durmanın ne kadar can sıkıcı olduğunun bilincindeyiz. Biz "KSD"nin demokrasi ve faşizm konularında yaptığı çarpıtmaları bir kenara bırakarak söylenenlerden çıkan sonucun Türkiye ile "örneğin" Fransa arasında siyasal yapılan itibariyle bir farklılık göremediklerini, her iki yapıyı da aynı biçimde değerlendirdiklerini söylemiştik.

"KSD" "Evet DEVRİMCİ GENÇLİK, o kadar alıntı az gelmiş, yenilerine gerek var. Çünkü devlet biçimleri diye bir gerçeğin farkında değilsiniz" diyor. Ünlü alıntıların döktürülmesinden sonra, "Evet arkadaşlar dediğimiz gibi Fransa’da oligarşik diktatörlük Türkiye’de de oligarşik diktatörlük vardır. Ama içerikleri farklıdır bunların. Birinde (Fransa) oligarşi finans oligarşi, diğeri (Türkiye) ise tekelci burjuvazi, büyük toprak sahipleri ve emperyalizmi de içeren bir oligarşidir" (KSD, S. 5. s.85). Bu bilgilerimizi "KSD" sayı 3., s.83’ten tamamlayabiliriz. "Oligarşik dikta demokrasinin sınırlarının, emperyalizm, yerli tekelci burjuvazi ve toprak ağalarının en irilerine kadar daraldığı bir devlet biçimidir." Bu bilgimizi Fransa’ya uygularsak orada da demokrasinin sınırlarının finans oligarşisine kadar daraldığını söyleyebiliriz.

Şimdi daha iyi öğrendik "KSD", Fransa’daki siyasi yapı ile Türkiye’deki arasındaki farkı. Demokrasinin sınırları Türkiye’de Fransa’dan daha genişmiş! Devrimci Gençlik’i iflas ettirmek için savaşırken demokratik devrimini tamamlamış bir emperyalist ülke ile demokratik devrimini -üst yapıda- tamamlayamamış bir yeni-sömürge ülkenin siyasi yapılarının farklılığını anlayamayacak bir siyasi körlüğe düşmek, "KSD"nin alıntılar sistematiğinin ulaştığı nokta işte burasıdır.

DEMOKRASİ VE FAŞİZM

Şimdi, "KSD" yazarı arkadaşımız öfke ile bize bağırmaya başlayacaktır. "Demokrasinin bir devlet biçimi olduğunu bir türlü öğrenemediniz!" Bu dehşet ile, alıntı satırları arasında kayboIup gitmeden bu kafa karışıklığını önlemek gerekir. Önce "KSD" yazarı şu devlet biçimi hummasından sıradan bir sosyalist eğitim kitabında (Afanasiev, Politzer ya da Kuusinen) yer alan bilgileri kendinden başka kimsenin "bilemediği" kuruntusundan vaz geçmelidir. Sonra da burjuva demokrasisi biçimindeki burjuva diktatörlüğü ile faşist burjuva diktatörlükleri arasındaki farkları görebilmenin yollarını aramalıdır. Evet bu iki burjuva egemenliği biçimini farklı kılan şeyler nelerdir? Dimitrov’da, Komintern kararlarında ve Stalin’de bunun iki kriteri ortaya konmuştur. Biri iktidarın sınıfsal yapısı, ikincisi onun yönetim metodları, hükümet ediş biçimleri. Devletin özü bütün biçimlerde aynıdır: İktidardaki sınıfın baskı, sömürü ve tahakkümü. Bu hiçbir zaman değişmez. Ama bu kadarını bilmek yeterli değildir. Zira bu tahakkümün (ki her zaman zor unsurunu içerir) biçimleri farklı olur. Burjuva demokrasisi söz konusu olduğunda iktidardaki mülk sahibi sınıflarla, yönetenlerle -yönetilenler arasında "resmen eşitlik" ya da biçimsel "eşitlik" sözkonusudur. Bu "haklar" için böyledir. Bu anlamda buıjuva demokrasisi halk yığınlarına ya da yönetilen sınıflara politik alanda örgütlenme özgürlüğü ve benzeri demokratik hakları "tanıyan" (ama istediği için değil!) bir devlet biçimidir. Burjuvazi bu biçim altında kendi egemenliğini sürdürebildiği için (ve sürdürebildiği sürece) bu yalancı barışçıllığını, eşitlikçiliğini sürdürür. Her zaman bu barış sahtedir. "Biçimseldir" zira her zaman iktisadi alanda burjuvazinin ve tekellerin sömürü ve talanını devam ettirmesine engel olamadığı sürece vardır ve ona tabi kılınmıştır. Ve yine işte bu anlamda (devlette kurumlaşmış olan) zor, burjuva demokrasilerinde dolaylı olarak vardır.

Faşizm burjuva demokrasilerinden bu noktada ayrılır. Çeşitli nedenlerle (iç savaş, buhran, vb.) iktidarını sürdürebilmek için biçimsel eşitliğin, sahte barışın, demokratik hakların, vb. kaldırılarak zorun dolaysız uygulanmasına dayanan Stalin’in deyimiyle "terörcü yönetim metodlarının" gündeme geldiği bir burjuva hakimiyet biçimidir söz konusu olan.

İktisadi tekelcilik siyasi tekel eğilimi yaratır. Burjuva demokrasilerinde siyasi tekelcilik, hep bir eğilim olarak siyasi demokrasi ile çelişen bir biçimde varolur ve "demokrasiyi" tekellerin iktisadi egemenliğine tabi kıldığı sürece onunla "uyuşur". Faşizm bu anlamda siyasi tekelciliği gerçekleştirir. Bu suretle siyasi üst yapının emperyalizmin tekelciliği ile çelişen yanını (biçimsel demokrasiyi) de ortadan kaldırır. (Sahte banşa da son vererek burjuvazinin işçi sınıfına karşı açık savaşını gündeme getirir).

Devlet biçimleri onların yönetim metotlarından ayrı olarak ele alınamaz. Bunu hatırlattığımızda KSD konuyu değiştirip Stalin’in kullandığı "terör aklınızı çeldiyse açık terördür söz konusu olan" diyor. Stalin’in kullandığı terörün karşısına Dimitrov’un açık terörünü dikmeye ve gene konuyu karıştırmaya çalışıyor. Dimitrov’un "açık terör" dediğine Stalin sadece "terör" diyor. Kelimeler önemli midir? Açık terör veya terör, yani doğrudan terör. Bunun alternatifi ise "açık olmayan terör" ya da dolaylı zor( 2 ).

Açık olmayan terör, görünüşte "barış ve eşitlik" demektir. Bu zorun dolaylı gerçekleşme yoludur. "KSD" gözünü barış kelimesine dikerek konuyu lastik gibi uzatıp işimizi bitirmek sevdasına kapılmasa belki bunu anlayabilirdi.

"KSD" bunu anlayabilse idi marksizmin kaba bir bilgilenmesi ile bizi "siyaseten iflas ettirmek" sevdasına kapılarak bu teorik sefaletin içine düşmeyebilirdi. O zaman belki (herkesin bildiğini sandığımız) genel doğrular etrafında bizi bir medrese tartışmasına zorlamazdı ve belki o zaman faşizme karşı mücadele programı üzerinde tartışabi1irdik! Ama "KSD"nin ne olursa olsun "işimizi bitirmek" tutkusu onu bu içler acısı duruma düşürmüştür. Öyle bir içler acısı durum ki, bu tutku uğruna en renkli(!) yöntemlerin kullanılması yoluyla, ideolojik mücadeleyi hanek(3) derecesine indirebilmiştir.

(1) "KSD’nin söz konusu metni aldığı makale (P.Kievsky’e Cevap) Gün Yayınlarında yayınlanan "Emperyalist Savaş Üzerine" isimli kitabın 170. sayfasında yayınlanmıştır. Alıntı 172. sayfadaki 3. paragrafa tekabül etmektedir. Gün Yayınları çevirisi (bütün bozukluğuna rağmen) dikkatle okunduğunda konu anlaşılabilir.

(2) Sanıyonrz ki "KSD"nin kafasını karıştıran gizli faşizm kavramındaki "gizli" kelimesı ile bu biçimde devlette kurumlaşmış olan zor ve onun gizliliği çağrışımı. Alışık olduğumuz gibi gene gözü kelimelere takılmıştır. Zorun gizli olması ayrı şey, gizfi faşizm kavramı ayrı bir şeydir. Gizli faşizm metropol ülkeler için tipik olan ve (Dimitrov’un da açık faşizm dediği) klasik faşizm biçimlerine karşılık (ve onlardan ayırdedilmek istenen) sömürgelere has faşizm biçimi için kullanılan bir terimdir. Kelimeler ayrıştırılarak ele alınamaz. "KSD"nin karıştırmaması için belirtelim ki gizli faşizmde de terör, açık faşist diktatörlüklerdeki gibi değil ama -yine açıktır! Bu bizim ülkemizde görülemiyor mu?!

(3) Hanek; Orta Anadolu’da kadınların eşik (kapı) önüne çıkarak birbirleriyle giriştikleri eğlentili söyleşi.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org