Emperyalizme ve Oligarşiye karşı
DEVRİMCİ GENÇLİK


 

Ayrılıklar - sapmalar ve devrimci hareketin birliği

Devrimci Gençlik. Sayı 4, 15 Ocak 1976

SOSYALİST HAREKET İÇİNDE AYRILIKLAR

Bugün ülkemizde sol harekete sempati duyan bir çok emekçinin cevabını aradığı sorulardan bir tanesi şu: "Solcular niçin bölük pörçüktürler? Niye birleşmiyorlar? Bölünmek düşmanın işine yaramıyor mu?"

Gerçekten bugün ülkemiz solu bölük pörçüktür. Bir yığın grup var ortalıkta. Herkes birbirini hainlik, oportünistlik, revizyonistlik, vs. ile suçlayıp duruyor.

 
Bu ayrılıkların düşmanın işine yaradığı da apaçık ortada. Bölünmelerin iyi bir şey olduğunu söylemek de mümkün değil. Ama hemen eklemek lazım ki, dünyanın her tarafında ve hemen hemen her zaman şu veya bu ölçüde sosyalist hareketler içinde ayrılıklar eksik olmamıştır. Sınıflar varoldukça da olmaması pek mümkün değildir.

Peki, nedir bütün bu ayrılıkların, bölünmelerin sebebi? "Sosyalizm"deki bölünmelerin, devrimci hareketteki parçalanmaların gerçek sebebi nedir? Bugün herkes birlikten söz ediyor. Birleşeceksek neyle birleşeceğimizi, ayrıysak neden ve kiminle ayrı olduğumuzu bilmeliyiz. Bu ise bizi genel olarak sol hareket içindeki ayrılıkların nedenlerinin incelenmesine ve özel olarak da ülkemiz solundaki ayrılıkların somut ve ayrıntılı incelenmesine götürür.

SOSYALİZMDEN SAPMALAR REVİZYONİZM VE DOGMATİZM

Revizyonizm ve dogmatizm Marksizm içinde ortaya çıkan işçi sınıfı hareketine düşman iki akımdır. Her ikisi de işçi sınıfının mücadele hedeflerini saptırmakta ve en önemli görevlerin yerine getirilmesine engel olmaktadır. İşçi sınıfı mücadelelerinin tarihi denilebilir ki, hakim sınıfların amansız baskı ve sömürüsüne olduğu kadar bu iki sapmaya karşı da mücadelelerin tarihidir. Proletaryanın savaş bilincini körelten ve yolunu karartan burjuva eğilimlerine karşı mücadele etmeksizin onlardan arınarak onları etkisiz hale getirmeksizin bir devrimci hareketin başarıya ulaşması olanaksızdır. Nedir bu sapmalar? Revizyonizm nedir? Dogmatizm nedir?

Bu yazımızda biz genel olarak Marksizm'den sapmalar ve ayrılıklar konusuna değineceğiz. Ülkemiz solundaki ayrılıkların incelenmesi ise bir başka yazının konusu olabilir.

REVİZYONİZM

Revizyonizm, Marksizmin, işçi sınıfının eylem kılavuzunun temel ilkelerinin değiştirilmesi, düzeltilmesi(!), revize edilmesi anlamına gelir. Bu yolla Marksizmi devrimci içeriğinden koparmaya, onu burjuva çıkarları doğrultusunda değiştirmeye yönelir. Revizyonizm, Marksizmin 19. yüzyıl sonlarına doğru işçi sınıfı hareketi içinde egemen hale geldiği bir sırada ortaya çıktı. "Bir zamanların ortodoks Marksisti Bernstein büyük bir gürültü ile ortaya çıkan bu akıma adını vermekteydi. Marks'ın görüşlerinin ıslah edilmesini ileri süren bu akım kısaca Marks’ın revizyonunu önermekteydi: Revizyonizm." (Lenin). Lenin revizyonizm için Marksizmin burjuvaca iğdiş edilmesidir de der.

Bernstein Marks'ın görüşlerinin eskidiğini ileri sürdü. İdeolojik planda marksizmin özü olarak ne varsa onları düzeltmeye çalıştı. Marksizmin iktisadi ve felsefi alandaki teorilerini reddetti. Politik alanda ise marksizmin işçi sınıfı mücadelesine yön veren evrensel kuramı olan sınıf mücadelesi yerine sınıflar barışını koymaya kalktı. Burjuva parlamentarizmini ve demokrasiyi sınıflarüstü bir şey olarak göstererek, bu şartlarda proletaryanın sınıf mücadelesini, reform talepleri ve ekonomik düzeltmeler-reformlar derecesine indirdi.

Bernstein revizyonizmi, katışıksız ekonomizmin teorisiydi. Bernstein 19. yüzyılın sonlarına doğru kapitalizmin gösterdiği "nispi istikrar"ı bahane ederek marksizmin eskidiğini ileri sürerken iki kere yanılıyordu. O, ilk olarak marksizmin, kapitalizmin fazla üretim buhranları yoluyla kendiliğinden yıkılması-katastrof-teorisine dayandığını ileri sürdü. İkinci olarak da 19. yüzyılın sonlarına doğru kapitalizmin yaşadığı nispi "istikrar" dönemine bakarak marksizmin "buhranlar teorisi"nin geçerliliğini yitirdiğini ileri sürdü. Ne marksizm kendiliğinden "çöküş" teorisine dayanıyordu, ne de onun buhranlar teorisi eskimişti... Nitekim 19. yüzyıl sonlarında kapitalizm sürekli buhranlar çağı olan emperyalist döneme girerken II. enternasyonal revizyonizminin yıkıntıları üzerinde emperyalist dönemin marksizmi olan leninizm yükseldi.

Revizyonizmin politik plandaki yöntemi:
OPORTÜNİZM

"Tavrını mevcut durumlara göre ayarlamak, güncel olayların ve küçük politik hesapların doğrultusunda bir uzlaşma yoluna gitmek (...) kapitalist sistemi bütünüyle ele almadan ve sistem özellikterini doğru değerlendirmeden, kapitalizmin geçirdiği evrimlere ayak uydurmak, birincil amacı anlık çıkarlar uğruna feda etmek(abç). lşte revizyonizmin izdediği politika yöntemi." (Lenin)

İlk defa Bernstein tarafından formüle edilen bu sapma, 19. yüzyılın sonlarında değişik ülkelerde değişik biçimlerde fakat özü daima aynı kalarak uluslararası bir olay olarak yer aldı. Revizyonizm sözcüğü dar anlamda bu akımı belirlemek için kullanılır. Genel anlamıyla ise revizyonizm Marksizm-Leninizmin "her zaman geçerli olan evrensel tezlerinin inkar edilmesi" olduğu söylenebilir.

Eski-klasik revizyonizm açıkça marksizmi reddediyor ve onun eskidiğini ileri sürüyordu. Artık bugün çağdaş revizyonizmlerde bu açıklığı bulmak olanaksızdır. Şimdi onlar Marksizm-Leninizmi sözde inkar etmiyorlar, ama Marksizmin özü olan ne varsa, onları değişen şartları ileri sürerek reddediyorlar. Bugün SSCB revizyonistleri çağdaş şartlar altında proletaryanın ve sosyalist ülkelerin temel görevlerinin bir nükleer savaşı önleme olduğunu ileri sürüyorlar. Buradan hareketle de devrimci mücadeleyi bir "sosyal ilerleme" ve de "barış-yarış" edebiyatına indirgiyorlar. Revizyonistlerin sözcülüğünü yapan bir sözde sol gazete geçenlerde SSCB revizyonistlerini şöyle savunuyordu: "Sovyetler Birliği Türkiye'ye neden yardım ediyor? Çünkü Sovyetler sosyalist bir ülkedir. Bu yüzden Türkiye'nin de sosyalist olmasını isterler. SosyaIizm ise işçiler tarafından gerçekleştirilir. Oysa Türkiye’de 2-3 milyon işçi var. İşte Sovyetler Türkiye'ye fabrikalar açıyor ki işçiler çoğalsın ve onlar da sosyalizmi getirsinler."

Klasik-eski revizyonizmden farklı olarak yeni tip revizyonizme çağdaş-modern revizyonizm denir.

Her oportünizm, her taktik hata mutlaka revizyonizme dayanmaz. Ama oportünist politikanın sistemli olarak sürdürülmesi revizyonizme, marksizmin dışına götürür. "Doğal olarak da izlediği bu politika sonsuz yöntem değişikliklerine, küçük ya da büyük çaptaki her 'yeni' sorun karşısında olayların büyük ya da küçük çapta ve umulmadık bir yön değiştirmesinde gelişmenin temel çizgisini, önemsiz bir dereceye ve geçici bir süreye göre değiştirmesine yol açmaktadır. Bu anlayış sürdürüldüğü müddetçe de kaçınılmaz olarak şu ya da bu şekilde revizyonizmin değişik biçimlerde ortaya çıkmasını engelleyemeyecektir" (abç) (Lenin, Marksizm ve Revizyonizm) 19. yüzyıl sonlannda Avrupa'da ortaya çıkan revizyonizm, işçi sınıfı içindeki ayncalıklı bir tabakaya "işçi aristokrasisi"ne dayanır.

DOGMATİZM

Marksizm bir dogmalar yığını değildir. Gerek doğa gerekse insan toplumları sürekli bir gelişme bir evrim ve bir değişim içindedir. Diyalektik materyalizm bu "hareket"in yasalarını inceler. Marksistlere göre "gerçeklik" değişmeyen bir olgu değildir. Marksizm bu yüzden ortaya çıkan her yenni durumu çözecek fomüllerin toplamı demek değildir. "Ne nesnel dünyadaki değişme süreci sona erer, ne de insanın pratik yoluyda kazandığı doğru bilgi. Marksizm hiç bir zaman bütün doğrular üzerine olan bilgiyi özet halinde vermemiştir. O, sadece pratik yoluyla doğru bilgiye olan yolu açmıştır. Sonuç olarak biz, öznel ve nesnelin teori ve pratiğin bilme ve yapmanın somut tarihi bilgisinden yanayız"(Mao, Pratik Üzerine).

İşte dogmacılık bu anlamda marksizmin reddettiği bir akımdır. Marksizmin teorisini dondurmaya yönelir. Marksizmin lafızlarına sıkı sıkıya sarılır, gelişen ve ortaya çıkan her yeni durumu incelemeye gerek görmeden büyük ustaların yazılarına atıflarla yetinir. O, marksizmi bir dogmalar yığını olarak görür. Dogmacının kafasında hareket mekanik bir anlam kazanır. Bu haliyle tarihi de tekrarlardan ibaret bir oluşum olarak, değerlendirir. Dogmatik düşünce olayları büyük tarihsel paralelliklerle açıklar. Bugün olmakta olanları dün olanlara benzetir. Dün olanlar için söylenen ve yazılanları bugün olanlara uydurmakla yetinir. (Lenin'in II.Enternasyonal revizyonistlerinin Alman ve İngiliz emperyalist politikalarını desteklemeleri üzerine onlar için kullandığı "sosyal şoven-sosyal emperyalist" sözcüklerinin altını çizip onları defalarca, olur olmaz yerde aktararak bugün Sovyet revizyonizminin "sosyal emperyalist" olduğunu kanıtlar(!). Ülkemizdeki revizyonistlere de sosyal-faşist(!) der). Olaylar arasındaki kaba benzerlikler onun için büyük bir anlam ifade eder ve herşeyi de bu kaba benzetmelerin üzerine kurar. Marksizme göre "eski" "yeni"nin içinde vardır ama, "yeni" olan "eski" den farklı bir şeydir, İşte dogmacının mekanist bakışı, yenideki eskiyi görür. Yeniyi eskinin bir tekrarı sanır (yeni çarlar, yeni Hitler'ler keşfeder).

Tarihin diyatektik-sarmal gelişmesini, helezonik yükselişini anlamamıştır. "Kısacası Marksizmin bilgi teorisini anlamamıştır".

Şüphesiz dogmatizm, bizlere ortaçağ skolastiğinin bir mirasıdır. Dogmatizm ve ondan kaynaklanan sekterizm gibi sapmalar, revizyonizm ve oportünizm gibi marksizme düşman, işçi sınıfı mücadele hedeflerini saptıran, önemli ve acil olan sorunların çözümlenmesini engelleyen akımlardır. Revizyonizm temel çizginin değişmesine yol açmayacak taktik gelişmelerden kalkarak, yeni şartlara uymadığı gerekçesi ile marksizmin temel kuramlarının geçersizliğini ileri sürerken, dogmatizm gelişen yeni durumlara uygun tavırlar alınmasını başka şartlar için geçerli ilkelere dayanarak reddeder veya genel doğrulara dayanarak özel şartlara uygun görevleri engeller. Her iki akım da neticede şomut şartlarda uygulanması gereken devrimci mücadele taktiklerine karşı çıkarlar. "Ya zaman ve mekan şartlarını dikkate almadan marksizmin ustalarının başka tarihi şartlar için ileri sürdükleri ve yaşanılan dönemde eskimiş olan tezlere dört elle sarılır ve bu tezleri kendi sapmasına dayanak yapmaya çalışır. Veya Marksizm-Leninizmin her şart altında geçerli tezlerini zaman ve mekan değişmiştir, o yüzden geçerli değildir diyerek marksizmi revize eder."

Sekter ve oportüııist eğilimler kendi yanlışlarını haklı göstermek için sık sık Marks-Lenin-Mao'ya atıflarda bulunurlar ve onların teorik önermelerini kendi yanlışlarını doğrulaıııak için kullanırlar. Bunun için sık sık kullandıkları yöntem; sözcükleri bağlamlarından kopararak kendi amaçlarına uyacak bir şekilde montajcılık yapmaktır. Bir cümIedeki bir sözcüğü, o cümleden, bir cümleyi diğer cümle ve paragraflardan kopararak ona yazarın hiç düşünmediği anlamlar yüklerler. Bunu yaparken tam bir sofistik ustası(!) gibidirler. Kuşu at yaparlar, atı deve!

Kısaca söylemek gerekirse somut şartların somut tahlili ya inkar edilir, genel doğrularla yetinilir, ya da somut şartların somut tahlili diye taktik durumlar bahane edilerek devrimci ilkeler değiştirilir. Biri değişmemesi gerekeni değiştirir, diğeri yeni duruma uyacak "değişme"yi reddeder. Biri "kitapçı"dır, diğeri "kitapsız". İkisinde de hayatla "kitap" arasındaki bağ kopmuştur, ikisine de daima tek yanlı bakışlar hakimdir. Bu yönleriyle at gözlüğü takmış gibidirler. Biri dünyayı burjuvazi ile proletaryadan ibaret görürken, diğeri burjuvazi ile proletarya arasındaki sınır çizigisini ortadan kaldırmaya çalışır. Biri için ak ve karadan başka renk yoktur, diğeri ise gri tonları ileri sürüp ak ve karayı reddeder. Biri nihai amacı ortadan kaldırır, mücadeleyi gündelik çıkarlar-reformlar, vb. için ilerleme seviyesine indirir. Diğeri nihai hedefı tek hedef haline getirir. Ekonomik-demokratik haklar, reformlar için mücadeleyi reddeder, sonuçta ilerdeki devrim günlerini, ihtilalcilik sayıklayarak bekleyen dervişe döner.

Nihayet, şunu da hatırlatmakta yarar vardır ki, revizyonistler marksist ilkeleri savunduklan için devrimcilere "dogmatik" diye saldırırken, dogmacılar da devrimcilere kafalarındaki kalıplara uymayan kitabın yazmadığı şeyler söylüyorlar diye "revizyonist" diyerek sayıklar dururlar.

SAPMALARIN NEDENLERİ VE SINIFSAL KÖKENLERİ

Sosyalist hareket içindeki "sağ ve sol" hemen bütün sapmalar, sekterist, doktrinerist, reformist, oportünist, kendiliğindenci, kuyrukçu, liberal, anarko-sendikalist, vs. son çözümlemede bu iki ana sapmadan (dogmatizm ve revizyonizmden) kaynaklanır.

Bu sapmalar farklı ulusal, tarihi, iktisadi, kültürel ve maddi koşullarda farklı şekillerde biçimlenir ve bu anlamda da farklı nedenlere dayanırlar. Ama hepsinin ortak olduğu, kaynaklanış noktaları ve sınıfsal nedenleri vardır. Lenin bu ayrılıkların hangi temellere dayandığını araştırır. "Bunun1a beraber kapitalizmin gelişme hızı değişik ülkelerde ve ulusal ekonominin değişik alanlarında başka başka oranlardadır. Marksizm büyük çaplı endüstrinin geliştiği ülkelerin işçi sınıfı ve ideologları tarafından süratle çok kolay, çok hızlı bir şekilde, sürekli olarak ve bütünüyle özümlenmiştir. Ekonomik ilişkilerin geri olduğu ya da gelişmelerin geri kaldığı ülkelerde sürekli olarak marksizmin sadece belirli noktalarını, yeni dünya görüşünün belirli yerlerini, ve tek tek sloganlarını özümlemiş olan, burjuva dünya görüşünün ve geleneklerinin tümünü ve burjuva demokratik görüşünü kısmen tasfiye etmekten yoksun olan işçi sınıfı hareketi destekçilerinin ortaya çıkmasına yol açar." (Lenin, Avrupa İşçi Sınıfı Hareketi İçindeki Ayrılıklar),

Lenin bu makalesinde ayrılıkların uluslararası özellikleri ve kaynakları üzerinde durur. Biz burada bu konuyla ilgili olarak sapmaların genel nedenlerinin incelenip öğrenilmesiyle yetinilmemesi; hangi özel şartlarda ve hangi sınıfsal temellere dayandığının, ortaya çıktığının araştırılması ve konunun ayrıntılı ve somut olarak kavranılması gerektiğini, çünkü bu farklı özelliklerin sapmalara karşı verilecek mücadelenin doğru yürütülebilmesi için zorunlu olduğunu belirtmekle yetineceğiz.

Kapitalist toplumun karmaşık sınıflar yapısı devam ettiği sürece sosyalist hareketler içinde sapmaların ortaya çıkması kaçınılmaz bir olaydır. Toplumda bir yanda proletarya diğer yanda da burjuvazi olarak mutlak bir kümelenme düşünülemeyeceğine, bu iki sınıf dışında birçok ara tabakanın varolması kapitalizmin karakterinden doğan bir kaçınılmazlık olduğuna göre, işçi sınıfı saflarında bu tür sapmaların ortaya çıkması ve bölünmelerin doğması da kaçınılmazdır. "Çünkü bütün kapitalist ülkelerde proletaryanın yanısıra küçük mülk sahipIeri yani küçük burjuvazi çok geniş bir tabaka teşkil etmektedir. Kapitalizm küçük üretimi tasfiye ederek yükselmiştir ve hala da yükselmektedir. Kapitalizm, yine kaçınılmaz olarak hayatını sürdürebilmesi için tekrar tekrar orta tabaka denen zümreyi yaratmıştır... Bu yeni küçük üreticiler de yine zamanla tasfiye edilecek ve proletaryanın safları içinde yer alacaktır. Küçük burjuva dünya görüşünün tekrar tekrar geniş emekçi partilerinin içinde ortaya çıkması son derece doğaldır. Ve kaderini değiştirmek için bir proletarya devrimi içinde yer almadığı sürece bu durumun sürüp gitmesi de son derece doğaldır, ve yerini almadığı müddetçe de sürüp gidecektir. Fakat bu yapıdaki bir deurimin gerçekleşebilmesi için nüfusun büyük çoğunluğunun 'tümüyle' proleterleşmesini düşünmek de son derece yanlıştır" (abç) (Lenin, Marksizm ve Revizyonizm).

Bu yüzden devrimci mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için işçi sınıfı saflarında ortaya çıkan sapmalara karşı sürekli olarak mücadele gündemde olacaktır. Bu mücadele sınıfsız topluma geçinceye kadar önemini koruyacaktır.

SAPMALARA KARŞI MÜCADELE VE DEVRİMCİ HAREKETİN BİRLİĞİ

Ülkemizde güçlü bir işçi sınıfı hareketi hemen hiç oluşmadı. İşçi sınıfı saflarında Marksist düşünce tam bütünsel bir etkinliğe ulaşmadı. "Sol" hareket içinde daima burjuva ideolojisinin uzantıları egemen olageldi. Devrimci mücadelenin gelişmesiyle orantılı olarak ülkemiz solu son yıllarrda hızlı bir ayrışım süreci yaşamaktadır. 1971 ve onun yenilgisi bu ayrışımı hızlandıran bir etken oldıı. Ülkemizde güçlü bir devrimci hareketin, bir proleter hareketin yaratılabilmesinin, ona sağlam bir teorik çerçevenin çizilmesinin temel koşulu bu ayrışımın tamamlanmasıdır. Bazılarınca ülkemiz solunun içinde bulunduğu sürecin "sosyalist hareketin geniş emekçi yığınlarla bütünleşmesi süreci" olduğu ileri sürülmekte, buna dayanarak "ayrılıkların ikinci plana atılması gerektiği" görüşü savunulmaktadır. Doğru bir siyasi çizgi olmaksızın ne kitlelerle bütünleşmek söz konusu olabilir, ne de böyle bir bütünleşme bir işe yarayabilir. Evet, bugün sol düşünceler hızla emekçi kitlelere doğru yayılıyor. O halde bir kere daha bu düşünceyi burjuva etkilerden uzaklaştırmak ve temizlemek gerekiyor. Birleşmeye ve ayrılıkların giderilmesine karşı değiliz. Ama bunun yolu sol hareket içindeki burjuva ideolojisinin kalıntıları olan eğilimleri ve sapmaları tasfiye ederek ayrılıkların ortadan kaldırılmasıdır. Yoksa "sapma"larla birleşmek "yol" değildir. Böyle bir yolla işçi sınıfı hareketinin devrimci birliği değil burjuva bir işçi hareketi birliği sağlanabilir ki, böyle bir birlik devrimden ve emekçi halktan başka herşeye hizmet eder. "İşçi hareketi eğer burjuva işçi hareketi olarak kalmak istemiyorsa, burjuvazinin etkilerinden kendini kurtarmalıdır" (Lenin).

Bu yüzden sapmalara karşı mücadele bugün ülkemizde herhangi bir ülke solunda olduğundan çok daha fazla önem taşımaktadır. Güçlü, örgütlü ve sistemli bir ideolojik mücadele bu ayrışımın tamamlanması için zorunludur. Günümüzdeki devrimci görevlerimizin "odağında" bu nokta yatmaktadır. Ülkemizdeki sol hareket içindeki ayrılıklar ve sapmalara karşı mücadele sorununa bu açıdan yaklaşılmalıdır.

"Kitlelere, oportünizme karşı kesin tavır almanın kaçınılmazlığını ve gerekliliğini açıklamak, onları oportünizme karşı verilecek amansız mücadele süresince eğitmek; işte bütün dünyadaki işçi hareketinin tek marksist çizgisi budur." (Lenin)

HER TÜRLÜ SAPMAYA KARŞI MÜCADELE ZORUNLUDUR

Sapmalara karşı nasıl mücadele verilmelidir? Bu konuda bazı temel noktalara işaret etmek lazımdır.

Bugün ülkemizde işçi sınıfı hareketine, geniş emekçi yığınlarına reformcu ve revizyonist düşünceler egemendir. Buna bakarak kitlelerden ve "böyle" kuruluşlardan tecrit olmamak için revizyonist akımlarla uzlaşmalı mıdır? Böyle bir anlayışla sapmalara karşı mücadelenin terkedilmesi son derece yanlış bir tutumdur. Tam tersine böyle bir durum DİSK ve bu gibi kuruluşlara tasallut etmekte olan revizyonist ve oportünist düşüncelere karşı mücadele etmenin onların revizyonist siyasetlerini teşhir etmenin bir gerekçesi olabilir ancak.

Ancak bu mücadele revizyonistler için kötü lafları arka arkaya tekrarlayıp durmakla olmaz. Onların siyasi çizgilerini kitleler önünde teşhir edip onun karşısına devrimci bir politikayı dikmek ve kitlelere doğru hedefler göstermek ve bu hedefler içinde en önde ve tutarlı mücadeleyi sürdürmekle mümkündür. DİSK gibi geniş emekçi yığınlarının toplandığı kuruluşlara tasallut eden burjuva eğilimleri yenilgiye uğratılmadan devrimin bir adım ilerleyemeyeceği açıktır. Bunun yanında yine dikkat edilecek bir başka nokta da revizyonist DİSK yöneticileriyle DİSK etrafında toplanmış bulunan geniş emekçi tabanı kesinlikle birbirinden ayırdetmektir.

Yine işaret etmek lazım ki, bazıları da kendilerinden başka herkese ağız dolusu revizyonist, oportünist gibi suçlamalar yöneltmeyi adet edinmişlerdir. Kendi kafalarındaki klişelere uymayan herkes revizyonist-troçkisttir. Şaşılacak nokta ise iki kelimede bir revizyonist, hain, vs. laflarını tekrarlayanların kendilerinin siyasi çizgilerinin de özünde suçladıklarından pek farklı birşey olmamasıdır.

Ve yine önemle hatırlanmalıdır ki bu ayrılıklar "son tahlilde" burjuvazi ve proletarya arasındaki ayrılıklardır. Bazıları şimdiden son tahlile varmış gibi bu ayrılıkların çözüm metotlarını son derece tehlikeli bir biçimde saptırmaktadırlar. Şöyle diyenler var: "Revizyonizm burjuva ideolojisidir. O halde revizyonistler burjuva ajanıdır. Burjuva ajanlarına da ne yapsan mübahtır". Daha önce de bir kere daha hatırlattığımız bu eğilimlerin ne kadar provokasyona açık bir ortam yaratacağını son günlerde ortaya çıkan bazı olaylar, anlamayan kafalara belki şimdi anlatmış olmalıdır!

Unutmamalıyız ki, bu mücadelelerin hedefi, ayrılıkları sona erdirerek birleşmektir. Böylesi gelişmelerin ise bunun yolu değil bunu engelleyen bir yol olduğu ve karşı-devrimden başka da kimseyi hoşnut etmeyeceği apaçık ortadadır!

"Bir sözcük de sosyalizmin düşmanlarına. Bizim tartışmalarımızı görünce keyiflerinden kaş göz ederek zıp zıp sıçrıyorlar. Elbet onlar tartışmalarımızı kendi amaçları için kullanmaya, bu kitapçığın partimizdeki eksik gediklere ve boşluklara ayrılmış kimi paragraflarını ellerinde bayrak gibi sallandırmaya çabalayacaklardır. Sosyalistler o çeşit iğne batırılışlarından bozum olmayacak kertede yeterlice savaşmaya yatkın, muharebeye tiryakidirIer. Herşeye rağmen, otokritik çalışmalarını izlemeye ve işçi hareketi büyüdükçe ister istemez doldurulacak, hem yanlışsızca do1durulacak olan kendi gedik ve boşluklarımızı örten peçeleri kimsenin gözünün yaşına bakmaksızın yırtıp açmaya devam edeceklerdir "(Lenin, Bir Adım İleri, İki Adım Geri).


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org