Emperyalizme ve Oligarşiye karşı
DEVRİMCİ GENÇLİK


 

Kadrolar

Devrimci Gençlik. Sayı 14, 9 Kasım 1976

En geniş kitle çalışması içinde en dar kadro çahşmasından, kitlelerin siyasi eyleme sokulmasını ve siyasi eylemin çeşitliliğini göğüsleyebilecek kalıcı çalışmayı anlamalıyız. Kalıcı çalışma, kitlelerin içinden en iyi unsurların siyasi eyleme sokulması ve örgütlenmesidir. Bu örgütlenme geçici istekler, ekonomik-demokratik talepler gibi kısa vadeli isteklerin elde edilmesiyle sınırlı olmayan bir siyasi çalışmaya kitlelerin içinden çıkarttığımız en yetenekli insanlarin sokulabilmesidir.

Kalıcı çalışma, kadrolar sorununu gündeme getiriyor. Kadrosuz bir kalıcı çalışma olamaz. Biraz daha somut olarak söylersek kadrolaşmayı yaratmayan,

 
hergün artan bir yetkinlikle siyasi mücadeleye katılabilmek için yeni kadrolar çıkartamayan bir mücadele yenilgiye mahkumdur.

Kadronun en önemli özelliği örgütleyen insan olmasıdır. Kadronun örgütleme eylemi şüphesiz günlük çalışmayı örgütleme, sendika kumra veya demokratik demek kurma işlemiyle sınırlı olan birşey değildir. Kadrolar esas olarak siyasi eylemi örgütleyebilen yetenekteki kişilerdir. Siyasi eylemin sınırları ise sınıflar mücadelesinin zengin ve karışık biçimleri tarafından şartlandırılır. Siyasi mücadele ekonomik-demokratik mücadelenin bilinen biçimleriyle özdeş değildir. Sınıflar mücadelesinin daha kapsamlı ve karışık, daha yüksek çalışma biçimlerini içerir. İşte bu çok yönlü görevlerin üstesinden gelebilecek insanları bulmak, eğitmek, kadro haline getirmek bir kadronun asli görevidir.

Kadro eğitimi, öncülerin ülkede devrimi başanya götürecek bir tarzda siyasi mücadeleyi yönetebilme kabiliyeti kazanmaları sürecidir. Anti-emperyalist, anti-oligarşik devrimi, ülkede sınıflar kompozisyonunu dikkatle öğrenip, kavramak; devrim ve karşı-devrim şeklinde saflaşan ve çatışan sınıfsal güçlerin birbirleriyle olan ilişki ve çelişkilerini doğru kavramak; sınıflar çatışmasının her alanında (ekonomik-demokratik, politik, ideolojik alanlarda) yer alarak öğrenmek, dersler çıkartmak, daha yüksek ve karışık çalışma yöntemlerini devrim yararına pratiğe sokmak; devrim sürecini kitlelerin içine yaymak. Kitleleri devrim için, devrimci eylem içinde eğitmek; doğru devrimci sloganlan onlara taşımak ve onlardan devrimin yararına olan şeyleri öğrenmek, toplayabilmek, basit ve anlaşılır bir biçimde tekrar onlara sunarak harekete sokabilmek gibi yetenekler edinme sürecidir.

Kadroların eğitim olayı şu zorunlu şeyleri içeriyor: Devrim için çalışma, yani siyasi bilinç. Bu bilinçlenme işi söylemeye gerek yok ki, marksizm-leninizmin kavranılmasını içeriyor. Aynca devrimci eylemi içeriyor. Pratikten kopuk bir teorik eğitim anlayışını reddediyor. Teoriyi, pratiğe daha etkili bir şekilde müdahale edebilmek için öğrenmeyi; kitleleri siyasi eyleme hergün artan bir şekilde katabilme, onlardan devrim için faydalı olan şeyleri öğrenme ve genelleştirip devrimin hizmetine sunma işini içeriyor.

Bu çok önemli konuda pek çok şey söylenebilir. Ancak biz şu anda meselenin küçük bir parçasına, kadrolann görevlerini yerine getirmeleriyle sınırlı olan kısmına değineceğiz. Şöyle özetlenebilir. Kadro, aldığı görevi yerine getirebilecek yeteneğe sahip olmalıdır. Bu yetenek, karşı karşıya olduğu işin gereklerini kavramak, o gereklerin yerine getirilmesini mümkün kılacak bilgi ve becerilere sahip olmayı ifade eder.

Kadronun yetenekleri somut eylemin gerekleri tarafından şartlandırılır. Bu olguyu hiçbir zaman ihmal etmemeliyiz. Bir örnek verirsek; gençlik hareketinin içinde yetişmiş, gençliğin devrimci eyleminin gereklerini özümlemiş ve bu eylemlerin gerektirdiği becerileri gösterebilen bir kadro, başka bir alanda, bir sendika çalışması içinde, bir fabrikada veya bir köy çalışmasında ilk anda aynı becerileri gösteremez. O alanlarda eylemin gerekleri gençlik alanından farklılık gösterir.

İşte bu farklılıkları başka bir alanda çalışacak olan kadrolar kavrayabilmelidir. Yeni alanda öğrenecekleri pek çok şey vardır. Genel olarak devrimciliği bilmek; marksizın-leninizm hakkında kaba bir bilgilenme veya sosyalizmin propagandasını yapabilme, her alanda, her görevde başarılı olabilme için asla kafi değildir. Kendimizi geliştirmeliyiz. Her gün yeni yeni şeyler öğrenmeliyiz. Somut eylemin gereklerine göre teçhizatlanmalıyız.

Görevlerin üstesinden gelmek üzere hazırlanmayı anlamayan; marksizm-leninizm hakkında kaba bir bilgilenmeyle, her alanda karşısına çıkacak görevleri yapabilmek için veya değişik alanlarda kolayca eylemi örgütleyebilmek, kitleleri yönetebilmek için yeterli olduğunu düşünen arkadaşlar var. Burada bizim değinmek istediğimiz, gençlik içinden çıkıp başka alanlarda çalışma isteklisi arkadaşların, bu isteklerinin yanlış veya hatalı olduğunu göstermek değildir. Tam tersine, bu türden istekleri bizler sonuna kadar teşvik etmeli, desteklemeliyiz. Bizim işaret etmek istediğimiz konu, kadrolar, kendilerini yeni görevlere hazırlarken, yukarıda söylediğimize benzer düşüncelerle kitlelerden öğrenmeyi ve pratiğe yön vermeyi çoğu zaman imkansız hale getiren, hatta kitlelerle bağlar kurmayı engelleyen, -ben bu işi bilirim- tavrına, kendini beğenmişliğe yuvarlanmamalıdır. Bu türden dar kafalılıklarla mücadele etmek gereklidir. Gereklidir çünkü, biz kadrolanmızı bu yönden eğitmez ve eleştirmezsek sosyal pratiğin eleştirisi çok daha kesin ve sert olacaktır. Kitleler kendini beğenmişlere güvenmezler, böylelerini aralarına sokmazlar, tecrit ederler.

Mütevazi olmak, kitlelerden öğrenilecek çok şeyin bulunduğunu bilmek, kitlelerle canlı bağlar kurabilmenin yollarını pratik içinden çıkartabilmek, güvenlerini kazanmak, sabırlı ve esnek olmak devrimci bir militanın kazanması ve sınanması gereken bazı özellikleridir. Pratik içinde kazanılabilecek özelliklerdir. Kitlelerle ilişkilerin bize kazandırabileceği başka herhangi bir kitapta veya gazetede bulup öğrenemiyeceğimiz pek çok şey vardır.

İdeolojik mücadeleyi yanlış kavramaktan kaynaklanan ve kadro eğitiminde önemli bir engel olarak karşımıza dikilen güçlükler de vardır. Bir kadro, ideolojik eğitime, siyasi görevlerini daha doğru kavrayabilmek noktasından yaklaşmalıdır. İdeolojik mücadeleyi sadece hizipler ve fraksiyonlar arası bir çatışma biçimi olarak algılamamalıdır. Böyle bir yanlış kavrayış ideolojik mücadeleyi pratikten koparttığı gibi bizleri üstümüze düşen devrimci görevler karşısında hareketsiz duruma sokar. İdeolojik mücadeleyi bir söz düellosu haline dönüştürür.

Kadromsu unsurlarda bu eksiklik kendini, ideolojik olarak komprime (hazır lokma) hale getirilmiş konuları ezberlemek şeklinde gösteriyor. Reçetecilik hastalığı diyebileceğimiz bu hastalık saflarımızda hala önemli ölçülerde uyuşukluğa yol açıyor. Burjuva eğitiminden bir miras olarak taşınıyor. Tabii kötü bir miras. Ezberlediğini hafız gibi tekrarlama, "ezber" bitince susma ve ezberlenecek konu isteme. Sosyal pratik ezber haline getirilemediği için veya genellikle "ezber'' pratiği geriden takip edeceği için görevler karşısında hareketsiz kalınıyor. Bu hareketsizlikler de, ezberlenecek konuların az olduğuna bağlanıyor.

Halbuki marksizm-leninizm ezberlenecek bir dogmalar yığını değildir, onu kavramak sosyal pratiğe müdahale edebilmek demektir. Yoksa pratiğin arkasından ona denk düşecek açıklamalar yapmak değil. İdeolojik eğitimi dogmatik bir antreman olarak anlayanlar pratiğe yön verme bir yana, her zaman pratiğin arkasından koşmak zorunda kalacaklar, olayların kuyruğuna ancak takılabileceklerdir...

Kadro çalışmasında gözden uzak tutulmaması gereken en önemli husus da ileriye yönelik çalışmanın gereğidir. Kadrolar daha çetin şartların siyasi pratiğine hazırlanmalıdır. Bu günden çetin günler ileride gelecektir ve biz bu günden zor şartlara hazırlıklı olmak zorundayız. Hak verilir ki, bu çetin şartların ne olacağını ve o şartlann pratiğine uygun bir hazırlığın nasıl yapılacağını bu sütunlarda madde madde yazmak veya reçeteye benzer birşeyler sunmak mümkün değildir...

Ancak şu kadarını söylemek gerekiyor: Kitle çatışmasında günlük mücadelenin, kısa ve geçici pek çok probleminin içinde boğulmamak gerekir. Kısa ve geçici amaçların ve günlük uğraşın -şartlannı aynen devam edecek tek düze bir ortam olarak görmek; sınıflar mücadelesinin daha yüksek biçimlerini görmemek ve bu yüksek biçimlere hazırlıkların ihmal edilmesi bizleri çok tehlikeli bir açmaza sokar. Devrimin gelişmesini yavaşlatır, geriletir.

Yapılması gereken, günlük kitle çalışmaları içinde gevşek bağlarla yetinmemek, bu gevşek bağların içinde boğulmamaktır. Kadro eğitimine ağırlık vermek; dar ve disiplinli çalışmayı günlük pratiğin merkezine oturtmaktır. Günlük pratiğin merkezine oturtulacak bu kadro çalışması çok yönlü eğitimi de esas almak zorundadır. Bu çalışmanın disiplini de, sadece bu günün şartlarıyla; veya kadrolann çevrelerinde oluşan yaygın ve gevşek kitle ilişkilerinin empoze ettiği; böyle ilişkiler içinden çıkan görevlerin sınırladığı ve bu görevlerin başarılmasına hizmet eden bir disiplin olmamalıdır. Bu disiplin (her türlü kitle çalışmasının merkezinde olması gereken kadro disiplini) ileriye dönük, sınıf mücadelesinin daha yüksek biçimlerine hazırlanmayı mümkün kılacak bir disiplin olmalıdır.

Eğer bizler kadro çalışmasından ve kadro disiplininden bunu anlamazsak ve kadro eğitiminde bunu esas almaz, günlük görevlerin becerilmesiyle sınırlı bir disiplin düşünürsek, böyle bir anlayış bizleri yenilgiye götürecektir. Böyle bir kadro anlayışıyla esasında günlük görevlerin altından kalkmak bile imkansızdır.

Diğer taraftan dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de kadrolarda memur zihniyetinin disiplin paravanası altında yerleşmemesidir. Kadrolar görev bekleyen memurlara dönüşmemelidir. Böyle bir edilgen insan kadro değildir. Kadro siyasi bilinçle insiyatif kullanabilen insandır. Şüphesiz bu insiyatif örgütsüz ve disiplinsiz bir insiyatif olamaz. İnsiyatif bireysel bir gevşekliğe veya keyfiliğe kılıf olmamalıdır. Kadrolann insiyatifi ilkeli bir davranış olarak keyfilikten ve liberalizmden ayrılır. Liberal eğilimlere prim verilmemelidir.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org