Emperyalizme ve Oligarşiye karşı
DEVRİMCİ GENÇLİK


 

Geçmiş hareketin
sağlıklı ve gerçek
bir değerlendirmesi,
ancak devrimci bir
hareket tarafından
yapılabilir

Devrimci Gençlik. Sayı 15, 10 Aralık 1976

Bir devrimci arkadaş, Vatan gazetesinde bir süredir yayınlanan "Sol Kendini Anlatıyor" dizisiyle ilgili olarak Vatan Gazetesi’ne gönderdiği mektubun bir nüshasını bize de iletmiştir. Aynen yayınlıyoruz:

 
Bir süreden beri Vatan gazetesinde "Sol Kendini Anlatıyor" başlıklı bir yazı serisi yayınlanıyor. Mevcut legal "sol" partilerin sözcüleri ve özellikle de 1971 dönemi içinde ortaya çıkmış bulunan çeşitli örgütlenmelerin içinde yer almış ve "dava" larda yargılanmış kişiler görüşlerini anlatmaktadır. Bu bir bakıma doğal karşılanabilecek bir durum. 1971 hareketleri içinde yeralmış kişilerin tek tek bugün nasıl düşündüklerini öğrenmek faydasız bir şey sayılmayabilir. Ancak, söz konusu yazı dizisinin ortaya çıkardığı bir başka görünüm vardır ki biz asıl bu konu üzerinde durmak istiyoruz. Çeşitli davalarda yargılanmış birçok kişi "geçmiş" hakkındaki görüşlerini açıklarken, içinde yer aldıkları örgütler adına konuştukları şeklinde bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Yazı dizisinin hazırlayıcısı Nihat Behram’ın kendi amacı ne olursa olsun bir davada yargılanmış bir kişinin "Sol Kendini Anlatıyor" diyerek "takdim edilmesi" bu görüntüyü kendiliğinden yaratmaktadtr.

Üstelik bazı kişiler konuşmalarını ve değerlendirmelerini yaparken özellikle o örgüt adına konuştuğu izlenimini yaratmak için özel bir çaba da sarfetmektedirler.

Bu sahte görünüm, görüşlerin geçmişin tek yanlı bir değerlendirmesine, bir karalama ve inkara ulaştığı noktada özel bir önem kazanmaktadır. Öyle ki bu red, o örgüt adına bir özeleştiri havasıyla sunulmaktadır. Devrimci görüşler reddedilmekte, onun yerine sosyal emperyalizm safsatalarının basma kalıp bir tekrarından başka bir şey olmayan yanlış düşünceler ikame edilmek (yerine geçirilmek) istenmektedir.

Yazı dizisini ve sorumlusunu gerçeğe uymayan bir görüntüyü yaratması açısından eleştirmek gerektiği inancındayız.

Ülkemiz solu bir yenilgi sonrası dönemin özelliklerinin en ağır bir şekilde hissedildiği bir süreci geçirmektedir. Bugün kısmen tamamlanmakta olan bu süreç kendi içinde yenilgi döneminde ortaya çıkan idealizm ve davayı inkar eğitimlerinin ağır etkilerini taşımaktadır. Yenilgi dönemleri felsefi idealizmin çeşitli biçimlerini ve özellikle sübjektif idealizmi körükler. 1971 dönemi davaları bu tür olayların sansasyonel biçimlerini de ortaya çıkardı. Bu eğilimler "zindanlarda yaratılan" tüm düşünce akımlarında şu veya bu biçimde az veya çok yansır ve yansımıştır. Bir çok kişi doğrudan davayı inkar eğilimine kapılmasa bile, o felsefi idealizm havası içinde etkilenir ve etkilenmiştir. İşte, yazı dizisinde geçmiç adına konuşan bir çok kişide bu etkiler en açık bir biçimde kendisini göstermektedir.

Devrimci düçünceler reddedilirken ileri sürülen "kanıt"larda bunu izlemek mümkündür. Yanlış hatırlamryorsak, geçmiş adına konuşanlardan biri inkarcılara karşı çıkar ve onlarla boğuşurken çıkış noktamızın aynı olduğunu zamanla farkettik biçiminde bir değerlendirme yapıyordu. Geçmişi küçük burjuva maceracılığı şeklinde değerlendirme, şu veya bu biçime bürünmüş bütün red eğilimlerinin odak noktası olmuştur.

Bugüne kadar, yazı dizisinde ortaya atılan geçmiş eleştirilerin tümünün çıkış noktası bize göre bir ve aynıdır: 71 dönemi içinde ortaya çıkan felsefi idealizm ve davayı red eğilimlerinin ortaya koyduğu öncüller. Bu öncüllerin otuşturduğu tartışma platformunda (o eğilimlerin etkileri altında) halen bir çok kişi; bir yandan davalarda Demirel’in yurtseverliğini anlatmaya koyulanlara karşı çıkmaya uğraşırken öbür yanda onların eleştiri noktalarına (cuntacılık, maceracılık, narodnizm, "Kemalist"lik, vb.) takılıp kalmış ve tek çıkış yolunu bir  uluslararası akıma  sığınmakta bulmuşlardır.

Böyle bir çıkış noktasının geçmişi değerlendirişte ne kadar sağlıksız bir mantığa dayanacağı konusunu bir yana bırakalım.

Bizim asıl üzerinde durduğumuz, böyle eğilimlerin ortaya çıkardığı geçmiş "eleştirilerinin" tüm bir harekete mal edilmesine yol açan görüntüdür.

Örneğin yukarıda değindiğimiz eğilimlerin etkisinde kaldığını bildiğimiz bir "zat" yazı serisinde hareketi temsil üslubu içinde "bildiğini" okumuştur. Tam bir sorumsuzlukla hareketin örgütsel birliğinin kalmadığı, bu nedenle "okuduklarının’’ kendini bağladığı şeklinde bir açıklamaya gerek ‘‘görmeksizin".

Bizim burada söylemek istediğimiz ve de yazı serisine ve sorumlusuna yönelttiğimiz eleştiri de bu kadardır.

Geçmiş hareketin örgütsel birliğinin ve yapısının ortadan kalkması, dağılması nedeniyle kişilerin görüşlerinin kendilerini bağladığı ve de bir hareket adına kabul edilemeyeceği...

Ve belki bir de hareketin sağlıklı ve gerçek bir değerlendirmesinin ancak devrimci bir hareket tarafından yapılabileceği...

Saygılarımızla.
 
Bir grup THKP-C davası sanığı

Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org